YaşamRSS
23.10.2010 - 21:14

BEYAZ TÜRKLERİN YERİNE KİM GEÇTİ?

Sitene Ekle

Eski bir tartışma ama referandum haritasıyla (kırmızı boyalı yerlere dikkat!) yeniden gündeme geldi..
Getiren kişi de Ertuğrul Özkök oldu..
Gündeme getirmekle kalmadı Beyaz Türk tarifi de yaptı..
*
“Beyaz Türk çağdaş insandır. Yüzü Batı’ya, vicdanı ‘hukuka’ çevrilidir. Gönlündeki ilk üç madde, mevcut Anayasa’nın girişindeki maddelerdir.
- Beyaz Türk, Cumhuriyet ilkeleri ile büyümüştür. Atatürk’ü fanatikçe seveni de vardır, ona her dönem çağdaş anlamlar yükleyerek seveni de... Ortak özelliği Atatürk’ün kişiliğine dokunulmasından hazzetmemesidir.
- Beyaz Türk’ün çocuğu ‘biat’ değil, ‘itiraz’ kültürü ile büyür. Aile kültürü, aile bağı, ‘babaya sorgusuz sualsiz itaat’ manasına asla gelmez.
- Beyaz Türk’ün ‘inançla’ sorunu yoktur. Ama ‘dini fanatizm’ onun mahallesinde makbul değildir. O nedenle, dini fanatizmi görünce, laikliği de fanatik biçimde yorumlamaya başlar.
- Beyaz Türk’ün beş vakit namaz kılanı da vardır, kılmayanı, gitmeyeni de. Çoğu cuma namazını kaçırmaz, ramazanı hiç unutmaz.
- Beyaz Türk namaz kılsa da, çoluğu çocuğuna ‘ille de namaz kıl’, kızına ‘başını ört’ demez.
- Beyaz Türk türbana bu gözlükle bakar. Başörtüsü ile sorunu yoktur, ama türbanla vardır.
- Zaman Beyaz Türk’ü de dönüştürür. Artık türbana daha hoşgörülüdür. Ama onu, ‘İslam’ın şartı’ değil, ‘kişisel özgürlük’ açısından görmek ister.” ( 5 Ekim 2010- Hürriyet) 
*
Bu Beyaz Türk için yapılmış ilk tarif değil.. Daha önce de Beyaz Türk’ün ne olup olmadığı konusunda çok yazıldı, çizildi..
Mesela..
Taha Akyol’a göre, Beyaz Türk tanımı daha rafine, daha varlıklı bir elit kesimi ifade ediyor..
Şerif Mardin’e göre merkezi..
Emre Kongar’a göre devlet seçkinlerini..
Marksistlere göre, egemen sınıfı..
*
Tarifi nasıl yaparsanız yapın şu gerçek değişmiyor; 2002 yılına kadar ülkeyi hep Beyaz Türkler yönetti..
1950’de halkın iktidara taşıdığı, elitlerden kurtardığı iddia edilen DP kadroları da Beyaz Türk’tü..
Celal Bayar da, Adnan Menderes de, Refik Koraltan da, Fuat Köprülü de Beyaz Türk’tü..
*
Beyaz Türkler olunca karşılığı da olmalı.. Her daim yönetilenler.. Taşrada, varoşta oturan, hakkı yenen, bürokrasinin içine giremeyen, devlet kadrolarında yer alamayan Türkler..
Zenci Türkler..
Beyaz Türkler ne kadar güçlüyse..
Zenci Türkler o kadar güçsüzdü..
Beyaz Türk yöneten, Zenci Türk yönetilen demekti..
*
Peki, bugün ülkeyi yönetenlere ne diyeceğiz? Beyaz Türk mü?
Başbakan üç yıl önce bir ABD gezisinde şöyle demişti..
“Bu ülkede Beyaz Türkler ve Zenci Türkler ayrımı var. Kardeşiniz Zenci Türklere mensuptur.”
*
İktidara gelen, bürokrasiye yerleşen, ülkeyi yöneten, her alanda etkili olan kesime 2002 yılına kadar Zenci Türk denebilirdi..
Veya kendilerini Zenci Türk olarak tanımlamalarına çok da itiraz edilmezdi..
Ama bugün nasıl tanımlayacağız?
*
Beyaz Türkler iktidardan çekildi.. Kıyılara yerleşti!..
İktidarın yeni sahiplerine ne diyeceğiz?  Sadece hükümeti kastetmiyorum, sadece siyasi kadrolardan söz etmiyorum.. Yerel yönetimlerde de etkili olan, ülke ekonomisinde de yerel ekonomide de söz sahibi olan, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını kabul ettiren..
İçinden rektör, dekan, vali, emniyet müdürü, kaymakam, üst düzey bürokrat, başhekim, işadamı, büyük ihracatçı, ithalatçı çıkaran, kendi medyasını oluşturan o muazzam kitleden söz ediyorum..
Zenci Türk diyemeyiz!..
Zenci Türklerin içlerinden çıkmış olsalar da artık Zenci Türk değiller..
*
Bu tartışma, yüzde 47’lik seçim sonuçları nedeniyle bir kez daha alevlendiğinde, eskiden kendini Zenci Türk diye tanımlayanların mutlak iktidarı perçinleştiğinde, mahalle baskısı tartışmalarının yaşandığı günlerde, Milli Gazete yazarı, düşünür Mehmet Şevket Eygi, Yeşil Türk kavramını ortaya atmıştı.. Farklı bakış açılarını net biçimde ortaya koymuştu..    
*
“Beyazlar tesettürlü Müslüman kadınlara nasıl bakıyorsa yeşiller de oruç yiyene öyle bakabilir.”
“Yazın sıcağı, kışın soğuğu, bazen ılık, bazın serin rüzgârlar esmesi ne kadar normal ve tabii ise bu memlekette İslam’ın ve Müslümanların varlığı, tesirleri, sizin tabirinizle baskıları o kadar normaldir. Alışmaya, katlanmaya çalışın.”
“Beyaz Türk’ün baskı yapmaya hakkı var da Yeşil Türk’ün yok mu?” (24 Eylül 2007- Milli Gazete)
*
Yeşil Türk tanımı tutmadı, yerli yerine oturmadı. Yeni bir adlandırma yapmaya gerek yok galiba..
Ama bu yeni sınıfın, Beyaz Türkler gibi iyi bir tarifi yapılabilir.. Dünyaya şöyle bakarlar diye başlayarak..
Madde madde..
İhtiyaç var..
İyi pazarlar!..

 

©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.