BALKONDA BİR YAZ AKŞAMI

 

Sonra balkona çıktık..

İstanbul’un bir zamanlar sayfiye dedikleri  şimdilerde ise kentin göbeğinde ama denize olabildiğince  yakın, o zamanın yazlık normlarına göre inşa edilmiş eski apartman, yine de herşeye direnen bir sembol gibi içinde uyuyanlar, kavga edenler, sevişenler, beklentilerini rüyalarına dönüştüren insanların birlikte yaşadıkları bir toplama kampı gibiydi adeta..

Son kalan iki şişe biralarımızı orda içmeye karar vermiştik..

Yaz gelmekteydi.., Onun da sevişme ve üreme ritüelleri vardı tabii ki de..

Hava ısınacak, dallarda tomurcuklar patlayacak, yağmur yağacak, onları geliştirecek, tozlandıracaktı.. Sonra rüzgar esecek ve tabiatın sevişmesi sonlanacaktı bir sonrakine kadar..

Bütün bunlar olurken onların kokularını hissedecektik bizler aşkı anlayabilmemiz için..

Ihlamuru, sonra iğdeyi..

Sevişmenin yarattığı o muhteşem kokuları hissedebilecektik..

Balkona oturduğumuzda hepsi çok kısa bir sürede duygularımdan süzülüvermişti..

Tabii ki tabiat yalnızca tozlarını etrafa yaymakla yetinmezdi her defasında..

Bir müzik eklerdi kulaklarımıza..

Bir bülbül yollardı bu sevişmenin seslerine..

Daha da muhteşem olması için..

Bilirdi ki yaradan mükemmeliyetçiydi her zaman..

Bütün bunlara karşın şehir homurdanmaktaydı bir yandan, motorların ürettiği sevimsiz seslerle..

“Duyuyor musun..?” dedim..

“Gerçekten çok gürültü yapıyorlar.. Bunlara bir yasak getirilmeli” dedi..

Arabalar benim farkındalığımının aralığında değildi  oysa ki..

Ona bülbülü anlatacaktım..

“Bülbül” dedim..

“Ondan bahsediyorum..”

Bakışlarını balkonun taşlarından alıp  gözlerime diktiğini gördüm..

Merakla, yeni bir şey öğrenecek olmanın heyecanı vardı muhteşem gözlerinde..

Cesaretlendirmişti beni..

“O bülbülün sesi.. Azarlar gibi, nasihat verir gibi, akıl verir gibi, isyan eder gibi, şikayet eder gibi.. Pişmanlıklarını haykıran bir şarkı gibi değil mi..?”

Nerde olduğunu anlamaya çalıştı..

Bense onun karşıdaki ağacın bir dalında bize eşlik etmekte olduğunu çoktan farketmiştim..

“Onun çektiği dilinden demişler, çile demişler, gelse dile demişler, her seher vakti gül açtığında ötmesini hissetmişler..Bülbül gibi öttürürüz demişler..

Benim duyduğum ise yalnızca bir tek kelimenin defalarca tekrarından ibaret.."

Parmaklarıyla dudaklarıma dokundu "sus" der gibi..

"Sakın söyleme" dedi

“Yanıma gel yalnızca.."

Sandalyemi çektim.

Sağ elimi omuzuna attım..

Sol kolu belimi sardı..

Başını omuzuma dayadı..

Birlikte bülbülün anlatmak istediklerine odaklandık..

Serindi gece..