11.01.2019 00:27 | Son Güncelleme:
AA

Binali Yıldırım: Basın, milletin gözü, kulağıdır

TBMM Başkanı ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, basının milletin gözü, kulağı olduğunu, millet adına ülkeyi yönetenleri denetlediğini ve bunun bütün demokrasilerde bulunduğunu  belirterek, "Demokrasinin, çok sesliliğin savunucusudur basın. Türkiye'de basının  bu manada son derece dinamik ve özgür olduğunu biliyorum. Basın özgürlüğü  konusunda ülkemize yapılan saldırıları da doğrusu kabul etmek mümkün değildir.  Burada bir çifte standardın olduğunu hep gördük." dedi.

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN)  tarafından bu yıl 9'uncusu verilen "İbrahim Keresteci Basın Ödülleri" törenle  sahiplerini buldu.

Yeşilköy'deki bir otelde düzenlenen ödül töreni, Kur'an-ı Kerim  tilavetiyle başladı. Törende, 2010'da geçirdiği bir trafik kazasında hayatını  kaybeden İbrahim Keresteci'nin yaşam öykünü anlatan film gösterildi.

Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, Memur Sendikaları Konfederasyonu  (Memur-Sen) kurucusu Mehmet Akif İnan, İbrahim Keresteci, görev başında  hayatlarını kaybeden gazeteci, polis ve askerlere rahmet, gazilere ise şifalar  diledi.

Bu ülke için gayret eden gazetecilerin ödüllendirildiğini ifade eden  Yıldırım, "Muallim Naci'nin güzel bir sözü var. 'Marifet iltifata tabidir,  alıcısı olmayan meta zayidir.' diyor. Dolayısıyla başarılar, iltifatla olur. İyi  başarıları beraberinde getirir. Millet olarak tenkitte çok cömert ama taltifte  maalesef o kadar çok cömert değiliz. Bunu iyi bilmemiz lazım. Bugün aynı zamanda  10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'dür. Bütün gazetecilerimizin bugününü tebrik  ediyorum." diye konuştu.

"BASIN 15 TEMMUZ'DA GÜZEL DURUŞ SERGİLEDİ"

Gazetecilik mesleğine yasal bir konumu sağlayan ve haklarını güvence  altına alan 212 sayılı kanunun 58 yıl önce 1961'de yürürlüğe girdiğini hatırlatan  Yıldırım, şöyle devam etti:

"Basın deyip geçmeyelim. Basınsız da olmuyor, bazen basınla da olmuyor. Siyasetçi olarak bunu bilen birisiyim ve basınla çok muhabbeti olmuş,  tatlı, biraz da buruk hatıraları olan birisi olarak söylüyorum. Meslek hayatları  boyunca, çok okunan ya da günümüzün dijital tabiriyle çok tıklanan haber,  araştırma, makale ve mülakata daha nice yıllar imza atmalarını diliyorum. 15  Temmuz alçak darbe girişiminin defedilmesinde, şüphesiz Cumhurbaşkanımızın  liderliği, o zaman sorumluluğunu taşıdığım 65. Hükümet, aziz milletimiz, ülkeye,  bayrağa, ezana sahip çıkması ama onun yanı sıra medyanın, basının o gece çok  güzel bir duruş sergilemesi, durumdan vazife çıkararak teröristlere, alçaklara  karşı tek yürek, tek yumruk olması, alçak girişimin bastırılmasında da çok büyük  katkı sağlamıştır."

Yıldırım, 12 yıllık Ulaştırma Bakanlığı döneminde basınla çok sıkı  ilişkileri olduğunu anımsatarak, "Başbakanlık döneminde de sağ olsunlar bizi  yalnız bırakmadılar, ilgilerini artırarak devam ettirdiler. Bu doğal bir durumdu.  Çünkü hükümetin başındaydım ve içeride, dışarıda bütün meselelerde ilgilenmek,  onlara çözüm bulma sorumluluğu taşıyordum. Şimdi TBMM Başkanıyım. Tabii bunun  yanı sıra da dünya başkenti İstanbul'un Cumhur İttifakı'nın belediye başkanı  adayıyım. 'Önce millet, önce memleket' diyerek, bu yola çıktık. 31 Mart'ta seçim  yapılacak. 31 Aralık 2018'in son dakikalarını Ümraniye'de bir itfaiye  istasyonunda geçirdim. İstanbul'un her köşesinde, tam 122 noktada 4 bin  personeliyle biz yatıyorken, ayakta duran itfaiyeci kardeşlerimiz, İstanbul'un  can ve mal emniyetini koruyor. İtfaiyeciler kutsal bir görev yapıyorlar. Aynı  şekilde zabıta ve sağlık ekiplerimiz, insanımıza hizmet eden, hayatını  kolaylaştıran kim olursa olsun başımız gözümüz üstünde yeri var." ifadelerini  kullandı.

