Bilal Meşe

Bilal Meşe

bmese@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bir atasözümüz var, “Ayağını yorganına göre uzat” diye... Bu söz bireyler kadar kurumlar için de geçerlidir. Herkes gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkanlar zorlanmamalıdır. Aksine hareket edersiniz, bütçeyi sarsar, dengeyi bozarsınız. Başka bir deyişle ayağınız yorganın dışında kalır!

Bu atasözünü isterseniz gelin, zirveye oynayan takımlara uyarlayalım ne dersiniz? Haa, para-pul işinden fazla anlamam, rakamları da çok sevmem. Bunu ekonomistlere bırakmakta yarar var. Ancaak dilimiz döndüğünce, borçlara bakıp, haddimizi aşmadan yorum yapmak da bizim işimizin bir parçası...

Haberin Devamı

Dememiz o ki Avrupa hayalleri kuran, o kapıyı açmaya çalışan takımların ekonomileri öyle sanıldığı gibi pek iç açıcı değil! Geçtiğimiz günlerde spor ekonomisti Tuğrul Akşar kulüplerin borçlarıyla ilgili harika bir yazı yazmış. Öyle ki bu tabloda Avrupa’nın hayal olduğunu dile getirmiş.

Garantisi yok

Yazısında, Beşiktaş’ın 2 milyar 61 milyon, Fenerbahçe’nin 1 milyar 696 milyon, Galatasaray’ın 1 milyar 515 milyon, Trabzonspor’un ise 901 milyon lira borcu olduğunu vurgulamış. Kar-zararı da yazmış, biz onlara girmeyeceğiz. İşin özeti büyük kulüplerin kasaları resmen alarm veriyor, bu borçlar nasıl kapanacak, açıkcası hiç bir fikrim yok! Tek bildiğimiz gerçek, UEFA’nın gözünün üzerimizde olduğudur. Yani şampiyon olsanız da, klasmana girseniz de öyle Avrupa’ya çıkmanın garantisi yok.

Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta, olağanüstü kongreye gideceğini açıkladı, ardından da bizce bir hayli ilginç öneriyi de gündeme getirdi. Başkan diyor ki, “Kendi dönemime ait borcu kapatacağım, geçmiştekiler de dönemlerine ait borçları kapatsınlar.” Yani Başkan Usta, göreve geldiği günden bu yana yapılan harcamaları üstleniyor, aldığı gibi bırakacağını söylüyor.

Çok güzel bir öneri, ama karşılık bulur mu sayın başkan? Keşke olabilse, keşke diğer büyük takımlarda da bu öneri devreye sokulabilse... Ama mümkün değil, başkan! Borçlanma aldı başını gidiyor, gelir-gideri karşılamıyor. Sezon sonunu bizler de merak ediyoruz! Kim Avrupa’ya gidecek, kim gidemeyecek, UEFA kriterlerine kim takılacak? Bekleyip, göreceğiz. Ancak tablo çok karamsar çookkk!

Haberin Devamı

Yapanın yanına kâr kalmasın!

Belki birçok kesime uçuk, hatta abuk-subuk gelebilir! Ama içimden geçenleri de yazmadan, sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim.

En ufak bir yenilgide görüyoruz ki, faturanın en büyüğü hakemlerimize çıkarılıyor, özeleştiri yerine sürekli yan yollara sapılıyor... “Vayy hakem şunu vermedi, vayyy hakem hakkımızı yedi...” Bu tür yakınmalara alıştım (!) alışmasına da, bir şey var, şu hakemi aldatanlara artık tahammülüm kalmadı. Adamın ayağına darbe geliyor, kafasını tutuyor, tekme boşa gidiyor, çığlıklar yeri-göğü inletiyor. Ceza alanına her giren, en ufak bir dokunuşta kendini yere atıyor. Taç kendisinden çıkıyor, tersini savunuyor! Yani işin özeti, hakemi aldatma adına her yola sapan tiplerin sayısı ligimizde fazla!

Elbette içlerinde sadece futbol oynamak ve işini yapmak için sahaya çıkanlar da var, onlara haksızlık etmeyelim. Ne var ki sürekli hakemin üzerine oynayan kötü niyetlilere engel olamadığımız sürece bunun önüne geçemeyeceğiz. Efendim, İngiltere’de bu sezon devreye girdi, özellikle ceza alanı içinde hakemi yanıltanlar ve haksız penaltı kazandıranlar yakın takibe alındı. Bunun için bir birim oluşturuldu, görev yapanlar da eski hakemler... Bakıyorlar, pozisyonu irdeliyorlar, aldatma varsa ve haksız penaltıya neden olmuşsa, basıyor iki veya üç maç cezayı... Bence harika.

Haberin Devamı

Benim de nacizane önerim, şu hakemi hedef tahtasına çevirenleri de gözetim altına alsak... Tıpkı İngiltere’deki gibi bir birim kurulsa, sadece ceza alanı içinde değil, sahada aldatmaya yönelik hareketlere bir ceza verilse... Bu tipleri ancak böyle yola getirip, gerilimlerin önüne geçeriz diye düşünüyorum.

Dememiz o ki, artık keyif veren maçlar izlemek istiyoruz, kavga ve gerilimlerden bıktık!

Aslan daha ağır basıyor

Bu hafta sonu Süper Lig’de iki kritik maç, hatta iki derbi var dersek abartmış olmayız. Fenerbahçe-Galatasaray ve Başakşehir-Beşiktaş... Ezeli derbiyi kim kazanır, kim kaybeder, bilemeyiz... Aslan, Kadıköy’e de lider gidiyor, lider olarak dönmek istiyor. Fenerbahçe ise zirvede söz sahibi olmanın bu maçtan geçtiğini de iyi biliyor. Bu tablo zorlu bir doksan dakikanın habercisidir...

Kantarda, bulunduğu konum ve oynadığı futbolla zirvede oturan Galatasaray biraz ağır basıyor... 18 yıldır Kadıköy’de galibiyete hasret olan Aslan için bu, artı bir motivasyondur. Elbette bu faktör Fenerbahçe’yi psikolojik olarak avantajlı kılıyor, tamam... Ne var ki, ya oynadığı futbol? İşte sıkıntı da burada yatıyor!

Dönelim Başakşehir-Beşiktaş maçına... Ev sahibi takım farklı Alanyaspor yenilgisiyle zirve yarışında darbe yedi. Artı, Başakşehir’in en büyük kozu Emre Belözoğlu’nun yanı sıra Epureanu’dan yoksun olması en büyük handikapıdır bizce. Pepe’nin bu maçta yeniden kadroda yer alması, Kartal’ın en büyük avantajı gibi gözüküyor. Ancaak, Quarasma’nın eksikliği, Kartal’a özellikle ofansa çıkışlar ve pozisyon üretiminde sıkıntılar yaşattığını gözlemliyoruz. İki takım için de bu maç ya ‘tamam’, ya ‘devam’ niteliğini taşıyor. Çünkü arkadan gelen takımlar var, unutmayalım.