Pazar akşamları, bir ayı aşkın bir süredir yayınlanmakta olan bir dizi var. Şimdiki liselilere fizik dersi sınavları için ön hazırlık mahiyetinde bir yapım. Görelilik, Faraday, Newton ve çok daha fazlası bu dizide. “Dahi dendiğinde aklınıza gelen ilk isim kimdir?” diye sorulsa hemen hemen herkesin vereceği ortak yanıt olan Albert Einstein’ın hayatına odaklanan Genius, National Geographic için Netflix, HBO, AMC gibi sektörün önemli şirketlerinin yapımcılıklarını üstlendikleri dizilerle yarışacak nitelikte.

İlk bölümlerinin gördüğü yoğun ilgi üzerine şimdiden ikinci sezonu müjdelenen yapım, özellikle tarih ve biyografi türündeki dizilere ilgi duyanlar için son zamanlardaki en iyi tercihlerden biri konumunda. Günümüz dünyasının her anlamda inşa edilmeye başlandığı 19. yüzyılın sonlarındaki bilimsel ve siyasi gelişmeler ışında Albert Einstein’ın hayatı üzerinden kurgulanan dizinin oyuncu kadrosu da göz alıcı. Albert Einstein’ın öğrencilik yıllarından profesörlüğüne uzanan yıllar boyunca bu dahi bilim insanını Johnny Flynn ve Geoffrey Rush canlandırıyor.

Genç Albert’i canlandıran Flynn, müzisyen kimliğiyle de tanınıyor. Geoffrey Rush içinse herhalde fazladan bir şey söylemeye gerek yok. Gerçi, dizinin şu ana kadarki kısmında Einstein’ın özellikle gençliğine odaklanıldığı için Johnny Flynn’in performansı daha fazla ön plana çıkmış durumda.

İlk bölümü Ron Howard tarafından çekilen dizide, Walter Isaacson’ın “Einstein: His Life and Universe” adlı kitabı temel alınıyor. Dizinin diğer bölümlerinde yönetmen koltuğunda farklı isimleri görüyoruz. Başlarda bu durumu yadırgasam da artık alışılagelmiş bir hal aldığı için üzerinde çok durmuyorum. Çekimlerinin ağırlıklı olarak Çekya’da gerçekleştirildiği dizi, o devirde yaşamayı çok isteyen benim gibiler için adeta bir zamanda yolculuk fırsatı sunuyor.

Albert Einstein’ın Almanya, İsviçre, İtalya ve daha sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nde geçecek olan yıllarında yaşanan gelişmeler bir ömür için oldukça iddialı. Şöyle ki kişisel yer değiştirmeleri dışında dünyanın tanıklık ettiği iki dünya savaşı ve bu savaşların öncesindeki çalkantılı dönemler, kazandığı Nobel ödülü ve ona bu ödülü getiren çalışmaları konusu Einstein olan bir dizinin yoğun bir tempoda seyretmesine neden oluyor. Newton’dan bu yana Batı biliminde yerleşik olan Newtoncılığı, öğretim gördüğü okul sıralarından beri sorgulayan ve bu sayede aşkı ve eşi Mileva ile tanışma fırsatı bulan Einstein, bu sorgulayıcı tavrıyla aynı zamanda devrin profesörlerin çoğunun hıncı ve düşmanlığıyla da yüzleşmek zorunda kalmıştı. Tabii tüm bu olumsuzlukların hiç biri dünyayı değiştiren bu dahi için Naziler tarafından maruz kaldığı muamele kadar dramatik olmamıştı. Neyse ki tüm bu zorlukları aşabilecek azme sahip bir karakterde olan Einstein’a bu dönemlerde en büyük yardımcı kemanı ve çok sevdiği Mozart’ın besteleri olmuştu.

Dizinin bir diğer güzel yanı da iyi bir müzik dinleyicisi olan Einstein’ın ekseriyeti Mozart’a ait keman performanslarına yer vermesi olsa gerek. Zirveye birçok zorluğu aşarak çıkan bu büyük insanın hayatını anlayabilmeyi elbette sadece bir dizi film ile sınırlandırmamak gerekiyor. Ben şimdiden konu hakkında iki kitabı alınacaklar listeme ekledim.

Cümleten iyi seyirler…