Binali Yıldırım, önlerinde bir seçim olduğunu ve ortaya çıkacak  adayların düşüncelerini, projelerini anlatarak halktan oy isteyeceklerini  vurgulayarak, "Günün sonunda sandığa gidenler, kim daha ikna edici olmuşsa, kim  daha aklına yatacak şeyler söylemişse, onda karar verilecek. Verilen karar bizim  için en makbul ve en doğru karardır. Adaylığımızın Yüksek Seçim Kurulu tarafından  onaylanmasıyla beraber, basın mensuplarıyla daha çok görüşeceğiz. Çünkü,  İstanbul'un her tarafına, ilçe belediye başkan adaylarımızla beraber, bütün sivil  toplum kuruluşları, gençler, yaşlılar, kadınlar, memurlar, çalışanlar, velhasıl  15 milyon İstanbullu ile çeşitli vesilelerle bir araya geleceğiz." diye konuştu.

"ÜÇ ŞEYDE HİKMET VARDIR"

Seçim çalışmaları boyunca çok az konuşacaklarını ancak halkı çok daha  fazla dinleyeceklerini anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü, Rabbimiz bize boşuna iki kulak, bir ağız vermemiş. İki  dinleyin bir konuşun diye vermiş. Bunda bir hikmet var. Üç şey makbuldür. Biz de  ona riayet edeceğiz. Derler ki, 'Üç şeyde hikmet vardır: Musa'nın asası, babanın  kesesi, sözün kısası.' Dünya değişiyor. Başkan Levent Uslu, bazı sorunlar  anlattı. Değerli dostlar. Karşınızda 12 yılda Türkiye'yi, alt yapıda 39. sıradan,  dünyadan 9.sıraya yükseltmiş birini görüyorsunuz. Hava yolunu halkın yolu yapan  birini görüyorsunuz. Yolları bölen, gönülleri birleştiren birisini görüyorsunuz.  Yolları bölen, milleti birleştiren birini görüyorsunuz ama söylediğimiz bir şey  var. Yolları böleriz, Türkiye'yi böldürtmeyiz. Bu kadar açık konuşuyoruz. Bizim  için makamlar, mevkiler geçer, gider. Büyük projelere, köprülere,  havalimanlarına, hastanelere, Türkiye'nin kaderini değiştiren milyarlık işlere  imza atan ve bu konularda geçmişi olan birinin 'yemek, kreş parası' gibi  meselelerle bir saniye bile kaybedecek vakti yok. Size söz veriyorum. Bir  pazarlık konusu olamaz. Bugün içinde bunu üzerime aldım. Birkaç gün içinde  çözeceğim. Bunlar, seçim vaadi falan değil. Bunlar en temel insani ihtiyaçlardır.  Biz bu kurumları biliriz. Bize ne ot yoldurduklarını biliriz. Biz onlara rağmen  20 bin kilometre yol, 56 havalimanı, Hakkari'den Edirne'ye kadar internet yaptık.  Onun için onların anlayacağı dili iyi bilirim. Gereğini yaparım."

Adaylık sürecinde halkla iç içe olacaklarını, bunlara ilişkin pek çok  haberlerin yayımlanacağını aktaran Yıldırım, "Gazetecilerin kendi mesleklerinin  kurallarına uymasını çok önemsiyorum. Doğru haber, doğru yorumu getirir. Yanlış  haberi düzeltmek zorunda kalmak, çok zor bir iştir. Bir yanlışı düzeltmek için 28  tane doğru iş yapmanız lazım. Eleştiri her zaman yapılır. Buna saygı duyarız.  Çünkü basın milletin gözü, kulağıdır. Millet adına ülkeyi yönetenleri denetler.  Bu bütün demokrasilerde olan bir şeydir. Demokrasinin, çok sesliliğin  savunucusudur basın. Türkiye'de basının bu manada son derece dinamik ve özgür  olduğun biliyorum. Basın özgürlüğü konusunda ülkemize yapılan saldırıları da  doğrusu kabul etmek mümkün değildir. Burada bir çifte standardın olduğunu hep  gördük. Eleştiri ile hakaret, tehdit ile tenkit, habercilikle iftira arasındaki  farkı, mutlaka ayırmamız lazım. Çok kez bu farkı dikkate almayanların hedefi  haline geliyoruz. Kamu adına iş yapanların kaderidir bu ama bu bizi ülkemize,  milletimize hizmet etme arzusu ve azminden geri bırakmaz." değerlendirmesinde  bulundu.

Erdal İnönü'nün, "Gazetecilerde başkalarıyla ilgili bir haber  gördüğümde hemen inanıyorum. Kendim ile ilgili bir haber gördüğümde hiç  inanmıyorum" sözünü anımsatan Yıldırım, "Başkalarıyla ilgili bir haberi okuyan  kişi 'Vay namussuz' der, geçer ama siz işin öznesisiniz, işin konususunuz.  Dolayısıyla iftira ve hakaretin olup olmadığını en iyi bilen sizsiniz." dedi.

