Gidişat belli oldu.. 12 Eylül’e kadar böyle.. Vaktimiz kim daha mağdur olduyla geçecek.. Kim işkenceyi tattı, kim tatmış numarası yaptı, konuşup duracağız..
30 yıl, 35 yıl önceye gidip bir süre oralarda kalacağız.. Senin işkencecin benim işkencecimin yanında sünnetçi gibi kalır muhabbetini çok duyacağız..
* * *
12 Eylül gecesi referandum sonucuna bakacağız..
Evetçiler kazanırsa; demek ki 12 Eylül onların üzerinden geçmiş diye düşüneceğiz..
Hayırcılar kazanırsa darbenin süngüsü onlara girmiş diyeceğiz..
Durum budur..
Siyasetin bizi çektiği arena tam burasıdır..
* * *
Peki, Türkiye’nin birinci meselesi bu mu?
Değil tabii..
30 yıl önceyi, hesap sorulmayacağını, fayda getirmeyeceğini bile bile tartışacağımıza.. Haksızlıkları sayıp döküp gözyaşı dökeceğimize günümüze baksak..
Yoksa bakmamız için mi 30 yıl önceye bakmamızı istiyorlar..
(Tabii ki 12 Eylül döneminin aydınlatılması yarınlar için bize çok şey katar.. Tabii ki katliam tezgâhçılarından hesap sorulamıyorsa bile teşhir edilmesi faydalıdır ama meydanlarda sürdürülen 12 Eylül tartışmasının bununla ilişkisi yoktur.)
* * *
PKK terörü tavan yapmış.. Genelkurmay, terör sivil itaatsizlikle kentlere yayılıyor uyarısı yapıyor.. Kürt sorunu malum.. Açılımın hali ortada.. Öfke, kırgınlık, kızgınlık, hayal kırıklığı, umutsuzluk..
Biz neyin kavgasını yapıyoruz?
Benim mağduriyetim senin mağduriyetini döver..
* * *
Şu üniversite sınavını bile konuşamıyoruz.. Bu yıl yeni sistemle sınava giren yüz binlerce genç mağdur oldu..
Bırakalım 30 yıllık mağduriyeti de bu mağduriyeti konuşalım..
Çocuk akşam yatarken hukuk fakültesini tercih edebilecek halde sabah uyanıyor öğretmen okuluna düşmüş!..
Efendim hata olmuş..
Çok da abartılmamalıymış!..
Zavallı çocuklar kobay olarak kullanılıyor, siyasetten çıt yok..
Anlamıyorum, muhalefetten de çıt yok!..
Varsa yoksa 30 yıl önceki mağduriyet kavgası...
Bu gençlerin mağduriyeti mağduriyet değil mi..
İlle de mapusluk mağduriyeti mi lazım..
Lazımsa buyurun. Hapistekilerin yarısı neden tutuklularla dolu.. Tutukluluk süresi neden yıllarca sürüyor..
Gelin konuşalım..
* * *
30 yıl sonra mı konuşuruz?.
Zaman aşımı süresi dolduktan sonra mı..
Bugün yaptığımız gibi..
Haybeye yani..
Eritre kadar olamadık..
Başbakan meydanlarda gururla söyledi, Meclis’te 14 gün gece gündüz çalıştık, anayasa paketini geçirdik dedi..
Başbakan’ın övündüğü aslında sıkıntının temel kaynağı..
Yalapşaplığın kanıtı.. Vekiller bile sadece 14 gün tartışmış.. Sadece 14 günde mükemmeli bulmuşlar!..
Muhalefet üzerinde çalışmış mı?
Başbakan onlara üç gün süre vermişti; onların hakkı anında yandı..
Şimdi ekranlarda tartışılıyor ama geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye misali..
Bin tane hata bulsan düzelme imkânı var mı?
Yok..
Peki son yıllarda anayasasını değiştiren ülkeler nasıl yapmış..
Prof. Dr. Ayşen Candaş’ın makalesine başvuralım..
Güney Afrika: Anayasa yazma süreci halkın katılımına açılmış. İki milyon talep dilekçesi toplanmış..
Eritre: İnsan hakları konusunda eğitim almış 400 kişi köylere dağılarak anayasanın önemini anlatmış, insanları eğitmiş.. Sonra sivil toplum kuruluşları ile vatandaşların yorum ve düşünceleri alınmış..
Nikaragua: Anayasa komisyonu metin hazırlamış. Halka dağıtılmış.. 100 bin vatandaş il ve ilçe meclisi toplantılarına katılarak fikirlerini söylemiş.. TV’ler bu görüşmeleri canlı yayımlamış..
Brezilya: Komisyon halktan ve sivil toplum örgütlerinden 61 bin anayasa teklifi toplamış, sonra halka açık komisyonlarda tartışarak nihai haline getirmiş..
* * *
Biz 14 günde işi bitirdik..
Baktığın vakit Eritre kadar olamadık..
Okuyan’ın ‘evet’i Karakaş’ın ‘hayır’ı
Dün CNN Türk’teki programda çok ilginç bir tartışma yaşandı..
Bence Türkiye’nin fotoğrafıydı.. Bölünmüşlüğün belgesiydi.. Nereye geldik diye soranlara cevap niteliğindeydi..
Anahtardı!..
* * *
Eski Bakan Yaşar Okuyan, anayasayı yerden yere vurdu ve hayır oyu vereceğini söyledi..
Prof. Dr. Eser Karakaş aynen katılıyorum dedi; evet oyu vereceğini söyledi..
Daha da ötesi..
Eser Karakaş, Yaşar Okuyan az bile söyledi, paketin içinde YÖK’ün de olması lazımdı diye başlayan uzun bir yapılmayanlar listesi çıkardı, evet oyu vereceğim dedi..
Bu kez Okuyan, Karakaş’a aynen katıldığını söyledi ve bu yüzden hayır oyu vereceğim dedi..
* * *
Okuyan devam etti: Tabii ki olumlu maddeler var ama göz boyamaca, kamuflaj, hayır diyeceğim..
Karakaş olumlu maddeler olduğuna katıldı; bu sebeple oyum evet dedi..
İki saat boyunca tartıştık..
Karakaş ile Okuyan her konuda hemfikirdiler.. Birinin eksiğini öbürü tamamladı.. Birbirlerinin lafına itiraz etmediler..
Sonuçta..
Karakaş, yeterli değil ama evet dedi..
Okuyan, hayırda hayır vardır..
* * *
Seyircinin kafası karıştı tabii..
Bul

Bir Bahar Akşamı daha / Rastlaştık Aliağa'da / Eridi Güneş Koyda / Akşam Olunca