Aşk… Hepimizin yeni yıl hedeflerinde, doğum günü dileklerinde olan bir kelime… Sihirli bir kelime, bir olgu. Hayatımızda olmazsa eksikliğini hissettiğimiz… Uğruna kitaplar yazılan… Şarkı sözlerinde içimizi sızlatan… Aşk…

Aşkın ömrü 3 yıldır denir. Bu konuda yazılmış bir kitap da varsa ne söylenebilir? Yaşandığında hedefe ulaşmanın hazzı bazı felsefecilerin düşüncesine göre tamamlanır, kişi yeni bir haz arayışına girer. Yeni arayışlar gelir ardından… Nasıl olduğu bilinmez yeniden aşık olunur.

Aşık olunan kişiyle hayalleriniz yarım kaldıysa, duygular ara vermeksizin sürer gider.

Aşka aşığım diyen de bir grup insan var. Senin bana aşık olmana aşığım diyenler de… Benim bahsettiğim aşk hissedilen, yaşanan, zihinde değil kalpte istenen kişiye duyulan aşk…

Farklı dine mensup bir çiftin evliliğine izin verilmeyince kadın evleniyor. Bir çocuğu oluyor ve yıllar sonra eşinden ayrılıyor. Başka biriyle evlilik ve çocuk aşkı bitirmiyor, çünkü o yaşanamayan aşktır onun için. Erkek evlenmemiş hiç… Boşanma sonrası aşkı yaşayamayan çift evleniyor, mutlu evlilik yaşama yaşını çoktan geçtikleri düşünülse de her günleri birbirinden özel yaşanıyor.

Bu çift evlenmeye karar verdiklerinde eyleme geçebilselerdi aşkları ne kadar sürerdi, bilmiyorum.

Çeşitli nedenlerle aşklarını yarım bırakanlar erkek veya kadın yıllar sonra o aşka bambaşka duygularla devam ediyor. Kadın bazen gizlemeyi tercih ediyor. Eşine aşık olması gerekliliğini unutmamaya çalışıyor. Aslında herkes aşkı farklı tarif ediyor. Bazıları için tutku ve aşk karışıyor birbirine. Tutku da yeni tutkulara açık… Yeni bir tutku oluşana kadar devam ediyor duygular.

Burada önemli olan ilişkileri yönetebilmek… Aşk mı tutku mu arıyorsunuz, evlilik size göre mi düşünün isterseniz? Yoksa huzur, mutluluk, çocuklarla yaşanan sıcak bir yuva, bir ev mi beklentiniz?

Yaşanamayan aşkta kaldıysanız orada devam etmenin size bir yararı yok.  Bunu fark edin ve o aşkı bitirin. Evren boşluğu sevmez.  Hala aşıksanız başka birisi hayatınıza aşk yaşamak üzere giremez.

Acı hissettiğimiz bizi üzen müzik türünü değil, yeniliği, yeni bir başlangıcı çağrıştıran müziği dinlemeye başlayalım. Hatta Şebnem Ferah’ ın dediği gibi “sil baştan başlamak lazım” diyelim. Yeniden…