"MUAZZAM BİR DEĞİŞİM YAŞANIYOR"

"Her şeyde olduğu gibi basında da muazzam bir değişim yaşanıyor" diyen  Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

"Eskiden gazeteler vardı. 24 saatte bir haberin değişmesi vardı. Sonra  radyolar devreye girdi, televizyon geldi. Nihayet internet hayatımıza girdi.  Gazetecilik mesleğine adını veren gazeteler işin öznesiyken, şimdi artık tali  konuma düştü. Bu anlaşılabilir bir şey. Çünkü teknoloji hayatımızı değiştiriyor.  Hemen her alanda, üretim ve tüketim değerlerimiz değişiyor. Dünyada yeni yeni  meslekler ortaya çıkıyor. Bildiğimiz meslekler kayboluyor. BM'nin yaptığı bir  araştırmaya göre, önümüzdeki 25 yıl içinde bugünkü mesleklerin yüzde 48'i yok  olacak. Bu dünyada çalışanların yarısına yakını eğer bu değişimi anlamamışsa  işinden olacak demektir. Yeni meslekler gelecek. Çoğu bilgisayar ve bilgisayar  uygulamaları olmak üzere yeni yeni meslekler olacak. Gazetecilik mesleğine ismini  koyan gazeteciler de iletişim platformu haline geldi. Okuyucu yerine, artık  takipçi diye bir tabir çıktı. Eskiden gazete bayiliği iyi bir işti. 15 yıl önce 3  milyon gazete okunuyordu. Bugün de 3 milyon kişi gazete okuyor. Türkiye'de  iletişimde büyük bir değişim yaşanıyor. Türkiye'nin internet geçmişi çok uzun  değil. 1994'ten beri internet var. 2002 yılına geldiğimizde geniş bant internet  diye bir şey yoktu. Sürekli aktif olan 10 milyon internet sayfamız var.  Gazetelerden çok daha etkili ve dinamik bir mecradan bahsediyorum. Biz dünyadan  farklı değiliz, dünya da bizden. İnternet, cep telefonları hayatımızın bir  parçası oldu. Cep telefonlarını elimizden alsınlar, şaşırıp kalırız. Bazen, bizi  ailemizden ayıran bir aygıta dönüştü."

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise İstanbul Büyükşehir  Belediyesi'nin çalışanlarına değer veren bir kurum olduğunu belirterek,  personelin yaşadığı kreş sorunu ve yemek yardımı sıkıntılarının aşılacağına  inandığını söyledi.

Yalçın, "Bunu aşabilecek iradenin bugün bu salonda olduğunu görüyorum.  Memurların yemek yardımı, İstanbul'da çok fazla yaşanmıyor ama ağırlıklı olarak  Anadolu'da yaşanan bir sorundur. Bu sorunu gidermek için çalışmalarımızı  yapıyoruz. Bugün bu konuların burada dile getirilmesini son derece anlamlı  buluyorum." dedi.

Ali Yalçın, şunları kaydetti:

"Sosyal denge sözleşmesi önemli bir kazanımdır. Yerel yönetim  seçimlerinden sonra Sayın Yıldırım'ın riyasetinde büyük bir sözleşmenin  imzalanacağını hayal etmekteyim. İstanbul'u tanıyan, bilen, buradan Ankara'ya  giden ve tekrar İstanbul'a gelen bir Başbakan ve Meclis Başkanı var. Bunun  İstanbul için bir şans olduğunu düşünüyorum."

Ev sahibi Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası  (BEM-BİR-SEN) Levent Uslu da hak ve emek mücadelesi verdiklerini belirtti.

"Gerçeklerden hiç kopmadık" diyen Uslu, "70 bin üyemiz, büyük bir  başarının göstergesidir. Bu mücadelede bayrağı taşımanın gururunu yaşıyoruz.  Sendikamız, bugün çeyrek asrı geride bırakıyor." diye konuştu.

Konuşmaların ardından, ödüller sahiplerine takdim edildi.

DEMİRÖREN MEDYA GRUBUNA 5 ÖDÜL

Demirören Medya Grubu Başkanı Mehmet Soysal ödüle layık görülürken Soysal'ın ödülünü Demirören Medya Holding Reklam Grup Başkanı Gürcan Korkmaz, Binali Yıldırım'ın elinden aldı.

CNN Türk'de yayınlanan "Seyirci Kalmayın"ın sunucusu Güven İslamoğlu ödüle layık görülürken, ödülü İslamoğlu adına CNN Türk muhabiri Özgür Deniz Kaya aldı. 

CNN Türk'ten Elif Emel Tekel de ödüle layık görülürken, Elif Tekel'in ödülünü eşi Cem Tekel aldı.

Demirören Haber Ajansı Ankara Bölge Temsilcisi Nursima Özonur ile Posta Gazetesi'nden Nedim Şener de ödüle layık görüldü.

Törene, TBMM Başkanvekili Celal Adan, gazeteciler, sendikacılar ve çok  sayıda davetli katıldı.

 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 10Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy12