Bu ‘Bienal’in benzeri yok taklitlerinden kaçının!

Eylül ayının başıydı, birden İstanbul’un dört bir yanında afişler görür oldum: 1. Uluslararası Boğaziçi Sanat Bienali. 12. İstanbul Bienali’nin 8 Eylül’de açılacağını biliyordum, bu o değildi belli ki. Peki ama neydi?

07 Ekim 2011

Bu ‘Bienal’in benzeri yok taklitlerinden kaçının!

Miraç ZEYNEP ÖZKARTAL

İstanbul’un dört bir yanını saran 1. Uluslararası Boğaziçi Sanat Bienali afişlerinin sağ köşesinde bir fotoğraf, altında da bir web sitesi adresi vardı: www.nesebanu.com
Cehaletime verin, bu ismi daha önce duymamıştım. Hemen girdim siteye. Özgeçmişinden Neşe Banu’nun üstün yeteneğinin 3 yaşındayken fark edildiğini, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 1993 mezunu olduğunu, 1990 yılında dönüşüm, 1995 yılında da spontanizm ekolünü yarattığını öğrendim. Bir de “sanatçı adı”nın Aden Goldenberg olduğunu... (Bu ismin anlamını ancak 2012’de çıkaracağı kitaptan öğrenecekmişiz)
Spontanizm nedir merak edenlere Neşe Banu’nun açıklaması:  “Dışarıya açılan gönül kapımdır”.

Maille başvuru
Sitede bienale dair bilgilere de ulaştım. Buna göre bienalin açılışı 5 Ekim’de Başbakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Avrupa Parlamentosu’nun şemsiyesi altında gerçekleşecekti. Başbakanlık Tanıtma Fonu da Bienal’i destekliyordu. “Cumhuriyet tarihinin en büyük bienali” olacaktı. Ayrıca Neşe Banu bienali Mevlana’nın misyonu ile temellendirmişti. Bienalde yer almak isteyen sanatçılar, eserlerinden üçünün fotoğrafıyla bir özgeçmişlerini nesebanu@gmail adresine gönderebilirlerdi. Ramazan dolayısıyla katılım süresi uzatılmıştı. Haliyle sorularım vardı... Neşe Hanım soruları yazılı istedi, kimine cevap verdi kimine de “Ancak ilk sorularının doğru yayımlandığından emin olduktan sonra” cevap vereceğini söyledi. Banu’ya Tanıtma Fonu’ndan nasıl bir destek aldığını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, AP ve Turizm Bakanlığı’nın ne gibi katkıları olduğunu, bienalin bütçesini sorduğumda şu cevabı aldım:
“Nasıl ki devletlerin sırları var ise yapılan bazı organizasyonların da söylenmeyecek sırları vardır !”
Banu’dan alamadığım cevabı almak için Başbakanlık Tanıtma Fonu’nu aradım ve bu bienalin fon tarafından desteklenmediği cevabını aldım. Geri dönüp yeniden Banu’ya sorduğumda aldığım cevap ise kelimesi kelimesine şu oldu:
“Tanıtma Fonu’nun sekreterliğinin başka işi yoktu da size bu konuda açıklama yapacaktı. Sizi ne diye ilgilendiriyor fonun katkısı? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?”

Açılışta kapı duvar!
Aradan günler geçti... Önceki akşam 1. Uluslararası Boğaziçi Sanat Bienali’nin açılışı için web sitesinde ilan edildiği üzere saat 19.30’da Fulya Fuar ve Kongre Merkezi’ne gittim. Işıklar kapalı, duvarlar bomboştu.Galerinin tam yanındaki kafe çalışanlarına “Burada bir açılış yok mu?” diye sordum, “Siz belki yüzüncü kişisiniz, açılış maçılış yok” dediler ve bir masa etrafında toplanmış olan diğer “davetliler”i gösterdiler.
Banu’yu cep telefonundan aramışlar, kısa bir azar faslından sonra mekan ve saatin değiştiğini, bienalin Yıldız Teknik Üniversitesi’nde rektör tarafından açıldığını öğrenmişler. Ertuğrul Günay ise gelmemişti. Sonunda web sitesi değişti ve Bienal’in yapıldığı mekanlar ilan edildi: Davutpaşa’daki Otağ-ı Hümayun, Yıldız Teknik Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi ve Çemberlitaş Basın Müzesi. Otağ-ı Hümayun’a gittiğimde Bienal’in koordinatörü Dr. Hakantürk’le karşılaştım.
“Oligarşi nedir bilir misin?” diye başladı söze; “Bu bienali engellemek isteyenler oldu. Nelerle karşılaştık bilemezsin. Bak en son arabama çarpıp 40 metre sürüklediler”. “Peki kim yaptı?”: “Bazı çevreler”.
Bir de ünlü bir müzenin yöneticisiyle arasında geçen diyalogu anlattı: “Banu ile ziyarete gittik. Neşe Hanım’ın eserlerini çok beğendiğini ama müzede yalnızca ölmüş ressamlara sergi yaptıklarını söyledi. Mahkemeye gitsem suç unsuru bu. Sanatçıyı intihara teşvik ediyor”.

Resmin yanında kartvizit
Bienalin organizasyonu Dr. Hakantürk’ün UBS Akademi adlı şirketine ait. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tanıtıma destek oldu ama Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun destek vermediğini Dr. Hakantürk de onayladı. Eleştirilerimi sıraladım:
“Eser seçimi başarısız, sergileme de. Panolara gelişigüzel yerleştirilmiş tablolar var sadece, ne isim ne cisim. Ancak bir ressam kendi kartvizitini tabloya sıkıştırmışsa öğreniyorsunuz kimin olduğunu. Üstelik bienalde satış yapıyorsunuz.”
Sabırla dinledi Dr. Hakantürk, “Bu yeni doğan bir çocuk, ilerde düzelteceğiz” diye cevap vermekle yetindi. Ayrılırken de Başbakan Erdoğan ile ilgili yazdığı 4. kitap olan “Emret Başbakanım” ile “Yeşil Öldü mü?” kitaplarını hediye etti.

 

İhtiyaç üzerine bienal
Yazılı olarak verdiği cevaplara göre, Bienali fikri ve projesi tamamen Neşe Banu’ya aitti. Bienal afişlerinde kendi fotoğrafını “değişiklik olsun diye” kullanmış, çok da olumlu tepkiler almıştı. Neden bir bienal düzenlediğini ise şöyle anlattı: “Değişik fakültelerin dekanları ve bölüm başkanlarıyla sohbetlerimde birçok sanatçının ve sanatçı akademisyenlerin bienallere ilgi duyduğunu fakat değişik nedenlerle yer almada sıkıntı yaşadıklarını, çoğunluğunun ise yer alamadığını öğrendim. Bir ressam ve küratör olarak artık bir dünya devleti olmuş bir ülkenin eski kabuklarını kırıp kendi sanatçılarını ve dünyanın diğer sanatçılarını kucaklayacak bir bienale ihtiyaç olduğunu gördüm”.
İKSV’nin düzenlediği 12. İstanbul Bienali ile eşzamanlı olması bir tesadüftü. Ancak Neşe Banu İKSV ile bir bağlantı kurmak istememişti: “Ülke ve sanat tek bir zümreye ait değildir. Neden benim ülkemden sanatçıların eserleri on milyon dolarla yüz milyon dolar arası rakamlarda satılmamaktadır?. Bunun en basit cevabı sanatçılarımızı önemseyip onlara hak ettikleri değeri verilmediğindendir.”

Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.
Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir!
iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.



Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum:
Hafta Sonu Nereye Gidelim?