Bu cümleyi sıklıkla, en çok da daha önce hiç evlenmemişolanlardan işitiyorum. EVLENMEK İSTİYORUM, HEM DE ÇOK İSTİYORUM!

Öncelikle kısa bir durum değerlendirmesi yapalım. Ne kadar güzel, sevdiğiniz biri ile berabersiniz. Üstelik ömrünüzün geri kalanını beraber geçirmek isteyecek kadar da çok seviyorsunuz onu. Durumunuz hiç de fena değil o halde. Fakat anlaşılan o ki evlenme konusunda o sizin kadar heyecanlı değil. Bu noktada biraz sıkıntılısınız.

Daha önce hiç tecrübe etmediğiniz ya da onunla beraber hiç tecrübe etmediğiniz evlilik düzenini bu kadar çok istediğinizden nasıl emin olabilirsiniz? Evliliğin mutluluğunuzu artıracağını nasıl garanti edebilirsiniz? Daha önce hiç yaşamadığınız bir şeyi nasıl bu kadar tutkuyla isteyebiliyorsunuz? Elbette ki bu işlerin garantisi yok, emin olamazsınız. O kadar çok istediğinizi düşündüğünüz evli olma hali hayallerinizdeki senaryodan uzak olabilir. Anne babalarımızdan sık sık işittiğimiz evlilik bir piyango cümlesi klişe olmakla beraber doğru bir yaklaşım.

Sizlere tavsiyem piyangoyu kazanma ihtimalinizi artırmak üzere en azından bir süreliğine sevgilinizle beraber yaşamayı denemeniz; hafta sonu ya da hafta içi birkaç günü aynı evde geçirmeniz. Evlenmeniz halinde nasıl bir düzen ile, ne ile, kim ile karşılaşacağınızı önceden tecrübe etmeniz. Aynı evde yaşamak, cinselliği paylaşmak, iyi ve kötü günleri beraber tecrübe etmek önemli. Cinsel hayat ve çiftlerin yataktaki uyumu evliliklerin yürümesinde azımsanamayacak bir yer tutuyor. Mal, mülk, çoluk, çocuk, kariyer, eğitim, dürüstlük, insaniyet bir yere kadar. Eğer ki yatakta uyuşmuyorsanız evliliği layıkıyla yürütebilmeniz çok zor. Diğer hiçbir konuda anlaşamadıkları halde yatakta çok iyi anlaştıkları için evlilikleri devam eden birçok çift mevcut. Elbette ki ideal senaryo sadece cinselliği paylaşmak değil ancak bu konuda evlenmeden önce kafanızın net olması gerekli.

Evlenmeden önce beraber yaşayarak her şeyi tüketmek istemiyorum, gizemimi yitirmek istemiyorum; evliliğin bir anlamı, farklılığı, özelliği olmalı diye düşünüyor olabilirsiniz. Haklısınız, zaten burada size tavsiye ettiğim her önünüze gelen kişi ile beraber olmanız; aşkı, ilişkileri, beraberlikleri sıradanlaştırmanız değil. Ancak ciddi düşündüğünüz biri ile beraber olmanız sizi basit, sıradan biri yapmaz. Eğer ki onunla beraber olduğunuzda artık ona verecek başka bir şeyinizin kalmadığını düşünüyorsanız kısır bir ilişki içerisindesiniz demektir, cinselliğin ötesinde de sizi vazgeçilmez kılan paylaşımlarınız olmalı. Evlilik sadece nikah ve düğün gününden ibaret değil, iyi ihtimalle bir ömür sürecek olan bir yolculuk. Gizem cinselliğin sakınılması ile korunmaz; karşılıklı özenle, nezaketle, daima kendini geliştirmekle, beraber yeni tecrübeler edinmekle korunur. Yukarıdaki mantıkta düşünürseniz evlendikten bir süre sonra cazibenizi yitirmeniz kaçınılmaz olur.

Yaşadığımız yüzyılda artık evlilikler de boşanmalar da sıradan bir hal aldı. Verilen sözler maalesef eski ağırlığını, eski değerini yitirdi. Ölüm-bizi-ayırana-dek temennisi zamanla birbirimizden-sıkılana-dek’e dönüşmüşdurumda. Seçenekler sınırsız, boşanmak basit. Şu halde yapmacık olmanın, kendini olduğundan farklı gösterip satmanın bir anlamı yok, er ya da geç uyuşmayan çiftler boşanıyor ya da boşanmayarak mutsuz ve geçimsiz hayatlarına devam ediyor. Her iki senaryo da idealinizdeki evlilikten oldukça uzak zannediyorum.

Sevgilinizle beraber geçirdiğiniz zamanların, mutlu anlarınızın kıymetini bilin. Bilin ki herhangi bir zorunluluğu olmamasına rağmen o sizinle beraber olmayı tercih ettiği için yanınızda. Beraber sürdürdüğünüz hayat keyifli, konforlu ve heyecan verici ise zaten kendiliğinden her iki taraf da evlenmek isteyecektir. Etrafınızdaki insanlara birşeyleri ispatlamak adına karşı tarafa evlilik baskısı yapmayın. Zira evlilik bir piyango, sonuçlarını siz de bilmiyorsunuz. Böylesi büyük bir adımı yalnız başınıza atamazsınız, evliliğin getireceği bütün sonuçların sorumluluğunu tek başınıza üstlenemezsiniz, üstlenmemelisiniz de. Karşı taraf da kendini hazır hissettiğinde ve sizinle aynı heyecanı duyduğunda evlenmelisiniz, daha önce değil.

Sahip olduklarınız için şükredebildiğiniz bir hafta olsun,

Sibel ŞENGÜL