29.09.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 29.09.2017-2:30 A-A+

‘Belli bir yaş’a gelince...



Sadece kadınlara yönelik işletilen yaş faşizminden gerçekten gına geldi. Bunu besleyen sinema televizyon piyasasından da... Sürekli olarak seyircinin algısıyla oynayıp kadınların 40’a bastıkları -hatta korkarım 35’i geçtikleri- gün teyzeye dönüştüğüne, artık beğenilemeyeceklerine, en fazla ellerinin öpülüp alına konacağına, erkeklerinse 80’e kadar seksi ve cazip delikanlılar olarak gezdiklerine ikna ediyorlar. Daha 40’ı yeni devirmiş kadınları yetişkin adamların annesi, aslında babaları olacak yaştaki beyefendilerin çocukluk aşkı olarak izlemekten gına geldi. Aşkın yaşıyla elbette derdim yok da, şu an biri 45 diğeri 65 yaşında olan iki insanın lise yıllarındayken yaşıt olduklarına inanmamız beklenince tatsız oluyor. Tabii bu sırada biri hâlâ Kazanova, diğeri çoktan eleğini asmış torun beklemekte.

‘Belli bir yaş’ diye bir şey var, ona bir tek kadınlar geliyor ve bunun bazı kuralları var. Cinsiyetsiz olmak mesela, kadın olmaktan vazgeçmek.  

Yanlış gördük belki!

Geçen gün, tiyatro sahnelerinden gerçekten çok sevdiğim oyuncuların oynadığı ‘İstanbullu Gelin’i izlemekteyim. Bu oyuncuların da bence en parlaklarından ikisinin; Neslihan Yeldan ile Fatih Koyun-oğlu’nun bir sahnesi. Neslihan Yeldan, Aslı Enver’in teyzesi Senem, Fatih Koyunoğlu da Özcan Deniz’in yaveri Akif rolünde gizlice kadının odasını karıştırmakta. Senem havluya sarılı, banyodan çıkar, Akif dolaba saklanır. Sonra havlu düşer, Akif’in yüzünü görürüz, buruşmuş, kırışmış ve kusmak üzere neredeyse, “Allah’ım sana geliyorum” derken sahne biter.

Bari konu da burada bitse, biz de “Yanlış gördük belki” deyip unutsak, değil mi, hayır. Onca yol gidip Faruk’un yanına ulaşan Akif, perişan vaziyette girer kapıdan. Aynen aktarıyorum: “Gitmiyor gözümden, hâlâ gitmiyor. Allah’ım ben ne yaptım ki sana? Faruk, bana bir çift retina, iyi bir psikiyatrla en az üç yıl seans borçlusun. Allah’ım, bak gene gözüme geldi. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın” ve bu böyle devam edip gider.

Ne yaşamıştır Akif? Allah’ım, teyzeyi çıplak görmüştür! Ve bu onda yıllarca terapi görmeyi gerektirecek bir travma yaratmıştır.

Ana fikir korkunç

Tabii teyze Neslihan Yeldan gibi bir kadın olunca sahne son derece saçma oluyor da, ana fikir korkunç. 40’ını geçmiş bir kadını çıplak görmek bir erkeğin başına gelebilecek en büyük felakettir. Kadınlar o yaştan sonra soyunmamalı, doğal olarak soyunarak yapılacak herhangi bir faaliyete de kalkışmamalıdır. Göbekleri ve dökülen saçlarıyla her dem seksi kalan erkeklerin göz zevki bozulur sonra.

Kadınlara karşı bu ayrımcı, ya da hadi insaflı olmaya çalışayım, en hafif tabirle tatsız yaklaşımın muhtelif yansımalarını erkeklerin yazdığı, çektiği işlerde görmeye alışığız. İtiraz hakkımızı saklı tutarak çok da şaşırmıyoruz. Ama ‘Köksüz’ gibi bir filmi çekmiş olan Deniz Akçay Katıksız ve üç kadın yazardan oluşan Teşrik-i Mesai’nin yazdığı, Deniz Koloş ve Zeynep Günay Tan gibi iki kadın yönetmenin çektiği bir dizide, bu sahneyi görmek beni gerçekten çok şaşırttı. Hani bir komedi unsuru olarak düşünüldüyse de, üzülerek söylemek isterim, hiç komik değildi.

Bilgi YarışmasıEge Denizi, Türkiye'nin neresindedir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.