Sürekli bir şeylere tutunmak isteriz. Hayatımıza güzel şeyleri çekmek ister, kötü şeylere karşı savaş açarız. Bir şeylere tutunma isteği çiftçinin tarlasına ektiği tohumlar gibi bilinçaltına ekilirler. 

Bilinçaltına ekilen tohumlar sadece tutunma isteğinden kaynaklanmaz. Yanlış algılamanın sebep olduğu öfke, bağımlılık kıskançlık, nefret de bilinçaltına tohum eker. Hepsi de hayatımızda sürekli tekrarlanan döngülere sebep olurlar. 

Döngüler, “neden hep benim başıma geliyor” türden deneyimlerdir. Döngülerin hepsi de zihin ve beden de enerjisel olarak var olurlar.  Zaman içinde beş duyu da bu enerjiye uygun hareket eder. Beş duyu dışarıyla her bağlantıya geçtiğinde, benzer duyguların yükselmesine sebep olur. Yükselen duygular iyi de olabilir, kötü de. 

Duygular arzuları tetikler. Arzular da bir şeylerin peşinden koşma tutunma halini. Başlıca tutunma halleri şunlardır; fikirlere tutunma, hayata tutunma, davranışlara, kavramlara, bedene (ölüm yaklaştıkça daha da artacaktır) tutunma vb gibi. Tutunmaların hepsi de tekrarlar halinde hayatımız boyunca devam ederler. Her gün her an binlercesi gerçekleşir. 

Tutunmaların kökeni yanlış algılardır. Tutunmaların sahip olduğu enerjiyi tutunma anında zihnin hangi seviyede olduğu belirler. Zihin huzur dolu, korkusuz ve şefkat seviyesinde ise bilinçaltında iyi, zihin, korku, paranoya seviyesinde ise kötü iz bırakarak dönüşmek üzere beklerler. Tutunmanın sahip olduğu iz iyi de olsa kötü de olsa bilinçsizce tutunma isteğine son verilmelidir. 

Birçok insan hasta olmaktan korkar. Fakat hiç kimse egonun bilinçsizce tutunma isteğinden kurtulmayı düşünmez. Halbuki bu diğerlerinden daha kötü bir rahatsızlıktır. Atom bombası dahi sürekli zarar vermez. Egonun tutunma isteği sürekli gündeme gelerek insanı acı veren döngülerin içine sokar. Bundan kurtulmanın yolu sebebini durdurmaktan geçer. Sadece acıdan kurtulmayı dilemek ya da  “Ben zihnime vakit buldukça çalışıyorum” demekle olmak, gerçekten de bir şeyler yapılmalıdır. 

Bunun için de zihne çalışmak gerekiyor. Daha net hedef ve niyetlerimiz olmalı (*),kendimizi daha çok tanımaya önem vermeliyiz. Daha esnek olmalı, bir önceki yazımda bahsettiğim üç tarzı benimsemeye son vermeliyiz. Bir sürü değerli bilim adamı ileri teknolojiler üzerine başarılı çalışmalar yapıyorlar. Bazıları daha uzun yaşamın formülü üzerinde çalışıyor, elektrikle, suyla çalışan araçlar, robotlar geliştiriliyor. Bilim adamları dışında zekâ düzeyi yüksek ya da kaynakları geniş olan birçok insan var. Zihinsel gelişimin önemine dikkat çekseler, televizyon kanalları zihinsel gelişimi sosyal sorumluluk projesi gibi ele alsa ne kadar güzel olurdu. Sanırım “Zihnin doğal halinin savaş, nefret değil de şefkat olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var”

Her Daim Sevgi Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU 

 

(*) Net hedef ve niyetler konusunda bundan önceki dört yazıma göz atabilirsiniz

Kaynak: Budist Öğretiler-  12 Links of Dependent Origin