Black Mirror Bandersnatch ile sinema nereye gidecek?

Black Mirror dizisi bir süredir hepimizi dehşete düşürmeyi başarıyor. Geleceğe dair çizdiği karamsar tabloyu ve yarattığı distopyanın yer yer gerçekleşmeye başladığını görüp daha da kaygılanmamak elde değil. Şimdi bu yapım farklı bir konseptle, bir film konseptinde 'Black Mirror: Bandersnatch' ile karşımızda. Üstelik bu sefer daha da radikal. İpler artık seyircinin elinde!

Black Mirror Bandersnatch ile sinema nereye gidecek?

Lumiere Kardeşler’in bize armağını olan sinema, aradan geçen 100 yılı aşkın süre zarfında ekseriyetle klasik anlatı biçimi olan kahramanın yolculuğu şeklinde ilerledi. Avangart veya sanat veya anlam kaygılı çalışmalar bir kenara, ister Avrupa Sineması isterse de Hollywood’un sık sık eleştirilen sinema endüstrisi olsun, en nihayetinde her zaman kahramanın yolculuğu temasını işlemeyi tercih etti.

 

 

Bu anlatımda seyircinin beklentileri genellikle karşılanmakla beraber, kimi durumda da sürprizle veya bir nokta konmadan sona eriyordu. Tüm bu süreçte ne olursa olsun seyircinin doğrudan müdahalesi söz konusu değildi. Ancak sınırları zorlayan Black Mirror bu konuya da el attı.

Yayınlanmaya başladığı günden beri özgün, sarsıcı, endişe verici ve karamsar atmosferiyle seyirciyi etkilemeye başaran dizi, George Orwell  ve Aldous Huxley gibi ustaların yolundan gidip distopyayı farklı bir boyuta çıkarıyor.

 

 

İşin daha korkuncu, şimdiden dizide temas edilen konuların bir bölümü gündelik hayatımızda başımıza gelmeye başladı bile. Hayatımıza bu denli etki edip bizi sarsmayı başaran Black Mirror, bu kez sezonluk bir diziyle değil, başlı başına bir filmle karşımıza çıkıyor.

'Black Mirror: Bandersnatch' adıyla 28 Aralık 2018’de Netflix’te seyirciyle buluşan yapım, seyirciye seçme hakkı veren kurgusuyla karşımıza çıkıyor. Kahramanımız Stefan, 1983 yılında yaşayan Londralı herhangi bir genç. Etkisinde kaldığı Bandersnatch romanını, tutkunu olduğu video oyununa dönüştürmeyi kafaya takar ve olaylar gelişir.

Edebiyatta örneklerine rastladığımız üzere 'Black Mirror: Bandersnatch' filminin hikayesinin akışı sırasındaseyirci de olay örgüsüne kendisi yön veriyor. Spoiler sularında yüzüp boğulmamak adına en hayati olmayan noktadan örnek verecek olursak; kahramanımız Stefan’ın walkman ile dinleyeceği kasete dahi ekran başındaki seyirci karar veriyor. Bu arada umarım walkman'in ne olduğu konusunda fikir sahibi olmayan kimse yoktur. Konuya dönecek olursak... Stefan’ın video oyunu tasarlamak için kodlar dünyasında kaybolması, aslında benzerine 'An Imitation Game' veya 'Beautiful Mind' gibi filmlerde de rastladığımız, beynin sınırlarını zorlayan bir hikaye.

Hikayenin akışına müdahale edebilme hakkı, filmin bir nevi kaderini belirleme şansını bize veriyor. İşte olay da burada başlıyor. Sinema tarihi açısından da büyük bir yenilik anlamına gelen bu durum, bakalım bu sanat dalını nerelere taşıyacak...

ihsan.dindar@milliyet.com.tr
http://instagram.com/ihsandinovski

Bu makaleye ifade bırak