Botoks denildiğinde aklınıza hemen güzellik gelebilir. Ancak botoks bazı hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Bunlardan biri de beyin felci olarak bilin Serebral palsi. Bu hastalara botoks uygulamaları yapılıyor. Bu uygulamaların etkileri üzerine çalışan Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Can A. Yücesoy, kas mekaniğine yenilikçi bakış açıları geliştiren çalışmaları kapsamında Serebral Palsi hastalarına uygulanan botoks tedavilerinde optimal çözümleri araştırıyor. Yücesoy, “Serebral palsili çocukların botoks tedavisi tamamlandıktan sonra da eklemlerini hareket ettirmekte zorlandığını gözlemliyoruz. Bu da dikkate değer bir probleme işaret ediyor olabilir’’ dedi.
 
Yücesoy ve ekibi, matematiksel modellemeye ek olarak çeşitli deneysel yöntemler kullanarak kas hastalıklarının sebeplerinin anlaşılmasına ve tedavisine yönelik yenilikçi bakış açıları geliştiriyor. Bu çalışmalar arasında serebral palsi hastalarına uygulanan botoks tedavisinin etki mekanizmasının anlaşılması ve sonuçların optimize edilmesine yönelik TÜBİTAK destekli bir çalışması bulunuyor.
 
Prof. Dr. Can A. Yücesoy ile Serebral palsi hastalarına botoks uygulanan botoks ile ilgili araştırması hakkında konuştuk. 
 
Serebral palsi hastalarına botoks neden uygulanıyor? 
Botoks, kozmetik amaçlı kullanımına ek olarak pek çok başka alanda da kullanılıyor. Serebral palsi hastalarında botoksun özel bir kullanımı var. Bu hastalarda temel bir refleks olan germe refleksi sağlıklı insanlardaki gibi kontrol altında değil. Bu nörolojik sorunun sonucu olarak hastalar eklemlerini açmakta zorluk yaşıyor, örneğin dizleri bükük olarak yürümek zorunda kalıyorlar. Sağlıklı bireyler yürüme sırasında adımlarını atarken bacakları düz bir biçimde harekete başlıyorlar ve yere ilk olarak topukları temas ediyor. Oysa serebral palsi hastaları dizlerini açamayabiliyorlar ve bu nedenle yere ilk olarak ayak parmak uçlarını temas ettirmeleri gerekiyor. Bunun gibi sebeplerle hastalar belirgin hareket problemleri yaşıyorlar. 
 
Botoks sinirlerin kası uyarmasını engelliyor. Ortaya çıkan kısmi paralizasyon, eklemdeki probleme yol açan kontrolsüz refleksi oluşturan reseptörlerin önemli bir kısmını devreden çıkartıyor. Buna spastisite yönetimi deniyor ve botoks kullanımı sırasında hastanın daha rahat hareket etmesi sağlanıyor. Ancak, Botoksun etkisi nörolojik anlamda olumlu olsa da serebral palsi hastalarının hareketini hala kaslar sağlıyor. Hareket problemleri mekanik temelli aslında ve hareketin motoru kaslarımızdır. Buna göre botoksun mekanik etkilerinin de iyi anlaşılması önemli.
 
Serebral palsi hastalarının kaslarının sağlıklı bireylere göre daha sert olduğu tecrübe ediliyor. Eklemin açılması kasın boyunu uzatıcı bir etki yapıyor ve daha sert olan spastik kas da buna sağlıklı bireylere kıyasla daha fazla direnç gösteriyor. Buna göre, beyin tarafından uyarılmadığı zaman da spastik kasın eklemde harekete karşı yarattığı direnç fazla. Botoks tedavisinden beklenen bir temel etki, bu pasif direncin düşürülmesi. Diğer yandan, serebral palsi hastalarının eklem hareket aralığı sağlıklı bireylerinkinden daha dar. Bunun sebebi beyin tarafından uyarılan spastik kasın daha dar bir eklem açısı aralığı için kuvvet üretmesi. Botoks tedavisinden beklenen bir diğer temel etki, eklem hareket aralığının genişletilmesi. Bu etkilerin gerçekten ortaya çıktığının somut olarak incelenmesi lazım ama buna direk bakan çalışmalar yok. Bunu izlemek için botoks almış kasın uyarılmadığı zaman pasif kuvvetinin azalmasını ve uyarıldığı zaman daha geniş bir eklem açısı aralığı için kuvvet üretmesini göstermek gerekiyor. Bunu dikkate alarak yaptığımız çalışmalarımız botoks ile kasların mekanik davranışının değişime uğradığını ve ortaya çıkan etkilerin tedaviden istenenlerle uyumsuz olabileceğini gösteriyor. 
 
Serebral palsi hastalarında siz botoks ile ilgili neyi fark ettiniz? 
Önemli bir konu şu: Botoksun nörolojik etkisi kalıcı değil ve örneğin enjekte edildikten dört ay sonra ortadan kalkıyor. Botoks bu sebeple genelde iki yıl boyunca periyodik enjeksiyonlar yapılarak kullanılıyor ve sonrasında tedavi bitiriliyor. Doğal olarak bir süre sonra nörolojik soruna olumlu etkisi ortadan kayboluyor. Serebral palsi hastalarının botoks ile spastisite yönetimi süreci tamamlandıktan sonra da eklemlerini hareket ettirmekte zorlandığı biliniyor ve hatta hastalar sıklıkla ortopedik cerrahiye alınıyor. Bu dikkate değer bir problemin varlığına işaret ediyor. Çalışmalarımız bunula ilgili iki şeye işaret ediyor. İlki botoks etkinken, ortaya çıkan kısmi paralizasyon kasların fonksiyonunu tedaviden beklenenin tersine etkiliyor olabilir. İkincisi ise, botoks tedavisi tamamlandığında kasların yapısı eklemdeki problemi sürdürecek biçimde değişiyor olabilir.
 
