Her insanın, iyi niteliklerinin yanı sıra kendi kendisini yıkabilecek olumsuz bir doğası vardır. Öfke, nefret, hırs ve korkuyu kolayca bırakabilmek için içimizdeki iyi ile kötüyü tanımak gerekir. Bunu yapmadığımız sürece öfke, nefret, hırs ve korkular hareketlerimiz üzerinden bizi yönlendirmeye devam ederler. Gerçek mutluluk ve neşe dolu bir hayatı getirecek olana yani içsel anlayışa sahip olmadıkça dünyanın daha iyi olmasını beklemek doğru olmaz. Kıssadan Hisse, Dünya tek başına daha iyi olmaz 

Enflasyonu örnek alın. Mesela enflasyonun kaynağı bağımlılıklardır. İhtiyaç fazlası alım tüm dünyada popüler bir uygulama haline geldi. Her şeye sahip olmamıza rağmen hep daha fazlasını istiyoruz. İhtiyacımız olmadığı halde sürekli kıyafet, ev eşyası yenilemesi ya da pencerelere panjur takviyesi vb. gibi tadilatlar yapıyoruz. Doğal olarak bu alımların ekonomi üzerinde etkisi olur. Bu da bizi şöyle bir sonuca götürür.  

Enflasyon bencil bir zihnin ürünüdür!

Bağımlılıklara yönelme sürecini analiz ettiğinizde, bencil zihnin hem birey hem de toplum için yarattığı problemler ile iç huzuru ve neşe dolu yaşamı tahrip etme şeklini hemen fark edersiniz. Tarihte gizli gizli gelişen dini savaşlara bir bakın. Hepsinin kaynağı bağımlılıklardır. Savaşın tohumları çocukluktan atılır. İki çocuk bir oyuncak için kavga eder. Yetişkinlikte aynı kavga, iş hayatında belli bir pozisyon için yapılır. Sonra iki büyük ülke kaynakları için kavga eder. Halbuki her ülkenin öyle ya da böyle kendine has kaynakları vardır. Her din kendi içinde muhteşem olmasına rağmen savaşın dini bir eylem olmadığı hep unutulur. Barışı, huzuru, sevgiyi, şefkati, denge ve uyumu unutturan bağımlılıklardır. Bağımlılıklar için, dünyanın en büyük sorunu diyebilir miyiz? 

Elbette diyebiliriz. Çünkü bağımlılıklar ve cehalet (bilgi eksikliği) hayatımızda birçok yanılgıya sebep olur. “Bu iyidir; bu beni mutlu ediyor” şeklinde düşündüklerinizi analiz ettiğinizde kavram karmaşası içine düşersiniz. Mutluluk veren şeyler aynı zamanda acıya da sebep olur. Mesela yediğiniz yemeğin bedeni koruduğu bilinse de Cehaletle (bilgi eksikliği) beslendiğinizde bedeniniz zarar görür. Çoğumuz yemeğe bağımlıyız. Mideler sürekli rahatsız. Yediklerimizden çok bir şeyler yemeğe bağımlıyız.  

Geçen akşam Şener Şen’in “Zengin Mutfağı” isimli tiyatrosundaydım. Bencil zihne sahip olan bir insanın sevdikleri ve diğerlerine yapabilecekleri komedi unsurları kullanarak anlatılmış. Ben de dahil olmak üzere orada bulunan birçok kimse bencil zihnin yaptıklarını seyrederken hep birlikte güldük. Aynı şekilde oradaki karakterlerdeki gibi zaman zaman bencil zihnin oyununa geldiğimizi fark ettik mi? Onu işte bilemem. 

Hayatımızda neler olduğu tamamen zihinsel projeksiyon yani yansımadır. Bu yansımaların çoğu da kontamine olmuştur. Sabit fikirler şeklinde kendilerini gösterirler. Bu yüzden de kendimize ve diğerlerine zarar vermemek adına cehalet ve bağımlılıklar konusunda donanımlı olmak gerekir. Zihnin doğasını anlamadığımız sürece bencil zihin maalesef sürekli acı veren seçimlere yöneltmeye devam edecek. 

Şimdi zihnin doğasını anlamaya varım diyorsanız sizi nasıl var olduğunuzla ilgili meditasyon yapmaya davet etmek istiyorum.

Kendinize “Ben kimim?” ya da “Ben neyim” sorusunu sorun, bakalım ne gelecek? 

Devamı bir sonraki yazıda…

Her Daim Sevgi ve Işıkla 

Sibel KAVUNOĞLU

 

Kaynak: Lama Yeshe wisdom archive