Pazar

11.11.2018 - 01:30

Bir çocuk öldü! Duydunuz mu?

Sitene Ekle
Medya Analizi  |  Belma Akçura okur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Sizce bir çocuğun ihmalkârlık sonucu ölümünün siyasiler, bürokrasi, yerel yönetimler ya da kamuoyu açısından önemi nedir? 

Kadir Açık sekiz yaşında bir çocuktu. Bir parkta arkadaşlarıyla saklambaç oynarken trafonun kapağını açtı, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Öldüğünde üzerinde çizgi film karakteri Donald Duck baskılı bir tişört vardı. Önce bir devlet hastanesi morgunda bekletildi, sonra ‘sessizce’ defnedildi. Sizce bir çocuğun ihmalkârlık sonucu ölümünün siyasiler, bürokrasi, yerel yönetimler ya da kamuoyu açısından önemi nedir? Acaba bir çocuğu parkta bile koruyamayan bir devlet bunun sorumlularını araştırmış mıdır? Bir çocuğun ölümü, diğer parklarda trafo ve panoların bulunup bulunmaması ya da kilitli olup olmadıkları sorusunu hiç mi akla getirmez?

Bu sorunun yanıtını yine basın verdi. Benzer tehlikenin ne yazık ki, diğer çocuk parkları için de geçerli olduğunu yazarak… Milliyet gazetesinden Çiğdem Yılmaz; İstanbul’un 5 ilçesinde 10 parkta yer alan elektrik panosundan sadece birinin kilitli olduğunu yazdı. Her ne kadar üzerlerinde “ölüm tehlikesi” ya da “dikkat” yazsa da, 2-6 yaş grubu çocukların bu uyarıları fark etmesinin mümkün olmadığını, panoların parkların içinde görünür noktalarda, elinizle dokunduğunuzda açılabilir olduğunu bu panolara erişimi zorlaştıran hiçbir engelin de bulunmadığını da hatırlatarak. Yılmaz’ın haberine göre; daha da önemlisi güvenlik görevlisi bulunan parklarda da herhangi bir önlem alınmamış.

Ölümden ders almak

Türkiye garip bir ülke; yerel yönetimler kent yaşamını kolaylaştıracak inanılamaz projeler üretiyor ama bu projelerin doğuracağı olası tehlikeleri görmemezliğe geliyor. Engelsiz yaşam temalı projelerle sosyal etkinlikler düzenliyor, caddelerdeki sokak aralarındaki trafoları çevre kirliliği yaratmaması amacıyla grafik sanatıyla süslüyor ama ölüme sebebiyet verecek trafolara bir kilit takmayı unutuyor. Basın “bu yüzden bir çocuk hayatını kaybetti” diye yazıyor, ilgilenmiyorlar, böyle bir haberin sonuçlarını değerlendiremiyorlar bile… Ya “sorumlu değiliz” diyorlar ya da “trafoları devrettik” diyorlar.

Uygarlık dediğimiz şey yerel yönetimlerin işleyişiyle belli olur. Bir gazete haberinin olası sonuçlarını önemsemek, bir çocuğun ölümünden ‘ders almak’ çağdaş ve uygar toplumların organize olmuş halidir.

Medyanın görevi sadece kamuoyunun haber alma hakkını korumak değildir. Tablonun arkasında gazetelerin satır aralarına düşen ama yaptıkları hizmetin büyüklüğünü gölgeleyecek öneme sahip haberler konusunda da olay gerçekleşmeden önce onun olası sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmak, doğuracağı tehlikelere dikkat çekmek, uzmanların araştırma, görüş ve raporlarıyla yetkililerin kararlarını yeniden gözden geçirmesini sağlamak bir gazetecinin başarıya imza atması demektir. Bu toplumsal bir bilinç yaratması açısından da son derece önemlidir. Ancak Türkiye sekiz yaşında ölen bir çocuğu değil, iki eğitimli yetişkin insanın özel ilişkisini ve bu ilişki sırasında yaşanan şiddeti konuşuyor, bakanlar arıyor, köşe yazarları yorum yapıyor, gazeteciler birbirlerine şiddet uygulayan iki ünlüyle mahkeme koridorlarında kovalamaca oynuyor. Kamuoyu da sosyal medya ve haber sitelerinde iki yetişkin insanın bu şiddet yüzünden birbirlerine yeniden dönmelerinin mümkün olup olmadığını hararetle tartışmayı tercih ediyor.

Onlar birbirine dönebilir de sekiz yaşında bir çocuğun trafoya sıkışmış cansız bedenini kim geri döndürecek? Sizce döner mi? Yoksa çocuğun Roman olması mı bu haberin önemini kavramamızı engelliyor?

 

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.