Ah o kalabalık bayram sofraları… Bütün özlenen tatların aynı masada olması, uzun uzun oturulan sofralar, saatler süren sohbetler muhabbetler… Bayram deyince hepimizin aklına az çok gelen sahne bu olsa gerek. Fakat ramazan ayı sonrasında beslenmeye dikkat edilmediği takdirde bayram adeta eziyete dönebilir. Ramazan ayında uzun saatler aç kalındığından dolayı metabolizma yavaşlar. Bunun için bayram daha da riskli! Ramazan sonrası eski beslenme düzenine yavaş yavaş dönülmeli. Böylece hem yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmış, hem de uzun saatler açlığa alışmış vücudumuzu çok zorlamamış oluruz. Aksi takdirde mide krampları, hazımsızlık gibi problemler yaşanabilir. Özellikle reflü, gastrit, tansiyon ve kan şekeri ile ilgili sağlık problemleri yaşayanlar bu konuda çok dikkat etmelidirler.

Şimdi birçoğunuzun aklından geçeni duyuyor gibiyim. “Tam diyete başlıyorum bir şey oluyor.  Ya doğum günü ya davet. Şimdi de bayram!” Bu tür özel günler hayatımızın her döneminde olacağı için öncelikle bu yargıyı aklımızdan bir güzel silip atıyoruz. Uyguladığınız beslenme programları sizin hayat tarzınıza adapte edildiği takdirde her zaman her yerde bulabileceğiniz yiyeceklerle oluşturulduğu için diyet yapmak sizi zorlamayacaktır. Ayrıca özel günlerde de dikkat edeceğiniz bazı püf noktalarla doğru beslenmeyi aksatmamış olacaksınız. Peki bunlar neler?

Porsiyon ve yeme hızı: Her zaman söylediğim gibi ne yediğinizden çok ne kadar yediğiniz! Bayram gibi özel günlerde tabi ki özlediğiniz tatların tadına bakacaksınız. Fakat miktarına çok dikkat etmelisiniz. Her birinin tadına bakayım derken miktarı aştığınız takdirde farketmeden çok fazla enerji almış olacaksınız. Ufak porsiyonlarla tüketmeyi ve yediğiniz herşeyi yavaş yavaş çiğnemeyi unutmayın ki gerçekten doyduğunuzu hissedin. Beyne doyma sinyalinin geç gittiğini unutmayın!

Psikolojik değil fizyolojik açlığa odaklanın: Uzun uzun oturulan sofralar edilen sohbetler masa başında daha çok zaman geçirdiğiniz için sizi sürekli yemeye itebilir.  Doysaniz dahi beyniniz “hadi biraz şundan da ye! Şu çok güzeldi bir daha nerede bulacaksın ondan da al!” diyerek sizi kandırmaya çalışabilir. Fakat durup düşünmeniz gereken şey gerçekten aç mısınız yoksa bu tamamen psikolojik bir açlık mı? Fizyolojik açlık ise doğru tercihlerle öğününüzü yapabilirsiniz.

Tatlı tüketimi: Bayram boyunca kültürümüz gereği tatlı ikramı olmazsa olmaz. “Teşekkür ederim, ben almayayım” yanıtından sonra büyük ısrarlarla karşılaştığımız bir gerçek. Bu noktada tercihinizi mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılardan yana yapmalısınız.

Egzersiz: Hayatımızın her an her alanında olmasını arzu ettiğimiz egzersize bayram süresinde de devam etmeliyiz. En azından bayram ziyaretlerine yürüyerek gitmeniz bile gün içerisindeki hareketinizi arttırmanızı sağlayacaktır. Böylece artan besin tüketimini dengelemiş olacaksınız.

Öğün tercihi: Öğüne hafif yemeklerle başlamak doğru bir tercih olacaktır. Örneğin salata veya zeytinyağlı yemekler.. Böylece doygunluk hissi sağlayıp diğer tüketeceğiniz besinlerin porsiyonunu daha rahat kontrol edebilirsiniz.  Bunun yanı sıra kızartmalardan uzak durmayı ve bol su tüketmeyi unutmayın!

Bu arada yapılan çalışmalar sevdiklerinize sarılmanın doğal antidepresan olduğunu söylüyor. Bayram boyunca sevdiklerinizle bol bol zaman geçirmeyi de ihmal etmeyin!

Uzman Diyetisyen Seba Sarıtepe