Alin Taşçıyan  

Ankara Sinema Derneği, “Yol” filminin kurguda kullanılmayan bölümlerini ortaya çıkardı. 13. Avrupa Filmleri Festivali Gezici Festival kapsamında önce Ankara’da gösterilen kullanılmamış sahneler, önceki gün Kars’ta bir panelde sunuldu. Filmin başrol oyuncusu Tarık Akan, yönetmen yardımcısı Muzaffer Hiçdurmaz, İsviçreli yapımcısı Donat Kreusch ve kurgucusu Elizabeth Waelchli, Hasan Bülent Kahraman moderatörlüğünde düzenlenen panelde, filmin serüvenine dair anılarını anlattı,  sahneleri değerlendirdi.

Kreusch’ün filmi Şerif Gören’den çok Yılmaz Güney’e mal etmesi ise Türk sinemacıların tepkisini çekti.

Yeniden alevlenen tartışma ve çekimden artan malzemenin bolluğu, 1982 Cannes Film Festivali’nin Altın Palmiye dahil 25 ödül sahibi “Yol” üzerine bir kitap ve bir belgesele gerek duyduğumuzun kanıtı.

“Yol”un öyküsü burada özetlenemeyecek denli karışık. Kabaca bildiğimiz ve Kars’taki panelde doğrulanan öykü şöyle:

Yılmaz Güney “Bayram” adlı, 10 mahkûmun izne ayrılmasını konu alan epik senaryosunu hapishanede olduğu için gerçekleştiremez. Güney Film, bu pahalı yapımın finansmanını sağlayamaz. Cactus Film verir parayı. Senaryo sadeleştirilir, filmin yönetmenliği önce Erden Kıral’a verilir, onunla fikir birliğine varılamayınca, hapishaneden yeni çıkan Şerif Gören devralır çekimleri.

Negatifler, yurt dışına gönderilir. Sonra Yılmaz Güney de kaçar. Kurguyu Fransa’da tamamlayıp Cannes Film Festivali’ne yetiştirir filmi ve Altın Palmiye’yi alır.

Anılarını anlattılar

Tarık Akan ile Muzaffer Hiçdurmaz, bir yandan kelle koltukta yaptıkları ve sonra hiç göremedikleri çekimleri izlerken bir yandan da anılarını anlattı. Filmin en etkileyici sahnelerinden biri olan, Tarık Akan’ın karlara bata çıka at üstünde yol almaya çalıştığı, donmaya başladığı sahne filmde kullanılmamış.

Ayağı kırılan at, gerçekten öldürülmüş ve o sırada ayağı uyuşmuş olan Tarık Akan’ın karakteri, atın karnını yarıp ayaklarını içine sokarak donmaktan kurtulmaya çalışmış. Akan, kendisi için duygusal bir deneyim olan sahneler kullanılmadığı için Yılmaz Güney’e kırılmış. Ama Güney sahnelerin çok karanlık olduğunu söylemiş.

Akan, filmi izlerken karanlık olduğunu görerek Güney’e hak verdi. 

Strafordan tipi...

Bütün bir gün boyu Karlıova’da karlara bata çıka yapılan çekimlerdeki tipi ise son derece basit bir yöntemle elde edilmiş. Akan, “Bingöl’de bir kayakevinde kalıyorduk. Bütün gün dışarıda çekim yaptıktan sonra karanlık basarken eve dönüyor ve bütün ekip yemek yemeyi beklerken strafor ufalıyorduk. Sonra bunları kar taneleri yerine kullanıyorduk. Yüzümdeki ve giysilerimdeki kar ise Kreusch’ün yurtdışından getirdiği kar spreyi” dedi. 
Donat Kreusch ise Yılmaz Güney’in filmin ilk yönetmeni Erden Kıral’a el çektirme ve çekimleri Şerif Gören’e teslim etme kararını birlikte aldıklarını söyledi.

Kreusch, buna rağmen Gören’in çıkardığı işi de hiç beğenmediğini, ona göre Türk sinemasının en iyi filminin “Sürü” olduğunu birkaç kez vurguladı.

Tarık Akan ile Muzaffer Hiçdurmaz ise Şerif Gören’in hakkını teslim etti. Akan, Yılmaz Güney ile hapishanede üç kez görüşebildiğini ama altı ay süren çekimlerde Güney ile bütün haberleşmelerinin bu kadarla sınırlı kaldığını özellikle belirtti.

 

'Eleştirel yaklaştı’

Cannes Film Festivali Direktörü Gilles Jacob, ilk kurgusu 2 saat beş dakika olan filmin 1 saat 50 dakikada sınırlandırılmasını talep etmiş. Waelchli, “15 dakikayı aralardan kısaltacak zamanımız yoktu, o yüzden altıncı karakterin öyküsünü çıkardık. Ayyaş ve kumarbaz olan bu karakter, Türkiye’nin bir başka yönünü anlatıyordu ama diğer karakterlerinkinden farklı bir öyküsü vardı; bu yüzden onu kullanmadık. Yönetmenler, filmlerine kıyamaz, çekim sırasındaki anılarını da katar işlerine, kurguda sahne atmaları kolay değildir. Ama, Yılmaz Güney çok eleştirel yaklaştı 'Yol’a. Böylece işimiz kolaylaştı” dedi.