Güvenli bağlanma, bebeğin hayata adım attığında hakkı olan, kazanacağı en güzel bağlanma şekli. Çünkü bu bağ bebeğimiz için, onun hayatla arasındaki güvenli köprüsü olacak. Hayatı boyunca kuracağı diğer bütün bağların, oluşturacağı duyguların, bakış açısının temeli gibi... Diğer beceriler ve gelişimsel basamaklar, zeminde güvenli bağlanma varsa tıkır tıkır ilerliyor. Yoksa, bebek ruhsal anlamda kaygılı, sıkıntılı olduğu için keşfe kendini veremiyor, böylece gelişimsel açıdan olumsuzluklar oluşabiliyor.

Özellikle yeni doğduğunda çoğunlukla ağlayan, sizin kucağınızdan hiç bir yere gitmek istemeyen, devamlı emmek isteyen bebeğimize hep sabırla, gülümseyerek yaklaşabilmek ne güzel bir irade.

Bizim tasarrufumuzla dünyaya gelen bu küçük güzelliğin isteklerine cevap vermek bizim görevimiz. Zaman zaman zorlayıcı olsa da, ardından gelecek güzelliklere değer emin olun. Sadece biraz sabır...

Etkileşimsel Eş Zamanlılık
Bu karmaşık kelimeler şunu ifade ediyor: Yeni doğduğundan itibaren, zamanla, bebeğimizle duygularımızı eşleştirip birbirimizin duygularını hisseder oluyoruz. Duygusal anlamda bir uyum oluşturuyoruz. Hatta bir ayna gibi birbirimizi yansıtıyoruz. Daha çok bebeğiniz sizi olduğu gibi kopyalıyor, ve her şeyi hissediyor. Sizin onunla konuşma şekliniz, enerjiniz, sesinizin tonu, dokunuşunuz, sevgi dolu gözleriniz, gülen yüzünüz, hepsini... Siz de öyle bir uyum içinde, bebeğinizin gözünden, ağlama şeklinden neye ihtiyacı olduğunu kolayca anlıyorsunuz.

Böylece bebeğimizle aramızda  etkileşimsel eş zamanlılık gelişiyor.

Peki ne yapmalıyız?
İşte tam da bu noktada bizim bebeğin ihtiyaçlarını iyi anlayıp ona uygun tepkiler vermemiz çok önem kazanıyor. Duyarlı bakım, yani bebeğin ihtiyaçlarına zamanında, uygun, ve tutarlı tepki vermek anlamına geliyor. Güvenli bağlanmada süreç böyle işliyor.

Diğer bağlanma türlerinde ise eşzamanlı etkileşim açısından bakınca durum şöyle: "Güvenli bağlanmış bebeklerle karşılaştırıldığında, kaçınmacı bağlanan bebekler, fazla uyarıcı bakım alma eğilimindedir. Örneğin, anneleri onlar başka yere bakarken ya da uyuklarken, onlarla enerjik bir biçimde konuşuyor olabilirler. Anneden kaçınarak, bu bebekler çok fazla gelen etkileşimden kaçmaya çalışmaktadırlar.

Direnmeci bebekler sık sık tutarsız bakıma hedef olmaktadırlar. Anne, bebeğin ipuçlarına karşılık vermemektedir. Yine de, bebek çevreyi araştırmaya başladığında, bu anneler araya girerek bebeğin dikkatini kendilerine çevirmektedirler. Sonuç olarak, bebek annenin katılım eksikliğine kızgın olduğu kadar aşırı ölçüde de bağımlıdır. (Cassidy ve Berlin,1994; Isabella ve Belsky, 1991) "*

Bebeğinizle sık sık göz göze gelip birbirinize gülümsediğiniz oluyor mu? Ya da gözlerinize bakışından o anda ne istediğini anladığınız ve ihtiyacına hemen cevap verdiğiniz? Uykusunun geldiğini anlayıp yavaş ve daha sessiz konuştuğunuz? Bir nesneyi incelerken dalıp gittiğinde sessizce keşfini seyrettiğiniz? Öyleyse ne mutlu, onun duygularını fark ediyorsunuz ve ihtiyaçlarına cevap veriyorsunuz :)



Ayşegül Karahan Ertuğrul
Eğitimci, Ebeveyn Danışmanı

www.aysegulkarahan.com
Facebook /@aysegulkarahanBilincliAileler
Instagram /@aysegulkarahanBilincliAileler



Kaynak: *L. E. Berk, Çocuk Gelişimi  İmge Kitabevi, 2013