Bin yıllık bir tarih: Notre Dame de Paris

“Bu kitabın yazarı bundan birkaç yıl önce Notre-Dame’ı ziyaret ettiği, daha doğrusu her yanını karış karış gezdiği sırada, kulelerden birinin karanlık bir köşesinde duvara elle kazınmış şu yazıyı fark etti. AΝΑΓΚΗ”*

Bu cümlelerle başlıyordu Victor Hugo, 'Notre-Dame'ın Kamburu' romanına...

Bin yıllık bir tarih: Notre Dame de Paris

Tarihin en büyük edebiyatçılarından biri olan Victor Hugo, en ünlü eserlerinden biri olan 'Notre-Dame’ın Kamburu'na bu cümlelerle başlıyordu.

Sonrasında Quasimodo’nun Notre-Dame Katedrali etrafından gelişen o hüzünlü aşk hikâyesine tanıklık ediyorduk.

19'uncu yüzyılda yazılan ve bizi 15'inci yüzyılın Parisi’ne ışınlayan kitap, Notre-Dame Katedrali'nin ününe de ün kattı.

15 Nisan Pazartesi akşamı 18:30’da yaklaşık 900 yıllık mazisi bulunan ve günümüzde tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen Notre-Dame Katedrali, restorasyon çalışmaları sırasında çıkan yangında çok büyük hasar gördü.

​Notre-Dame Katedrali, Paris’i ikiye ayıran Seine Nehri üzerinde, kentin en eski yerleşimlerinden olan İle de la Cité’nin üstüne inşa edildi.

Victor Hugo tarafından 'taşların büyük senfonisi' olarak tanımlanan bu yapının bulunduğu yer, Roma döneminde Jüpiter’e adanmış bir tapınaktı.

6'ncı yüzyılda yine aynı bölgeye bir bazilika inşa edildi fakat o da yıkılınca 12'nci yüzyılda günümüzdeki yapının inşasına başlandı.

Paris psikoposu Maurice de Sully, yıkık bazilikanın üstüne karşı adada bulunan kiliseden daha büyük bir katedral inşasını başlattı.

1163 yılında gotik mimarinin en önemli eserlerinden biri kabul edilen Notre-Dame Katedrali'nin ilk taşı kondu.

Notre-Dame Katedrali, metrik hesaplamalarda Paris’in sıfır noktası olarak kabul ediliyor.

Neredeyse iki yüzyıl süren inşaatın ardından 1345’te katedral ibadete açıldı.

Ortaçağ’ın bu önemli dini mabedi, sonraki asırlarda da önemini korudu.

Fransız Devrimi sırasında yağmalanıp Akıl Mabedi olarak kullanılsa da, sonrasında yeniden eski işlevini kazandı.

19'uncu yüzyılın önemli ressamlarından Jacques Louis David’in resmettiği üzere Napoleon, tıpkı geçmişteki tüm Fransa kralları gibi imparatorluk tacını burada düzenlenen bir törenle giydi.

Bu durum cumhuriyetçileri epey kızdırsa da, kimileri tarafından Fransız krallarının geleneği olarak görüldü.

Sanat tarihine damgasını vurmuş sanatçıların tuvallerini süsleyen Notre-Dame Katedrali, maalesef büyük oranda kül oldu.

Günümüzdeki görünümünü 19'uncu yüzyılda alan katedralin yeniden inşası için daha yangın söndürülmeden kampanya başlatıldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un başlattığı kampanyaya Salma Hayek ve eşi anında 100 milyon euro bağışta bulundu.

Bu olay vesilesiyle, restorasyon çalışmalarında dikkatin ne denli önemli bir şey olduğunu, çok acı bir şekilde hatırladık.

İstanbul da tıpkı Paris gibi insanlığın ortak mirası haline gelen pek çok tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor.

Onlara gözümüz gibi bakmalıyız.




Elbette günün birinde Notre Dame Katedrali eski görkemine kavuşacak. Ancak ne yazık ki içindeki o tarihi vitraylar ve ikonalar artık olmayacak.

Sevgili Paris son yıllarda büyük acıları atlattı, bunu da atlatacaktır...

*Kader

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr 

Bu makaleye ifade bırak