Beyoğlu'nun hikayelere konu olan 7 tarihi binası

Beyoğlu, 15'inci yüzyılda bile 100 bini bulan nüfusuyla dünyanın sayılı büyük semtlerinden biriydi. 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında, Galata Kulesi çevresinden Galatasaray’a kadar uzanan sahada Rum, Ermeni, Yahudiler’den meydana gelen yabancı uyruklular çoğunluğu oluşturdular. Osmanlılar’la yeni ilişki kuran devletlerin Beyoğlu’da arsalar edinerek binalar yaptırmaları, geniş kadrolu personellerin de buralara yerleşmelerine yol açtı. Önceleri adı Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra İstiklal Caddesi denilen ana yol boyunca mağazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eğlence yerleri açıldı. Peki buralarda neler yaşandı? Kimler, hangi binaları yaptırdı? İşte Beyoğlu'nun hikayelere konu olan 7 tarihi binası... 

 

Beyoğlu'nun hikayelere konu olan 7 tarihi binası

1- Botter Apartmanı

1- Botter Apartmanı

İstiklal Caddesi'nde, Tünel’den Galatasaray’a doğru inerken sağda İsveç Konsolosluğu’nun yanında bulunan ve Türkiye’nin ilk modaevine ev sahipliği yapan Botter Apartmanı, 1890’larda terzi Jean Botter tarafından, dönemin ünlü mimarlarından Raimondo D’Aronco’ya yaptırıldı.

Hollanda asıllı bir aileden gelen ve Sultan Abdülhamit’in özel terzisi olan Jean Botter'ın alt katta butiği, üstünde terzihanesi ve atölyeleri; onun üstündeki iki katta da ailesiyle ikamet ettiği evi bulunuyordu.

Apartmanın zemin katının caddeye bakan kısmında Botter Modaevi'nin satış ve teşhir salonları vardı.

Giriş katı yüksek tavanlı, Paris’teki örneklerine uygun, gösterişli bir mağaza olarak düzenlenmişti.

Botter Ailesi de Saray’a hizmet eden diğer yabancılar gibi iyi kazanıyordu.

Pera ve Galata’da, Avrupai tarzda bir yaşamları vardı.

Avrupa modasının takipçisi olan levantenler, batılılaşma meraklısı İstanbullular ve saraylılardan oluşan bir müşteri kitlesi oluşmuştu.

Pera’daki hareketli yaşamın ortasında mutlu bir hayat süren Botter Ailesi, Paris’e gezmeye giden genç oğullarının hastalanarak ölmesiyle büyük bir acı yaşadı.

Ardından binayı satarak Paris'e göç ettiler.

1960 yılında Botter Apartmanı bir banka şubesine dönüştü.

1972'de yazar Ferit Edgü, üçüncü katına reklam ajansı kurdu.

Günümüzde kullanılmayan Botter Apartmanı, birinci derecede korunması gereken kültür varlığı olarak tescilli.

7 katlı bina, dünyada 19'uncu yüzyılın sonlarına doğru filizlenen art nouveau akımının Türkiye’deki en belirgin temsilcisi sayılıyor.  
 

2- Mısır Apartmanı 

2- Mısır Apartmanı 

İstiklal Caddesi ile Acara Sokağı'nın kesiştiği noktada yer alan Mısır Apartmanı, 1870’de Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa’nın kışlık konağı olarak mimar Hovsep Aznavuryan tarafından yapıldı.

İstanbul’un ilk betonarme binası olan Mısır Apartmanı zeminde dükkânlar olmak üzere toplam 6 kattan oluşuyor.

En üst katın bir bölümü çamaşırhane, kalan kısmı ise teras olarak kullanılıyordu.

Paşa'nın ölümünün ardından yapı, varisleri tarafından katlara ayrılarak apartmana dönüştürüldü ve 1940 yılında dönemin ünlü işadamlarından Hayri İpar'a satıldı.

İpar Ailesi'nin mülkiyetinde yapıda birtakım değişiklikler yapıldı.

Mesela binaya iki kat daha eklendi ve asansör yapıldı.

Aynı dönemde buraya, Hollywood yıldızı Virginia Bruce ile evli olan Hayri İpar'ın oğlu Ali yerleşti.