Nasıl bir çalışma yaptınız? İnsan mı hayvan deneyleri mi? Nerede yayınlandı? 
İki ayrı yöntem ile çalışmalar yaptık. Hayvan deneyleriyle botokstan etkilenen kasların pasif kuvvetlerinin arttığını ve kuvvet üretebildikleri eklem aralığının genişlemediğini ama daralabildiğini gösterdik. Bunlar botoks ile spastisite yönetimi döneminde elde edilmek istenen iki etkinin tersine etkiler. Ayrıca, kasın içindeki bağ doku miktarının botoks sonucu arttığını yani yapısının değiştiğini gösterdik. Bu hem neden pasif direncin arttığını açıklıyor hem de botoks tedavisi bitirildiğinde kasın eskisinden farklı bir hale gelmiş olacağına işaret ediyor. 
 
İkinci modelleme ile botoks tedavi sürecini simüle ettiğimiz çalışmalar yaptık. Bunlar, spastik kasın pasif direncinin tedavi sonrası fazlalaşacağına ve eklem hareket aralığının daha da daralabileceğine işaret ediyor. Simülasyonların gösterdiği başka çok önemli bir etki daha var. O da kasın liflerinin spastisite yönetimi sırasında botoks verilmemiş kasa göre daha uzun olacağına dair bulgularımız. Bunun iki somut etkisi olabilir. Temel nörolojik problem olan  germe refleksinin artabilmesi ve kasın daha fazla kuvvet üretebilmesi. Bunlar eklemdeki soruna olumsuz biçimde yansıyabilecek etkiler olarak dikkat çekiyor. Bu çalışmalar Journal of Biomechanics, Muscle and Nerve ve Journal of Biomechanical Engineering dergilerinde yayınlandı. 
 
Botoksun hangi ana belirleyici özelliğinin olumsuzluğa yol açtığını söyleyebilirsiniz?
Bulgularımız, ifade ettiğim olumsuz mekanik etkilerin belirleyici sebebinin Botoksun kas dokusunun daha önce bilinmeyen bir biçimde adaptasyona uğramasına yol açmasından kaynaklandığına işaret ediyor. Bu hem pasif direnci arttıran ve hareket aralığını daraltan, hem de olumsuz etkilerin tedavi sonrası kalıcılaşabilmesine yol açabilecek bir belirleyici.
 
Yeni araştırmalar ile neler yapmayı planlıyorsunuz? Sorunun çözümü için düşünceleriniz var mı?
Botoksun yol açtığı olumsuz doku adaptasyonlarının mekanizmasını belirlemeyi ve sonrasında bunu giderecek yollar bulmayı hedefliyoruz. Uzun zamandır geliştirdiğimiz yenilikçi bakış açılarından hareketle bu adaptasyona ilacın kendisinin değil, ortaya çıkan kısmı paralizasyonun yarattığı değişen mekanik durumun yol açtığını düşünüyoruz. Çözümü geliştirmek için buradan hareket etmeyi planlıyoruz.
 
Serebral palsi hastaları ameliyat mı oluyor? 
Evet. Eklem hareketindeki problemi gidermek amacıyla cerrahi müdahaleler yapılıyor. Ancak, tedavi sonunda da büyük sıklıkla olan bir durum bu. Konuyla ilgili araştırmalarımız kapsamında ameliyata giren hastalar ile hiçbir zaman botoks tedavisi almamış hastalar ile botoks tedavisi görmüş hastalar arasında ne gibi farklılıklar olduğunu konu alan bir çalışma hazırlıyoruz. Ameliyat sırasında kas kuvvetlerini ölçebiliyoruz. Bunu çok çok az sayıda grup yapabilmiş zaman içinde ve bildiğim kadarıyla şu anda bunu yapabilen tek grubuz. Bu son derece değerli bir bilgi veriyor ve serebral palsi hastalarının spastik kaslarının eklemi etkileme potansiyelini direk biçimde karakterize etmemizi sağlıyor. Journal of Biomechanics, Clinical Biomechanics ve Journal of Electromyography and Kinesiology dergilerinde yayınladığımız bulgular bu konuda anlaşılması gereken şeyler olduğunu gösteriyor. Diğer yandan, botoks tedavisinin hastaların kaslarında hayvan deneylerinde gördüğümüz türeden etkileri olup olmadığını objektif olarak görmemize olanak verecek bu yöntemler.
 
Prof. Dr. Can A. Yücesoy kimdir? 
Lisansını ve yüksek lisansını ODTÜ Makine Mühendisliği alanında tamamladı. Doktorasını Hollanda’da University of Twente’den aldı. 2008’de Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü’ne layık görüldü. 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’nın verdiği Üstün Başarı Ödülü’nü aldı. Ekibi ile geliştirdiği serebral palsi hastalarının geçirdiği ortopedik ameliyat sırasında uyguladığı özel bir kas mekaniği ölçüm tekniği ve manyetik rezonans görüntüleme ile kasların içindeki boy değişimlerini belirlemeye yönelik yöntemler bulunuyor. Bu alanlardaki çalışmaları yurtdışındaki akademik yayınlar arasında özel bir karşılık buluyor.