Burada çok zor veya uzmanlık gerektiren herhangi bir matematik konusundan bahsetmiyoruz, öyle olsa zaten ülkemizin yarısının değil yüzde doksanının bilmemesi abes olmazdı, ama mevzu olan güncel, herhangi bir bilgi ve beceri gerektirmeyen herkesin minimum zeka ile bilebileceği genel kültür konularından bahsediyor olmamıza rağmen ülkenin yarısının bundan habersiz olması.

Bırakın ülkemizin başkentini bilmeyi, dinozorların hala yaşadığını sanan insanlar bile ülkemizde azımsanmayacak kadar fazla.

Sorun insanlarda mı, yoksa sistemde mi?

İnsanların yarısının bu kadar düşük bir zekaya sahip olamayacağına göre; geriye sistemi sorgulamak kalıyor.

Sistemi sorgulamayı bırakın, eğitim sistemimiz SOS verir duruma gelmiş.

Bir ülke düşünün ki;

İlkokul birinci sınıftan itibaren matematik öğretiliyor ama matematik testlerinde sıfır ortalama,

İlkokul birinci sınıftan itibaren sosyal bilgiler öğretiliyor ama lise mezunları dahil cumhuriyetin ilan edildiği tarihi bilmiyor,

İlkokul dördüncü sınıftan itibaren İngilizce öğretiliyor ama ‘This is a book’ tan başka bir şey

Bilmiyorlar…

Bu tablolardan sonra fiziğe, kimyaya, biyolojiye hiç girmesek daha iyi olur sanırım.

Ülkemizde her şeyde olduğu gibi eğitimde de icraatlar kağıt üzerinde yapılmakta, her şey kitabına uydurulmuş, kağıt üzerinde her şey mükemmel.

Belki; biz her şeyin mükemmel olduğunu, eğitimde çağ atladığımızı insanlarımıza inandırabilir, kendi kendimizi kandırabiliriz ama Uluslararası Öğrenci Performansı Değerlendirme yani PISA diye bir derecelendirme ölçeği var. Bu ölçek her yıl yetmişten fazla ülkenin eğitimdeki başarılarını değerlendiriyor ve sıralamasını yapıyor.

OECD ülkeleri arasında ülkemiz Meksika ile birlikte her zaman olduğu gibi yine en başarısız ülke olmuştur.  

Zorunlu eğitimi on iki yıla çıkarmakla, ilkokula başlama yaşını beş yaşına çekmekle, akıllı tahtalar almakla, kağıt üzerinde içi boş beyinleri mezun etmekle kalite yakalanmıyor, okullara akıllı tahtalar getirme Amerika’yı yeniden keşfetmeye, eğitim bilimini yeniden yazmaya gerek yok, eğitimde başarıyı yakalamış ülkelerin başarıyı nasıl yakaladıkları, hangi sistemle eğitim yaptıkları gizli saklı bir olay olmadığı gibi bunları ülkemize getirmek ve uygulamakta çok zor değildir.

Anne ve babalar olarak sistemi sorgulamanın ötesinde elimizden çok bir şey gelmediğinden yakınmaktayız.

Anne ve baba olarak neler yapabiliriz?

Çocuklarımızı sisteme bırakmak, güvenmek yerine, eğitimde anne ve babalar olarak daha aktif olup evde eğitimlerine destek olarak, evde okulun vermediklerini vererek bireysel çabalarla en azından kendi çocuğumuzu sisteme bırakmadan, milyonlar gibi olmasına müsaade etmeden çocuğumuzun daha iyi yetişmesine katkıda bulunabiliriz.