Belge.

Belgesel.

Belgelerin bir araya gelmesinden oluşan film.

Gerçeği yansıtıyor mu?

Yok hayır! Yönetmenin gerçeğini yansıtıyor.

Ya da salt gerçeği izliyoruz.

Bunlar belgesel denilince akla gelenler.

Belgeselin ne olduğuna dair tartışmalar sürer gider.  

Belgesel sinemayı tanımlamak gerekirse,  İngiliz Belge Film Okulunun kurucusu John Grierson’un tanımı “gerçeğin yaratıcı bir şekilde işlenmesi, incelenmesi” yönünde, Pare Lorenty, ise  “dramatik yapısı olan gerçekçi film” olarak tanımlıyor belgesli.[1]

Öyle ya da böyle gerçek olan şu ki belgesel sinema dünya çapında kabul gören sinemanın önemli bir türü.

Kökleri  “Bir Trenin Gara Girişi”ne de dayanıyor olabilir.

İlk sinema ürünleri belgesel film niteliğinde sayılabilir.

Dolayısıyla kronolojik başlangıç Lumiére Kardeşler olarak alınabilir.

Louis Lumiére’in babası Antoigne Lumiére fotoğrafçıydı ve Louis Lumiere okulda teknik eğitim alarak babasının yanında çalışmaktaydı.

Sonraları okulu bırakarak babasının yanında fotoğraf tabakaları hazırlamay başladı, bu önemli buluşun ardından işleri daha da büyüyen Lumiére Kardeşler fotoğraf stüdyolarını sattılar ve Lyon’da fotoğraf tabakası imal eden bir fabrika kurdular.

Lumiére buluşlarını geliştirdi ve sinemotografı elde etti. 1895’te Louis Lumiére fabrikasından çıkan işçileri (La Sortie des Usines) ve bir trenin istasyona yaklaşmasını görüntüleyerek bir bakıma ilk belgeseli de belgelemiş oldu.[2]

Hatta bu tren izleyicileri öyle ürküttü ki, yerlerinden kalkıp kaçmalarına neden oldu.

Tabi ki tarihi süreçte çok şey değişti, hala hayrete düşüren, bilinmeyen gerçekleri anlatan belgeseller olduğu gibi sıradan insanı anlatan belgesel örnekleriyle de karşılaşıyoruz.

Zaman içinde belgeselin de kendi içinde türleri oluştu.

Gezi, doğa belgesellerinin yanı sıra daha gerçekçi bir yaklaşımla sosyal içeriği olan belgesel filmler de karşımıza çıktı. Hatta daha ileri gidip belgesel propaganda aracı olarak da kullanıldı.

Özellikle toplumsal, tarihi, araştırma, savaş belgeselleri televizyonda yayınlamak için uygun türler.

Peki biraz alışılmışın dışına çıkmaya ne dersiniz?

Çünkü “belgeselin tadı değişiyor

1-6 Hazirantarihlerinde Documentarist İstanbul Belgesel Günleri başlıyor.

DOCUMENTARIST, 5. yılını kutlarken farklı türde belgeseller izleyicileriyle buluşturmanın yanı sıra önemli konukları, söyleşi ve panelleri ve atölye çalışmaları da içeriyor.

İlgilenenlere duyurulur.

www.twitter.com/hulyoalkan

 



[1]Rıza Enis, Belgesel Sinema Üzerine Notlar,  Sanatdünyamız, Yapı Kredi Yayınları Sayı:95 Bahar 2005 s:101

[2]Barnoww Eric, Documantary: a history of the non-fiction film, 2nd Revised, Oxford University Press, 1993, New York, s:6