Aile burada ihtişamlı balolar ve önemli toplantılar organize etti.

 

2000 yılında tekrar satılan bina, baştan aşağı restore edildi.

100 yılı aşkın süredir ayakta olan apartmanın dairelerinde, bugüne kadar pek çok önemli kişi yaşadı.

Şair Mehmet Akif Ersoy, Mithat Cemal Kuntay ve o zamanlar İsrail dışişlerinde görevli bir memur olan (daha sonra MOSSAD'ı kurdu) Reuven Shiloah'ın evleri ile Atatürk'ün dişçisi Sami Günzberg'in muayenehanesi, Hüsamettin Cindoruk'un 55 yıl kullandığı çalışma ofisi, Mısır Apartmanı'nda bulunuyordu. 
 

3- Frej Apartmanı

3- Frej Apartmanı

Şişhane'deki Bankalar Caddesi ile Meşrutiyet Caddesi'nin kesiştiği noktada yer alan Frej Apartmanı'nın trajik bir öyküsü var.

Ama önce tarihine bakalım...

4 katlı Frej Apartmanı'nın her katı ortalama 300 metrekare.

Burayı yaptıran, İstanbul sosyetesinin vazgeçilmez simalarından, devlete bile borç verebilecek kadar zengin olan Lübnanlı Selim Hanna Frej.

 

Bugün binanın üzerinde gördüğümüz çocuk figürlerinin ailenin çocuklarını temsil ettiği söyleniyor.

Bu çocuklardan biri, uzun süre Frej Apartmanı’nda yaşayan tek kız Anjel'di.

Evlilik yaşı geldiğinde dönemin en yakışıklı gençlerinden, İstiklal Savaşı'nın başarılı kurmaylarından Feridun Dirimtekin ile evlenerek Aysel adını alan Anjel, resmi ve diplomatik her davetin, görülen ve aranan siması oldu.

Feridun Bey emekli olduktan sonra görkemli Frej Apartmanı 150 bin liraya elden çıkarıldı ve aile, Nişantaşı'nda bir apartman dairesine taşındı.

Bu dönemlerde Feridun Bey bir kaza sonucu çukura düşerek bacağını kırdı, kısa bir süre sonra da yaşama veda etti.

Hayata yalnız başına direnmek zorunda kalan Aysel Hanım'ın başına gelen felaketler, aksilikler bitmedi...

Miras kavgaları başladı.

Mirasçılar Aysel hanıma deli diyerek akıl hastanesine yatırdılar.

Bir süre Frej'lerin tek kızı akıl hastanesinde kaldı, sonra huzur evine gönderildı.

Yani yaşamın iki farklı ucunu da gördü ve yaşadı Aysel Hanım.

Kalan antikaları çalındı, yoksulluk ağırlığını ve acısını daha da yükseltti.

Sonunda o da eşi gibi bir çukura düşerek bacağını kırdı ve hayatını kaybetti.

Frej'lerin tek kızı olan Anjel ya da Aysel hanım, bunları tek bir yaşamda gördü...

Bu yazıyı okuyanlar, artık Frej Apartmanı'nın önünden geçerken belki Bayan Anjel'i hatırlar ve Haliç manzarasına bakarak ona bir selam gönderirler...
 

4- Kamondo Apartmanı

4- Kamondo Apartmanı

Galata Kulesi'nin hizasındaki Serdar-ı Ekrem Sokak’ta bulunan ve Kamondo Ailesi tarafından inşa ettirilen Kamondo Apartmanı, semtin en eski binası.

Erken dönem Pera mimari eseri olan Kamondo Apartmanı, cumbaları dahil pek çok bölümünde ahşap malzeme kullanılmasıyla bilinir.

4 katlı olarak inşa edilen binada giriş katında dükkanlar bulunurdu.

19'uncu yüzyılın sonlarına doğru yapılan binada Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Veli, Oktay Rıfat, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Melih Cevdet Anday gibi isimler yaşadı.

Abidin Dino'nun da çatı katını kiralayıp atölye olarak kullandığı biliniyor.

