KitapRSS
18.09.2007 - 00:00 | Son Güncelleme: 18.09.2007-0:00

Bitmeyen ödeşme

İsmet Kür'ün sarmal kurgulu romanı "Onuncu Sigara", insanın insana ettiği türlü işkenceyi sorguluyor her harfinde.

Sitene Ekle
ONUNCU SİGARAYI YAKABİLMEK! axkit021.jpg İsmet Kür, Everest Yayınları'ndan çıkan son romanı "Onuncu Sigara"da, kızı Yosun'un intiharına tanıklık eden annesi Gül'e yaptırmış bu yakıcı saptamayı. Önce anne baba evinin sevgisizliğinde, ardından 12 Eylül'de maruz kaldığı işkence, ihanet, iftira üçgeninde hırpalanan Yosun, içmeden bıraktığı "Onuncu Sigara"sının ardı sıra balkondan boşluğa bırakıyor bedenini. Ruhunun boşluğunu dindirmek için öte türlüsünü bilemiyor belli ki... Söndürülmemiş, tablada yanık bırakılmış sigara belli olur. Söndürülmüşler gibi ezik, öyle eğri büğrü olmaz... Külü uzamıştır... Unutulmuşluğun ezikliğini yaşar gibidir. Hani; kimi insanlar vardır, yanar yanar kül olurlar da kimse farkında bile olmaz... Öyle, kendilerini yakarak göçüp giderler, kimsecikler, en yakınları bile farkında olmadan... Ne çok insan vardır böyle, Yosun... Ne çok..." "Onuncu Sigara", günlük, teyp kaydı, geri dönüşler ve iç konuşmalar gibi farklı tekniklerle, hayatları ve ölümleri birbiriyle kesişen kahramanlarına suskun seslerini geri veren bir roman. İnsanlık onurundan umudu kesen gencecik Yosun, kendi çocukluk acılarını, yazar kimliğinin kocası Behzat tarafından horlanışını, evliliğin içindeki öteki kadın Zerrişte'ye duyduğu çaresiz kıskançlığı zalimce kızına yönelten Gül, Zerrişte'ye beslediği aşkla ve siyasi arenada kişiliğini yitirişiyle hırpalanan hayat yorgunu Behzat ve nihayet aşkın ve yaşama sevincinin simgesi Zerrişte, romanın üzerinde yoğunlaştığı esas karakterler.Hepsi de deneyimleri ve bakış açılarıyla birbirlerinden ne denli farklı olsalar da içlerinde taşıdıkları yangınla kendilerini ve birbirlerini yakan ve hep birlikte o hiç içilmeden küle dönüşen "Onuncu Sigara" imgesinde birleşen kişilikler. Tek istisna, hayatın hakkını doya doya veren ve 'öteki kadın' olmasına rağmen Yosun'un en yakını Zerrişte. Onun hikâyesinde yaratan ve aşklanan kadın, en ışıltılı karşılığını buluyor. Onun payına düşen, üzerine koru sıçramayan kahırlı ruhların yangınına tanıklık etmek ve inançla, emekle, aşkla hayata, kudsiyetini iade etmek. Aynı imgede birleşenler Romanın bir diğer özelliği, onyıllar boyu sadece o işkenceye, acıya ve yıkıma maruz kalan 12 Eylül mağduru bir kuşağa da Yosun aracılığıyla ses vermesi. İsmet Kür, yalın ve çarpıcı diliyle işkencenin söze dökülemeyen zulmünü okurun vicdan gücüne de yaslanarak betimlemiş: " 'Ağbi be, yeni bir 'muamele' öğrendim bir arkadaştan. Bir matrak ki, sorma. Bak şimdi, karıyı yatırıyorsun...' Hayır, hayır, hayır, anlatamam... Anlatamam... Anlatamam... Yerde, gözlerim bağlı yatıyorum... Herif anlatıyor, gülüyor pis pis... Kaç kişi bunlar?... Kahkahaları öyle kalabalık, öyle gürültülü ki... 'Şu karıda denesek mi ne dersin?' Her yanımı, binlerce, milyonlarca karınca gibi saran korku... Sözcük bulamıyorum... Çünkü dünyadaki tüm sözcüklerin çok az da olsa, her sözcüğün saygıdeğer bir yönü vardı. Sözcüklere kıyamıyorum."İşkence sadece sorgulama odalarının özenle çalışılmış tekniklerinden ibaret değil. İsmet Kür, insanın kendine ve en yakınındakilere kıyışını, işkencenin en tarifsizini de işliyor ustalıkla. Yıllar boyu biriktirilen kuşkular, hınçlar, aldatışların son durağı hep o içilmeden sonuna kadar yanan "Onuncu Sigara"... Öyle ki kaderleri birbiri üzerine kapanan karakterler belki de ilk kez o el süremedikleri sigaraya bakarken yek diğerini de kendi çıplak, çaresiz gerçeği içinde görme fırsatını buluyor. Ödeşmenin sigarası yılların kandırılmışlığına nispet edercesine yanarken, tüm korkularını korkan ve umutsuzluğunda özgürleşen her bir roman karakteri aynı yakıcı soruyu soruyor okura: ""Onuncu Sigara"yı yakmaya yüreğin var mı?.." 12 Eylül mağduru kuşak
Yorum Yazın
Gönder
Oscar ile sinemanın en iyileri ödüllerine kavuşurken, en kötü filmlere verilen ödül hangisidir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.