Pazar

16.09.2018 - 01:30

Bir ilk; organik dondurma

Sitene Ekle
Bak yeşil yeşil  |  Gürkan Akgüneş gurkan.akgunes@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Türkiye’nin ilk sertifikalı organik dondurması üretildi. Balla tatlandırılan dondurmalarda yapay aroma, renklendirici ve dolgu maddesi yer almıyor.

Kahvede yaşadığımızı dondur-mada yaşıyoruz bugünlerde. Adeta yeniden keşfettik dondurmayı. İstanbul’da birbiri ardına butik dondurmacı açılıyor. Bu durum endüstriyel dondurmadan kaçışın bir sonucu mu bilinmez ama dondurmaya rağbetin arttığı kesin. Bu yatırımlara da yansımış. Organik bal ile tanıdığımız Eğriçayır, Türkiye’nin ilk sertifikalı “organik dondurma”sını üretti mesela geçtiğimiz günlerde. 

Dondurmayı balla tatlandırmışlar. İçeriğin yüzde 20’si organik bal, yüzde 80’e yakını da organik süt. Ne glikoz-fruktoz var içeriğinde ne de şeker. O yüzden tadı keskin değil ama sağlıklı olduğu kesin. Çünkü yapay aroma, yapay renklendirici ve yapay dolgu maddesi kullanılmamış. Peki bunlar endüstriyel dondurmalarda var mı? Varmış. Hem de fazlasıyla...

Dondurma yerine hava ve kimyasal

Biraz araştırıp sektörün içinde olanlarla konuşunca aslında dondurma yerine çoğunlukla hava ve kimyasal yediğimiz anlaşılıyor. Evet gerçekten de paramızın yarısı havaya gidiyor. Dondurma kutularına dikkatli bakılırsa bu zaten görülecektir. Diyelim ki 1 kilogramlık yani 1000 ml bir kutu dondurma aldınız. Onda hem 1000 ml hem de 500 gram yazar. Aradaki 500 gramlık fark işte o hava. Sektör bunu “overrun” olarak tabir ediyormuş ve dondurma makineleri istenilen ayarda havayı malzemeye ekleyerek hacim sağlıyormuş. Butikte ise hava oranı yüzde 20-30’lar düzeyindeymiş.

Bir de öyle her dönem rengarenk, türlü meyveli dondurmaları bulabilmemizin nedeni de kimyasal renklendirici ve aromalarmış. Limonlu dondurma sapsarıysa, çilekli dondurma kıpkırmızıysa bilin ki renklendiricinin marifeti o tablo. Yoksa dondurmanın yüzde 60’ı bile çilek olsa o renk yakalanamaz diyor sektördeki isimler. Fıstıklı dondurmadaki yeşil parçaların bezelye olmasının da muhtemel olduğunu ve sütün sadece bazı butik dondurmacılar tarafından kullanıldığını da belirtmek gerek. Keçi sütü tadını yakalamak için de süt tozuna aroma katılıyormuş. Konuştuğum üretici, doğada göremeyeceğiniz renge sahip, rengi baskın ve yapıldığı meyvenin mevsimi olmayan dondurmadan kaçınılması gerektiğini söylüyor. 

Saklı göl saklandı

Şunu net olarak biliyoruz; sadece 5 yıl sonra yeraltı-yerüstü ne kadar su kaynağımız varsa hepsini kullanmamız gerekecek. Çünkü bilim insanlarına göre 2023 yılında sulamada 72, sanayide 22 milyar metreküp suya ihtiyaç duyacağız. Oysa ki Türkiye’nin yıllık su varlığı sadece 112 milyar metreküp. Ve şu an bunun yarısını kullanıyoruz. Neredeyse yüzde 80’i de sulamaya gidiyor. Hal böyleyken ve küresel ısınma kapımızı çalmışken suyu bulandırmamak hayati öneme haiz. En önemli sorun vahşi sulama. İşte Burdur Gölü’nün durumu. Hatalı sulama nedeniyle gölün yarısı kurudu. Diğer yarısını kurtarabilecek miyiz meçhul. 

Aynı büyüklükte olmasa da Şile’de de benzer bir durum yaşanıyor. İlçenin turistik mekanı Saklıgöl, susuzlukla karşı karşıya. Karamandere köylüleri sulama göleti olarak kullandıkları göldeki vanayı fazla açık tutunca, göl kurumaya yüz tutmuş. Yağışın azalmasıyla da göldeki saltanat kayığı neredeyse karaya oturmuş. Tabii gölün kuruması sadece tarımı değil, turizmi de etkilemiş. Çünkü göl kenarında gezi için İstanbul’dan her gün yüzlerce turist gidiyor. Birçoğu da Arap turist. Saklıgöl tesislerinin işletmecisi Ahmet Demircikaya, suyun lüzumsuz yere harcandığını söylüyor. Karamandere Muhtarı Mustafa Kömürcü ise bu yıl yağmurun az olması nedeniyle böyle bir manzaranın ortaya çıktığını belirtiyor.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.