"Ben ne çok hata yapmışım meğer,

Gözüm kapalı bakmışım meğer,

Yıllar geçmiş ben saymışım meğer,

Dostum sanıp aldanmışım meğer!

Yıllarca sürer sanmışım meğer...

Boşa kalbimi açmışım meğer

Vakit kaybıydı diyemem ama

Sen hiç dostum olmamışsın meğer!"

 

Candan Erçetin'inin bu güzel şarkısı hangimizin duygularına tercüman olmuyor ki?

Bundan bir kaç sene öncesinde olsa hayatıma giren ve beni hayal kırıklığına uğratan kişiler için üzülüp kafaya takabilirdim.

Ama şimdi biliyorum ki onun hayatımdaki görevi oraya kadarmış. 

Ayrıca hayatta en önemli değerlerin başında VEFA gelir. Vefanın TDK da karşılığı sevgide bağlılık. Bi insanda vefa duygusu yoksa en ufak şeyi bahane edip sizi (arkadaşlığınızı, dostluğunuzu, ilişkinizi) harcar.

Şahsen beni kaybetmeyi göze alanı, gözden çıkaranı geri kazanmak yolunda zerre uğraşmam. Niye uğraşayım ki, zaten gerçekten beni seviyor olsaydı ufak bir şeyde beni gözden çıkarmazdı diye düşünürüm.

Bilakis sevinmeli hayatımızdan çıktığı için. Zorlamanın tesiri yok. Çıkması daha hayırlı. Çünkü bu o insanla benzer deneyimleri tekrar tekrar yaşamaktan başka bir işe yaramaz. 

Bu şununla karıştırılıyor. Bana yanlış yaptın hoop çizdim üstünü!

Değil!

Herkes hata yapar. Yanlış anlaşılmalar olur, düşünmeden davranılan durumlar olur. Önemli olan farkına varıp telafi etme adına atılan bir adım var mı ona bakmak lazım. Bu sözle olur, davranışla olur. 

Eğer karşıdaki hala odunumun parası diyorsa:) Üzgünüm ama onu odunlarıyla baş başa bırakıp el sallayıp olay mahallinden ayrılın.. Arkanıza bile bakmadan:)

İyi yanından bakmaya çalışın.  Bu olay bana ne öğretti? 

Her durumda evlenin demiş ya Sokrates; eşiniz iyi çıkarsa mutlu olursunuz, kötü çıkarsa filozof olursunuz! :)

Yaşadığımız her olay bizim için bir ders. Gelişmemiz için bir tecrübe. Orasından bakın olayın.

Her insan kendinden sorumlu. Ne ekersen onu biçersin. Ya ben yaptığım bir şeyin karşılığı olarak onu hayatıma çektim ve dersimi aldım. Ya da onun hayatında benim bir görevim vardı ve benden bir şey öğrenmesi gerekiyordu. Mutlaka bir şekilde birbirimize iyi kötü öğrettiğimiz bir şey olmuştur.

Asıl iş bundan sonra başlıyor ama..

Bundan sonrasında bize düşen affederek serbest bırakmak. Bırakabilmeyi de bilmek.

Affet deyince insanlar bunu yanlış anlıyor ve bazen o kadar büyük tepkiler alıyorum ki. Gidip o kişiden özür dilemek olduğunu düşünüyor ve "öleceğimi bilsem bunu yapmam" diyorlar.

Oysa affetmek o kişiyle irtibat kurarak bunu yapmak değil. Affetmek içinde olduğun duygudan özgürleşmek.

Bunu yapabilmek için kendinizi olaylara farklı bir bilinçle bakmaya zorlamalısınız. 

Şuna inanmalısınız en başta 

EN BÜYÜK FAYDASI BİZE.

Çünkü bundan sonrasında kin gütmenin, geçmişle yaşamanın, bana böyle yaptı aynısını görsün diye beklemenin bize zarardan başka bir getirisi olamaz. Ne zararı demeyin... Tüm öfke kızgınlık gibi duygular vücudumuzdaki organlarla bağlantılıdır ve hastalık yapar. Kalpte nefret tutmak kalp rahatsızlıklarına sebep mesela..

Eski Havaililere göre geçmişin acı veren olayları içinizde kaldıkça dengesizliğe ve hastalığa sebep olur. Ho'oponopono bu düşüncelerin enerjisini ortadan kaldırmanın basit bir yoludur!  

Ho'oponopono bir hatayı düzelt manasına gelir!

Pişmanlık ve affetme içeren sadece 3 cümle

Seni seviyorum

Lütfen beni affet

Teşekkür ederim!

Aranızda problem olan kişinin arkasından onun ruhunun duyduğuna inanarak bu 3 cümleyi tekrar ediyorsunuz.

Komik gelmesin. Gerçekten işe yarıyor. Ne işe yarıyor ki derseniz; Bilinçaltınızı temizliyor ve tüm geçmiş yaraları iyileştiriyor. Dr Hew Len diyor ki eğer siz bunu gerçekten istiyorsanız bilinçaltınız bu kaydı siliyor ve hata düzeltilmiş oluyor.

Deneyin bence.

 

Uyuyup uyandığınızda yepyeni bir gün artık!

Dünde bırakmayı bilmek lazım bazı şeyleri.

Geçmiş adı üstünde..!

 

Sevgiler tüüüm kalbimden

Nur Demir

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/