Yemek yerken çene altında, boyunda veya yanakta aniden şişme olabilir. Kişiyi panik ve endişeye sürükleyen bu durum tükürük bezlerinin kanallarını tıkayan taşlara bağlı olabiliyor. Normalde tükürük bezlerinden yemek yenildiği sırada akması gereken tükürük salgısı, kanalın tıkanık olduğu durumlarda boşalamadığı için hasta olan çene altı veya yanak tükürük bezi aniden şişiyor. Taş kanalı tam tıkamıyorsa tükürük bezindeki şişme yarım saat kadar bir sürede genellikle iniyor. Halk arasında “böbrek taşları” yaygın olarak bilinmesine karşın, tükürük bezi taşları toplumda pek bilinmez. Bu yüzden boynu şişen hasta doktora başvurduğunda, tükürük bezi taşına sahip olduğunu öğrenince çok şaşırıyor.

Tükürük bezi taşları toplumda yaklaşık bin kişiden birinde görülür. Tükürük taşı oluşumuna yol açabildiği bilinen tek sistemik hastalık Gut Hastalığı; ancak taşlı hastaların çok azı bu hastalığa sahip. Fakat tükürük bezi taşı olan hastalarda görülebilen bazı ortak davranışlar var; bunlar az su içmeleri, sigara kullanmaları ve sebzeden fakir beslenmeleridir.

Tükürük bezi taşları tükürük kanallarının herhangi bir yerinde, bir veya birden fazla sayıda, değişik büyüklüklerde ve sertliklerde olabiliyor. Bu taşlar zamanla büyüdüklerinden, belirti verdiklerinde fazla gecikmeden çıkartılmaları gerekiyor. Zira erken dönemde sialendoskopi yöntemiyle kolaylıkla çıkartılabilecek bir tükürük bezi taşında, hasta bu şansı kaçırdığında bezinin ameliyatla alınması gerekebiliyor. Günümüzde tükürük bezi kanalını tıkayansorunuı teşhis ve tedavi edebilmek için tükürük bezi endoskopisini yani sialendoskopi yöntemini kullanıyoruz. Çok ince ve içerisinden çalışma olanağı sağlayan bu araçlarla taşları tutup kanaldan çıkartmak, kanaldaki darlıkları genişletmek ve içerisinden yoğun salgıları yıkayıp temizlemek olanaklı. Ayrıca tükürük bezi kanalı içerisinde aynı böbrek taşlarında olduğu gibi, taşları parçalayabilmek için pnömotik kırma yöntemi kullanıyoruz.

Aslında sialendoskopi yöntemi yeni bir yöntem gibi algılanmamalıdır. 1990’dan beri dünyada yaygınlaşan bu yöntemi 2004 yılında ülkemizde kullanmaya başladık. Zaman içerisinde hem teknolojide hem de uygulamalarımızda oldukça ilerledik. Tek başına sialendoskopi yöntemi ile veya bununla beraber uygulayabildiğimiz ağız içi yaklaşımlarla tükürük bezi taşlarının çoğunu çıkartabiliyoruz. 2 santimetreye kadar olan taşları dahi yerine göre bu yöntemlerle çıkartabiliyoruz. Ancak sialendoskopinin süresi basit taşlar için 15 dakika kadar kısa bir süre olabileceği gibi, zorlu taşlarda 3 saat dahi sürebiliyor. Bu nedenle tükürük bezi taşı önceden belirlenmiş vakalarda tükürük bezi endoskopisini narkoz altında yapmayı tercih ediyoruz.

Sialendoskopi yöntemi, tükürük bezi kanalı tıkanıklığının çözümünde güncel ve başarılı bir yöntem olmasına karşın, uzun bir eğitim ve öğrenme süreci gerektiriyor. Pahalı araçların ve uyumlu teknolojilerin her hastanede bulunmaması ise ayrı bir dezavantaj. Bunu aşabilmek için yanımızda taşıdığımız alet bavulumuzla operasyona girmek gerekebiliyor. Ancak tekniğin bütün zorluklarına rağmen hastanın taşını çıkarttığımızda, tükürük bezinin boşuna alınmasını önlemiş olmanın verdiği tatmin ve mutluluk çok büyük oluyor.

Tükürük bezi taşı tedavisi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek ve Dr. Atilla Şengör'ün videosunu izlemek için  linke tıklayınız.