Padişahın diş doktoru Hantz Von Der Heyde, Kamondo’nun mimarlarından Gustave Tedeschi, İstanbul kulübü yöneticisi Zankovitch, kuyumcu Neubauer gibi isimlerle beraber birçok bankacı, avukat, doktor ve mümessil bu binada oturdu.

2006 yılında satılan bina restore edildi; bugün ise rezidans olarak kullanılıyor.
 

5- Cercle D’Orient (Büyük Kulüp veya Serkildoryan)

5- Cercle D’Orient (Büyük Kulüp veya Serkildoryan)

Abraham Paşa tarafından konut olarak yaptırılan Cercle d’Orient binayı, Fransız kökenli Levanten mimar Alexander Vallaury inşa etti.

İstiklal Caddesi’nde 45 metre boyunca uzanan, neo-klasik üslüpta ve barok unsurların göze çarptığı 5 katlı Cercle D’Orient, 1884’te tamamlandı.

Servetiyle padişahları bile kıskandıran Abraham Paşa, binanın asma katında özel dairelerini tutup iki katını Büyük Kulüp’e kiraladı.

Böylece bina, Beyoğlu’nun en hareketli ve merak uyandıran yerlerinden biri haline geldi.

Zemin kattaki lüks ve geniş dükkanlar arasında Paris’ten son modayı İstanbul’a getiren Chavin’in mağazası, ünlü terziler Mir ve Cottereau’nun dükkanı, ‘vezirlerin bile başlarını emanet ettiği’ Stavraki’nin berber dükkanı vardı.

Briç, bakara ve poker oynanan Büyük Kulüp ise, daha sonraları siyasi tartışmaların merkezine oturdu.

Üyeleri arasında işadamları, bankacılar, sefirler, diplomatlar gibi dönemin en ‘zengin ve önde gelenleri’ vardı.

Av, borsa, kumar düşkünlüğü derken para sıkıntısı çeken Paşa, bankadan aldığı borcu ödeyemeyince Cercle D’Orient Osmanlı Bankası’na geçti.

Zaman içinde tüm malvarlığını kaybeden Abraham Paşa 1918’de 81 yaşındayken attan düşerek öldüğünde, binanın ve arsanın sahibi, borsa simsarı Manuk Manukyan olmuştu bile.

Daha sonra da H. Arditi ile A. Saltiel isimli organizatörlere geçen Büyük Kulüp, 1975’te Anadolu yakasına taşındı.

Cercle D’Orient da zamanla ‘post-modernleşen’ Beyoğlu’na ayak uydurmak durumunda kaldı.

Zemindeki dükkanların sayısı arttı, bilardo salonları açıldı; tavan süslemeleri olan salonlarından bazıları uzun süre depo olarak kullanıldı.

Tipik bir Beyoğlu pasajı kimliğine büründü.

2016 yılında ise eski ihtişamını aratmayacak biçimde yenilendi.

Abraham Paşa’nın özel odaları, Cercle d’Orient’ın iç içe geçmiş salonları orijinaline sadık kalınarak restore edildi.

'Grand Pera' adı verilerek yürütülen proje çalışmaları sonucunda Cercle d’Orient yaşama kazandırıldı.
 

6- Doğan Apartmanı

6- Doğan Apartmanı

1800'lerin sonunda İtalyan mimarisi ile inşa edilen Doğan Apartmanı, İstiklal Caddesi'nin Tünel bitimine paralel Serdar-ı Ekrem sokağında yer alıyor.

Belçikalı Helbig Ailesi tarafından yaptırılan 6 katlı bina, 1919'a kadar 'Helbig Apartmanı' olarak anıldı.

Ardından açık artırmayla Osmanlı uyruklu Mair de Botton'a satıldı ve adı 'Botton Han' olarak değiştirildi.

Çok sayıda küçük dükkan ve işletmenin bulunduğu bina 1929'da borçlanma nedeniyle ipotek edildi ve bu kez Berlin merkezli Victoria sigorta şirketine satıldı. Adı da 'Victoria Han' oldu.

1942 yılına gelindiğinde ise Yapı Kredi Bankası'nın kurucusu Kazım Taşkent'in sahibi olduğu Doğan Sigorta'ya satıldı.

