14.12.2018 - 08:15 | Son Güncelleme: 14.12.2018-8:15 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

BU YAZI AZ OKUNACAK AMA...



Başta İstanbul olmak üzere
narkotik, tüm Türkiye’de operasyonlar yapıyor. İsterlerse
her saat yapsınlar fark etmez, polis uyuşturucuya karşı tek başına başarılı
olamaz. Çünkü her genç bir hedef
uyuşturucu satıcıları için.

Kolejlerde okuyan çocuklara esrar, daha dar gelirli bölgelerdekilere
hap satmaya çalışıyorlar.

Çocukların ellerine erken yaşta verdiğimiz telefonlar ve o mesajlaşma uygulamaları var ya, siparişler en çok
o kanallardan veriliyor maalesef.

Kaçımız kontrol altında tutuyoruz evlatlarımızın WhatsApp yazışmalarını? Belki ayıp ama çocuklarımızın çantalarını, ceplerini kaçımız kontrol ediyoruz?

Sonra internet denilen o gayya kuyusu... Kaçımız çocuğumuzun bilgisayarındaki ‘geçmiş’ bölümünü kontrol
ettik?

Daha beteri, suçun kol gezdiği derin internete girmeye yarayan yazılımların bilgisayarda olup olmadığını kaçımız kontrol
ettik? ABD’de, Gallup’un yıllardan
beri sürdürdüğü bir araştırma var.

ABD’li ebeveynler, kız çocuk büyütmenin erkek yetiştirmekten daha zor olduğunu söylemişler.

Türkiye’de bu araştırmayı yapsak
aksi çıkar, zira kızlar erkekler kadar
rahat değildir, dışarı çıkma zamanları
kısıtlıdır değil mi?

Genç, pırıl pırıl kardeşlerim var benim, zaman zaman sohbet ediyoruz.

Başta parçalanmış aile çocukları ve onların proje eseri gibi yetiştirmeye çalıştığı çocuklarda, uyuşturucu, alkol ve erken cinsellik gibi belirtiler, kız ya da erkek fark etmeden yaşanıyor.

O zaman aileler kadar okulların rehberlik servislerine de görevler düşüyor.

Dün ünlü YouTuber’lar gözaltına alındı özendirme suçlamasıyla da, biz medya ne yapıyoruz acaba?

Elon Musk’a koltuk kaybettirdi
YouTube canlı yayınında esrar içmek,
biz ‘Şu ülke serbest bıraktı’, ‘Şu bilmem ne yaptı’ diye haber yapıyoruz.

Tıbbi amaçlı esrar kullanımıyla, normal kullanımı arasındaki farkı dahi bilmeden yapıyoruz haberleri.

Bir uyuşturucu sorunumuz var ve bunu kabul etmemiz gerekiyor artık.

Yoksa sorunlarla yüzleşmekten
kaçan uyuşturucu bağımlılarından
bir farkımız kalmayacak...

Siyah domatesten bağımsızlığa

Domatesin geçmişte süs bitkisi olduğu yerlerden birisi Seborga. İtalya’nın Fransa sınırında, 14 kilometrekarelik küçük bir kasaba ama bağımsız bir ülke olarak tanımlıyorlar kendilerini. 1863’ten beri bu mücadeleyi veriyor, iddialarını Vatikan’daki bir belgeye dayandırıyorlar.

İddia o ki, 1729’da ülkenin prensi olan keşiş, toprakları satmış ve hakları kaybolmuş. Resmen tanınmasa bile bu çabaları yıllardır devam ediyor, hatta bağımsız bir prenslik gibi yaşamaya çalışıyorlar ve Luigino diye bir para birimi kullanıyorlar. Bunların hepsini öğrenmemin sebebi, siyah domatese dair okuduğum bir makale. Yılın sadece bir ayı yetişen, tadı çok lezzetli olmasa da renginden dolayı kıymetli bulunan bu domates sayesinde öğrendim Seborga’yı ve hikayesini. Gıda ürünlerinde coğrafi işaretlerin giderek değer kazandığı, turizm hareketi oluşturduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Hani, “Antep baklavasının fıstığı da, yağı da Urfa’dan gelir ama ünü Gaziantep’e yaradı” denir ya, Türkiye’deki şehirler tatların coğrafi işaretlerini almalı
ve bunu dünyaya duyurmalı.

Zira gastronomi turizmi giderek
yükselen bir değer...

Kolbastı’ya haksızlık

Google, 2018 yılında en çok aradıklarımızı açıkladı. Dolar, soy ağacı, bedelli askerlik, seçim sonuçları gibi maddeler var listede ve hepsi anlaşılır şeyler. Fakat bir de ‘Yeşil Uzaylı’ diye bir arama yapmışız.

‘Kim arkadaş bu yeşil uzaylı, niye en çok arananlar listesine girecek kadar çok aradık?’ diye düşündüm önce saf saf. Sonra ben de aradım ve bir dans akımı olduğunu fark ettim. 1-2 video seyrettim. ‘Kolbastı’ o listeye girmemişti bu ülkede, ‘Yeşil Uzaylı’ dansını görünce anladım ki fena haksızlık etmişiz.

Seda’nın Seda’ya yaptığını...

Yine bir sosyal medya paylaşımı, yine bacak boyu ya da fotoğrafı üzerinden Seda Akgül konuşuyoruz.

“İnsanları yol arkadaşlığı sırasında
tanırsınız” denir ya, uzun yıllar önce
yol arkadaşlığı yapmıştık, zekasını
gayet iyi bilirim.

O yüzden de durmadan bacak üzerinden konuşulacak paylaşımları şaşırtıyor beni biraz.

Birçok insan gündeme gelmek için yaptığını düşünecektir, derdi o olsa, gündeme gelmenin çok daha farklı yollarını bulacak hayat tecrübesi var Seda’nın.

Tahminen o yine içinden geldiği gibi davranmayı seçiyor ama durmadan bacak üzerinden konuşularak kendisine kötülük ediyor... 

Acilen kural lazım!

İstanbul’da elektrikli scooter ve ginger kullananların sayısı her geçen gün artıyor.

Fosil yakıtlara bağımlı olmayan
ulaşımın yaygınlaşması iyi ama yakın geleceğe dair bir de tehlike var.

Kehanet değil, benzer bir taşıt
patlamasının yaşandığı Washington’da da aynı tartışma sürüyor.

Birincisi, bu aletleri kullananların kask takma zorunluluğu olması gerekiyor.

İkincisi, hem yaya hem de
diğer taşıtların güvenliği açısından hangi yolda nasıl seyredeceklerine bakmak lazım.

İstanbul’da restoranların paket
servislerini taşıyan motosikletlerin
yaya kaldırımından gitmelerini ya da ters yola girmelerini dahi engelleyemedik ama fark etmez.

Scooter ve ginger kazalarında
can veren olmadan bu işe
el atmak lazım...

Etiketler
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.