Pazar

02.12.2018 - 08:15

Bozayı yaşatalım

Sitene Ekle
Tat peşinde  |  Ebru ERKE erke.ebru@gmail.com Tüm Yazıları »

Kimi bayılır, kimi yanına yanaşamaz. Ama hepimize kışı hatırlatan en sıcak hatıralardandır. Haydi gelin bu hafta en geleneksel içeceklerimizden olan bozanın gizemli dünyasında yolculuğa çıkalım.

Kabul edelim içmesi herkes için kolay değil. Ne tam ekşi, ne tam tatlı. Ne tam sulu, ne de katı. Alışması zor ama bağımlısı çok. Çocukluktan alışanlar çok daha kolay tüketebiliyorlar. Sokak aralarında kendine has namesiyle “Boğzaaaa” diye bağıran seyyar bozacılar çoğumuz için kış aylarının en sıcak hatıraları arasında. Maalesef sayıları artık çok az. Çünkü bozayı bilen ve sevenlerin sayısı da aynı oranda azaldı. Bazı boza üreticileri de çareyi meyvelerde buldu. Çilek, elma, portakal, frambuaz, kayısı gibi aroması sevilen meyveler bozaya eklenerek daha kolay içilebilir hatta dört mevsim tüketilebilir içecekler yaptılar. 

Günümüzde bulgur veya darı irmiğinin mayalanmasıyla hazırlanan bozanın geçmişi çok eskilere dayanıyor. Çoğu araştırmacı bozayı biranın atası olarak kabul ediyor. Bazı ziraatçılar, bozanın kökenini 9 bin yıl öncesi Mezopotamya’sına kadar götürmekte. Bu dönemde boza başta darı olmak üzere buğday, arpa, haşlanmış pirinç unu ve irmiğin maya ile laktik asit fermantasyonuna uğratılması ile elde ediliyormuş. Boza, Akdenizli tüccarlar tarafından deniz yolu ile Kafkaslara oradan da Asya’ya ulaşmış. Ancak geniş anlamda çeşitli coğrafyalara yayılması Türk göçleriyle olmuş. 

Bozahaneler; kahvehane, meyhane, hamam gibi Osmanlı döneminin toplumsal hayat mekanlarından biriymiş. Tarihi araştırmalara göre bozacıların Arnavutluk, Prizren, Kalkandelen, az da olsa Saraybosna ve Bulgaristan kökenli olduğu görülüyor. 

Evliya Celebi seyahatnamesinde bozanın iki çeşidi olduğunu vurgular. Birincisi ulemanın dahi içtiği sarhoş etmeyen ‘’Tatlı Boza’’ diğeri ise genelde ayaktakımın tercih ettiği ve Tatarların üretimi alkol ve asit oranı yüksek Ekşi Boza ya da diğer adıyla Tatar Bozası’dır. 2. Selim döneminde Tatar bozası yüksek alkol içeriğinden dolayı tamamen yasaklanmıştır. Boza, Fatih Sultan Mehmet’in de en sevdiği içeceklerdenmiş. Hatta tarifi sır gibi saklanmış olan bozalı helva, zamanında sadece onun için yapılmış. Ancak Fatih Sultan Mehmet döneminden sonra saray muhasebelerinde bozaya rastlanmamaktadır. Yani bir halk içeceği olarak varlığını sürdürüp günümüze kadar gelmiştir. Klasiği her daim korumak taraftarıyım. Ama bir yandan da bu geleneksel içeceğimizin unutulmaması, daha fazla insana hitap etmesi için de bozadaki yeniliklerle alakalı “acaba” diye düşünmeden de edemiyorum. Umuyorum ki bu şifalı içeceğimiz çok daha ileri nesillere taşınır, yaşatılır. 

Yağının değil zeytinin festivali 

Geçtiğimiz günlerde Kuşadası Belediyesi, düzenlediği Kuşadası Zeytin Festivali ile dikkat çekti. Hazer Amani, Somer Sivrioğlu, Aylin Yazıcıoğlu ve Maria Ekmekçioğlu gibi ünlü şefler yaptıkları sahne şovlarında zeytin ve gastronominin ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladılar. Festivalin Kuşadası’nın gastronomi çatısı altında tarihi, kültürü, turizmi birleştiren bir destinasyon olarak markalaştırma hedefine yönelik büyük bir adım niteliğinde olduğunu belirten Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, “Ölmez Ağaç zeytine saygı duruşu niteliğinde hayata geçirdiğimiz Kuşadası Zeytin Festivali’yle hem beldemizin turizm alanında rekabet gücünü artırmayı hem de Kuşadası’nın zeytin ürünlerini herkese tanıtmayı amaçlıyoruz” diyor.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.