Taşkent binaya, 1939'da Alpler'de geçirdiği bir kazada ölen oğlu Doğan'ın adını verdi.

1950'lerden 1970'lere kadar geçen sürede apartmandaki 90 ila 300 metrekare arasındaki 51 daire tek tek satılarak kişisel mülk oldular.

1980’li yıllarda Muhsin Bey, Rumuz Goncagül, Bugünün Saraylısı, Eşkıya gibi onlarca film ve reklam burada çekildi.

Beyoğlu'ndaki apartmanlaşma sürecinin başlangıcını temsil eden Doğan Apartmanı, İstanbul'da tarihi olan ilk binalardan.

Bu yüzden dairelerin fiyatları milyon dolarla ifade ediliyor. Kiralar ise binlerce dolardan başlıyor.

Bu yüzden şu aralar Okan Bayülgen, Sezen Aksu, Şener Şen, Derin Mermerci, Sibel Can gibi ünlülerin yaşadığı bir yer oldu. 

7- Narmanlı Han

7- Narmanlı Han

Narmanlı Han’ın yapılış tarihi, 19'uncu yüzyılın ilk yarısı olarak tahmin ediliyor.

Binanın 1924 yılına kadar Rus Konsolosluk Binası olarak kullanıldığı, mülkiyetinin Rus Devleti’ne ait olduğu biliniyor.

1930’lu yılların başında ise Avni ve Sıtkı Narmanlı Kardeşler'in satın aldığı hanın büyük bölümü büro, konut ve atölye olarak kiraya verildi.

Ünlü şair, heykeltıraş, ressam ve yazarlara ev sahipliği yapan handa zamanında Bedri Rahmi, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Aliye Berger gibi isimler yaşadı.

Tarihi ve mimari özellikleri kadar Narmanlı Han'ı değerli kılan da aslında bu yaşanmışlıklardı.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanını yazdığı ve hayatının bir bölümünü geçirdiği, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirlerini yazdığı, ressam Aliye Berger'in resimlerini yaptığı atölyesine mekan olmuş bir kültür varlığı Narmanlı Han.

Uzun dönem boş ve kapalı kalan yapılar topluluğu geçtiğimiz yıllarda tartışılan bir restorasyon süreci geçirdi.

Son haber ise, şarkıcı Emel Müftüoğlu'nun, ‘Gündem Yaratayım Mı’ şarkısın Narmanlı Han’da video klip çektiği yönünde...

2017 yılında Narmanlı Han'ın hikayesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle belgesel haline getirildi.

Belgeselde Narmanlı Han’da yarım asrı aşkın süre yaşamış olan sakinlerinden, Rusya’nın İstanbul Başkonsolosuna kadar birçok isim Narmanlı Han’ı anlattı.

Belgesel için restorasyon çalışmaları başlamadan önce teknik ekip hana girdi ve her noktasını yeni nesil sinema teknikleri ile görüntüledi.

4K görüntü kalitesinde yapılan çekimler ile Narmanlı Han’ın ilk ve tek belgeseli de yapılmış oldu.

Belgeseli hazırlayan yapımcılardan Umut Mete Soydan, Narmanlı Han’ın İstanbul’un kültürel mirası için önemini şöyle anlattı.

"İstiklal Caddesi’nin çok önemli bir noktasında 2.7 dönüm arazide bulunan Narmanlı Han, Türk edebiyat ve sanat tarihi açısından son derece kıymetli bir eser. Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Aliye Berger, Firşek Karol gibi birçok önemli sanatçımız burada uzun yıllar yaşıyor ve en önemli eserlerine burada oluşturuyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, dünya çapında eserlerinden olan Huzur romanını burada kaleme alıyor. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü burada yazıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Aliye Berger de yine aynı şekilde birçok eserini burada oluşturuyor. Tabii sadece onlar değil, başka birçok sanatçı ve gazeteci uzun yıllar burada yaşıyor. Narmanlı Ailesi'nin de sanata ve sanatçıya verdiği önem sayesinde burası adeta tarih boyunca bir sanat ve sosyalleşme merkezi kimliğini taşıyor. "

Bu makaleye ifade bırak