Beren Saat'i neden 'çok bilinmeyenli denklem' olarak görüyoruz?

Beren Saat zor günlerden geçiyor. Doğum günü paylaşımıyla başlayan bu süreç devam ediyor. Hayranları, takipçileri hatta belki düşmanları bile Beren Saat'i çözemiyor. Beren Saat, çok bilinmeyenli bir denklem gibi. O zaman soruyu sorayım: Bu problemi illa elbirliğiyle çözmek zorunda mıyız? Beren Saat bir problem mi de 'çözmeye' çalışıyoruz?

Beren Saat'i neden 'çok bilinmeyenli denklem' olarak görüyoruz?

Herkes büyük bir hata yaptı

Herkes büyük bir hata yaptı

Her şey, Beren Saat'in doğum günü mesajıyla başladı. 26 Şubat'ta 35 yaşına giren Beren Saat, bir hayli şaşırtıcı bir doğum günü paylaşımında bulundu. Evet, herkes onu mutlu zannederken aslında o kadar da mutlu olmadığı ortaya çıktı.

Beren Saat'in ruh durumu bir anda gündeme oturdu. Her kafadan bir ses çıktı, herkes yorumda bulundu.

Ve ne yazık ki bu süreçte büyük bir hataya imza atıldı.

'Evlilik krizi'ne odaklanıldı

'Evlilik krizi'ne odaklanıldı

Beren Saat'i anlamak ya da psikolojisini algılamak yerine 'evlilik krizi' üzerinde duruldu. "Kenan Doğulu ve Beren Saat arasında bir problem mi var?" gibi son derece magazinel yaklaşıldı meseleye. Çiftin 28 Mart'ta boşanacağına kadar geldi konu.
 




Beren Saat'in hislerine "Acaba niye böyle? Kenan Doğulu'yla anlaşamıyorlar mı? Kıskançlık krizi mi var?" gibi yüzeysel bakılması can sıkıcı açıkçası. 

Meseleye neden dümdüz bakıyoruz?

Meseleye neden dümdüz bakıyoruz?

Bir durup düşünmek lazım, Beren Saat şu anda ne yaşıyor? Kenan Doğulu da Beren Saat de canımız ciğerimiz. İkisini de ayrı ayrı severiz. Araları kötü olsa bile onlar da birbirlerinin kıymetini biliyor.

Biri bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük popstar'larından biri. Diğeri de dünyalar tatlısı, yetenekli ve güzel bir aktris. Meseleye dümdüz bakmamız komik açıkçası.

Her hareketinden anlam çıkartılmaya çalışılıyor

Her hareketinden anlam çıkartılmaya çalışılıyor

Çünkü belli ki Beren Saat, önemli bir virajdan geçiyor. Hayata dair. Kendi gücünü kaybetmesi ve yine o gücü kendinde bulmasıyla alakalı damar bir konu var ortada. Her hareketi gözlem altında, her paylaşımı "Hmm" dedirtiyor.

Özellikle Instagram paylaşımları üzerinden yürünülüyor. Fark ettiyseniz şu anda bütün magazin programı sunucuları Beren Saat'in her hareketinden anlam çıkartmaya çalışıyor!

Sherlock'çuluk oynanıyor

Sherlock'çuluk oynanıyor

Adeta bir Sherlock Holmes'çuluk oynanıyor. Beren Saat, çok bilinmeyenli bir denklem. Ve "40 yıllık magazinciler nasıl olur da asıl meseleyi çözemez" gibi bir algı yaratılıyor. Beren Saat anlaşılamıyor, çünkü konu sanıldığı kadar yüzeysel değil.

Yeterli ve gerekli empati kurulamadığı için Beren Saat bir problem olarak algılanıyor.

Ve daha da komiği, "Biz kimlerin nelerini ortaya çıkarttık, Beren'i nasıl çözemiyoruz"larla hareket ediliyor.

Eksiler de yaşanacak!

Eksiler de yaşanacak!

Dolayısıyla komik bir pozisyona düşüyor herkes. Halbuki bir düşünseler, Beren Saat'in gözü neden kanlanmış? Neden markete gidip X almış? Neden kimseyle sıcak diyaloglar içinde değil? Neden 'anlaşılmaz' Instagram paylaşımlarında bulunuyor? Cevap basit aslında. Beren Saat, kimseyi ilgilendirmeyecek kadar 'özel' bir dönemden geçiyor.

Tamamen kendisiyle ilgili vermesi gereken, belki de verdiği kararlar içinde. Onun içsel arayışlar içinde olması, eskisi kadar gülümsememesi ya da gülümsetmemesi negatif bir şey değil. Bu da böyle bir süreç.

Hayat, artılar kadar eksiler de barındırır. Her daim gülemezsiniz ki! Beren Saat, bu süreci sonuna kadar yaşayacak. Yaşamalı da. Tek başına. Rol yapmadan. Tıpkı şimdiki gibi. Ondan hep mutlu olmasını beklememiz anlamsız...

Belki de inzivaya çekilecek

Belki de inzivaya çekilecek

Belki de birtakım kararlar aldı kendisiyle ilgili, belki de hayatının ikinci yarısını bambaşka bir formatta geçirmek istiyor. Belki İzlanda'ya yerleşecek. Belki Afrika'ya gidecek ve oyunculuğu, şöhreti bırakıp sosyal sorumluluk projelerinde yer alacak.

Bu, onun hayatı, onun kararı. Beren Saat, 'avantajlı konum'unu yani şöhretini bir kenara itip bunları kafasından geçirdiği için ne 'acayip' ne de mantıksız.

Problem çözme süreçleri

Problem çözme süreçleri

Beren Saat, herkes gibi acısıyla baş edebilme savaşı veriyor. Sadece travmatik bir acıdan bahsetmiyorum. Herhangi bir pürüz bile yeterli. Beren Saat, problemlerini çözebilme süreçlerini tekrar gözden geçiriyor aslında. Bunun için de kabuğuna çekilmesi zaten şart.

Şu ana kadar birçoklarına 'mantıksız' gelen 'asosyal' davranışları aslında kendisini bulma çabasıyla ilgili...

Tabii ki o çayı tek başına içeceksiniz

Tabii ki o çayı tek başına içeceksiniz

Aynı anda her şeyi yapamazsınız. Aynı anda herkesi memnun edemezsiniz. Eskisi gibi davranmıyor oluşunuz bir yanlış değil. Kendinize yönelme kararı almışsanız elbette alışkanlıklarınız değişir. Kimseyle oturup bir çay içmek bile istemeyecek noktaya gelebilirsiniz.

Ama bu, onlarla bir problem yaşadığınız için değildir. O çayın tadına tek başına varmak istediğiniz içindir. Hayatın tadını tek başına çıkartmak istediğiniz içindir.

Onu bir 'problem' olarak görmekten vazgeçsek?

Onu bir 'problem' olarak görmekten vazgeçsek?

Keşke psikoloji üzerine birkaç okuma yapabilsek. İlla üniversitede okumanıza gerek yok. Belki biraz Irvin Yalom, biraz da Engin Geçtan... Yeterli. Aslında yetenek 'görebilmek'te, 'hissedebilmek'te. Bunu başarınca "Kesseler acımaz" moduna giriyorsunuz. Hiçbir şey canınızı acıtamıyor.

Ama süre lazım. Bu süreyi tanımanız lazım. 'Beren Saat problemi'ne ülkece bu şekilde bakabiliriz umarım. Uzun vadede değil ama en kısa sürede...

Beren Saat'i çözülmesi gereken problem olarak görmekten vazgeçerek başlayabiliriz bence. Ne dersiniz?

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak