Seçimlerimizi yaparken bilinçli olmak gerekiyor. Çünkü çoğunlukla seçimlerimizi duygularımıza göre yaparız. Örneğin sahip olduklarımızla gurur duyduğumuzda, birilerine iyilik yaptığımızda, düşmanları alt ettiğimizde bayağı iyi hissederiz kendimizi! 

Bu halin devam etmesi için de, daha fazla iyilik yapmaya, alt edecek daha fazla düşman aramaya, kendimizle gurur duyacağımız işler yapmaya başlarız. Yaptıkça da daha fazlasını yapmak isteriz. Daha fazla, insanı daha fazlaya bağımlı yapar. Bu yüzden de duygusal yüklerden kurtulmak gerekiyor. Aksi takdirde dramalar ve bağımlılıklar yakamızı bırakmayacaklar. 

Duygusal yüklerden kurtulabilmek için de onlara yaklaşarak onları anlamak gerekiyor. Aksine çoğu zaman baş edemeyeceğimizi düşünerek onlardan uzaklaşıyoruz. Gerçek şu ki bunu bizden başkası yapamaz. Hissetmeye başladığımızda enteresan bir şey olur, kendimizi tanımaya başlarız. Kendimizi tanımaya başladığımızda ise affedemediğimiz kişinin kendimiz olduğunu fark ederiz. Bu gerçekle yüzleşmek kolay olmasa da duygularımızdan biz sorumluyuz. 

Sevgiden vazgeçen de, yaşamındaki güveni yok eden de biziz. Atalarımız da aynı şeyi yaptılar. Böyle devam etmesi gerekmiyor. Kendimiz için daha fazlası yerine daha iyisini yapmalıyız. Çünkü geleceği kontrol etme, acı ve öfkeye yaptığımız yatırım çok yorucu. 

M.Brown, Varoluş Süreci kitabında “kendi kendimizin ebeveyni” olmayı seçerek çocukluğumuzun bütünleşmemiş yönlerine ilgi göstermeliyiz diyor. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, yıllarca kendisine yön verecek ebeveyni aramış, içindeki yoğun duyguların bir volkan misali patlamaması için elinden geleni yapmaya çalışmış birisi olarak “kendi kendimizin ebeveyni”olmaya çok inanıyorum. 

Yakında uzun güzel bir bayram tatili var. Çoğunuz ailesiyle ya da yakın dostlarıyla birlikte güzel bir bayram haftası geçirecek. Bayram süresince mutlu olmanızı sağlayacak bir olay düşünün ve bu hissi yaratacak seçimlere yönelmeyi taahhüt edin. 

Bunu yaparken sizi yolunuzdan saptıracak duygular ortaya çıkarsa, çocukluğunuzdaki bütünleşmemiş duygulara (*) ilgi göstermenin zamanı gelmiş demektir. Bilinçli bir ebeveyn olarak kendinizle baş başa kalabileceğiniz kuytu bir yere gidin. Çok değil iki üç dakika, bilemediniz maksimum 5 dakika o duyguyla birlikte olun. Yargılamadan, yorum yapmadan, koşulsuz bir şekilde onunla kalıp onu anlamaya çalışın. Çok fazla değil sadece bayram süresince.… Sonrasında devam etmek isterseniz bu size kalmış! (*)

Güzel ve Keyifle Geçen bir Bayram Olsun.

Her Daim sevgi ve Işıkla 

Sibel KAVUNOĞLU

(*) Hislerinize bakma işi ilginizi çektiyse M.Brown’nun “Var oluş süreci” kitabını tatilde okunacaklar listesine dahil edin.