Nobel Edebiyat Ödülü yazar toto oynamak alışkanlık haline geldi artık. Özellikle kültür sanat gazeteciliği yapanlar, son günlerde ellerinde listelerle geziyorlardı. Heyecan dün Türkiye saatiyle 14.00’te sona erdi ve İsveç Kraliyet Akademisi, 2011 Nobel Edebiyat Ödülü’nü 80 yaşındaki İsveçli şair Tomas Tranströmer’e verdiğini açıkladı. Bu yılki ödülün bir şaire gideceği beklentisi hakimdi. Ne var ki akıllardaki isim, hemen her yıl Nobel için adı geçen, bu yıl Arap Baharı vesilesiyle şansının katlandığına inanılan Suriyeli şair Adonis’ti. Hatta İngiliz bahis şirketi Ladbrokes, Suriyeli şair Adonis’e 1’e 4 veriyordu. Bob Dylan’ın adı ise son birkaç günde öne çıkmıştı.

Yıllardır kapısında beklenir
Ödülü kazanan Tranströmer, dünyanın dört bir yanında ezbere bilinen bir isim değil belki. Ama Nobel için adı ilk kez geçmiyor. Yıllardır İsveçli gazeteciler, Nobel’in açıklandığı gün Tranströmer’in kapısının önünde bekliyor. Ladbrokes’un da şaire Hariku Murakami ile aynı oranda şans verdiğini hatırlatalım.
Sonuçta bu yılın edebiyat Nobel’i Tomas Tranströmer’in oldu. Akademi, ödülü İsveçli şaire “yoğun ve şeffaf imgeleri sayesinde gerçekliğe taze bir giriş sunması” nedeniyle verdiğini açıkladı. Bize de sosyal medyada süratle “transformers” olarak anılmaya başlayan şairi daha yakından tanımak düştü.
Tomas Tranströmer 15 Nisan 1931 doğumlu. Şair, çevirmen ve psikolog. Türkçede iki kitabı bulunuyor:
“Hüzün Gondolu” ve adını şairin İzmir’de bir öğleden sonra anını anlattığı şiirinden alan “İzmir Saat Üç”.

13’ünden beri yazıyor
Şair, yazmaya 13 yaşındayken başladı; ilk kitabını ise 1954’te yayımladı. 1966’da yayımladığı “Pencereler ve Taşlar” ile 1974 tarihli “Baltık” kitapları onu İsveç’in en tanınan şairlerinden biri yaptı. Tranströmer şiirlerinde, doğadan ve gündelik yaşamdan imgeler kullandı; seyahat ettiği ülke ve şehirleri de şiirlerinde anlattı. Ölüm, tarih, hafıza ve insan zihninin gizemleri üzerine yazan şair, 1970’lerde şiirleri “yeterince politik” bulunmadığı için eleştiri de aldı.
1990 yılında felç geçirene kadar psikologlukla yazmayı bir arada yürüttü. Islahevlerinde engelli ve bağımlı çocuklarla çalışan, saygıdeğer bir terapistti. Ancak felç, konuşmasını etkilediği için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Son 21 yılda yalnızca yazdı ve piyano çaldı. Müzik Tranströmer’in hayatında önemli bir yer tutuyor. Sıklıkla müzik üzerine yazdı. Aynı zamanda çok sevdiği piyanosunu, felç geçirdikten sonra tek elle çalmaya devam etmekle kalmadı; 2002 yılında piyano kayıtlarından “Ses, Özgürlük İlanıdır” adında bir de CD çıkardı.
1950’lerden bu yana yakın arkadaşı olan ve şiirlerini İngilizceye çeviren ABD’li şair Robert Bly ile yazışmaları, 2001 yılında İsveçli yayınevi Bonniers tarafından yayımlandı. Aynı yayınevi, 2011 başlarında şairin 80. yaşını kutlamak için 1954-2004 arası yazdığı şiirlerden oluşan bir seçki çıkardı. Nobel haberini alan Bonniers şöyle bir açıklama yaptı:
“Bekledik, bekledik, neredeyse Nobel için umudumuzu kaybetmek üzereydik. Bugün, yayınevinde çalışanların en mutlu günü”.

Akademi çekiniyor
İsveç Bilim Akademisi’nin Nobel’i İsveçlilere vermek konusunda çekinceleri olduğu biliniyor. Taraf tutmakla itham edilmekten korkuyorlar. Belki de bu yüzden, bundan önce Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan İsveçli yazarlar Eyvind Johnson ve Harry Martinson’la yıllardır aday listesinde yer alan Tranströmer arasında 37 yıl beklediler. Haberi alan eşi Monica, İsveç haber ajansı TT’ye Transtömer’in ödülü kazandığı için şaşırdığını söyledi:

“Bunu yaşayacağını sanmıyordu”.
Tomas Tranströmer 10 Aralık’ta yapılacak törenle 10 milyon İsveç kronu değerindeki ödülünü alacak.
Adı her yıl “en güçlü adaylar” arasında gösterilen Adonis ve Philip Roth gibi yazarlara bir yıl daha beklemek düşecek.

 

İzmir saat üç
Hemen hemen bomboş sokakta az ileride
iki dilenci, birisi tek bacaklı
ötekinin sırtında taşınıyor
durdular - geceyarısı far ışığında
donup kalan bir hayvan gibi -
sonra yürümeye devam ettiler
ve okul bahçesindeki çocuklar gibi çabucak
geçtiler caddeyi öğlen sıcağında
sayısız saatler tıkırdarken uzayda.
Mavi parıldayarak kaydı geçti dubaların önünden,
Kara süründü ve büzüldü, taştan dışarı bakarak,
beyaz bir fırtına olup esti gözlere.
Nalların altında ezilince saat üç
ve karanlık ışık duvarını çalınca
uzandı şehir denizin kapısının ayaklarına
ve parıldayarak akbabanın keskin gözlerinde. 

Çeviri: Gürhan UÇKAN