Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alternatif fuar yaptılar, İtalyanlar'ı terlettiler

Türk altın takı firmaları, şaşırtıcı bir hızla ihracatı beşe katlayarak 140 tona çıkardılar. Türkiye, İtalya'dan sonra dünyanın en büyük ikinci ihracatçısı; İtalya ve Hindistan'dan sonra en büyük üçüncü üreticisi oldu... Bütün bunlar son 10 yılda gerçekleşti!.. Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a gerdanlık hediye edilmesiyle başlayan tartışmaların sürdüğü günlerde, Türk firmaları bu başarının meyvelerini toplamak üzere İtalya'daki Vicenzaoro Fuarı'ndaydı. Türkiye'nin rekabet gücünün artmasından rahatsız İtalyan üreticiler, Türk firmalara 'küçük' bir yer verdiler. Ancak, Türkiye'nin durdurulmasının zor olacağı da ortaya çıktı. Asıl fuar alanında yer bulamayan Türk firmaları, yılmayıp, fuar alanının karşısındaki bir depoyu kiralayarak alternatif organizasyon yaptılar. Üzerinde Türk bayrağı olan bir otobüsle otellerden yolcu taşıdılar. Oldukça kaliteli bir sunumla fuar ziyaretçilerine ulaşmayı başardılar

MARKALAR - TRENDLER / FATOŞ KARAHASAN

Geçtiğimiz günlerde, Emine Erdoğan'a hediye edilen bir gerdanlık ve bir broş çerçevesinde oldukça hararetli tartışmalar yaşandı. Bayan Erdoğan'ın, kadife kutunun içindeki son derece albenili tasarıma gülümseyerek bakarken çekilmiş fotoğrafı defalarca yayınlandı. Türkiye, bir hediye takının yarattığı fırtınayla uğraşırken, aynı günlerde, İtalya'da başka bir fırtına esiyordu. Daha doğrusu, son 10 yıldır estirdikleri fırtına ile Türk altın takı üreticileri, dünya mücevher takı tasarımının merkezi İtalya'da küresel rekabet oyunlarının baş rolüne adaylığını ilan ediyordu.
Bu müthiş atak ve büyük iddianın hiç de boş olmadığı, 16 - 23 Ocak tarihlerinde İtalya'da gerçekleşen dünyanın en büyük mücevher fuarlarından Vicenzaoro'da, gözler önüne serildi. Evet, Türk altın takı üreticileri son 10 yıldır uluslararası pazarlarda fırtına gibi esiyorlar. Sessiz sedasız, başının çaresine bakmaya çalışan ve bu arada giderek devleşen Türk altın takı sektörünün son 10 yıldaki müthiş atağının sonuçları ne?..
Geçtiğimiz 10 yılda Türk altın takı üreticileri küresel başarılara imza attı. İtalya'dan sonra dünyanın en büyük ikinci ihracatçısı ve İtalya ve Hindistan'dan sonra en büyük üçüncü üreticisi oldu. Hindistan ve ABD'den sonra, geçtiğimiz yıl Çin'i bile geride bırakarak, dünyanın en çok altın tüketen üçüncü ülkesi oldu. 30 ton takı ihracatından 140 ton ihracata ulaşıldı. Sektörün cirosu 5.6 milyar dolara, ihracatı 2.5 milyar dolara çıktı.
Dünya Altın Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman'ın sözleriyle 10 yıl içinde 5 bin yıllık gelişme sağlandı. Bu büyük gelişmede hem firma - marka olarak hem de sektör örgütü yöneticisi olarak önemli rol oynayan İstanbul Değerli Maden ve Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı, Atasay'ın sahibi Cihan Kamer, "Öyle heyecanlıyım ki, bu dinamizmi tüm sektöre anlatıyorum. Ülkemiz başarının tadını aldı. Yıllardır sindirilmiş bir enerji vardı. Patladı, patlayacak. Dünyada nerelerden sesi duyulacağını ben tahmin bile edemiyorum" diyor.
Olayı yine Cihan Kamer'in anlattığı bir anekdot özetliyor aslında:
"Anadolu Takıları tasarımında yaşadım. Yüzlerce defa randevu almak için uğraştığım, hep telesekreterlerle konuşarak, yetkililere bir türlü ulaşamadığım Fortunoff'tan, bir ilandan sonra pazarlama yöneticisi aradı. 'Mağazadaki tek bir ürününüz için iki müşterim kavga ediyor, lütfen acele mal gönderin' diye..."
Olay bu. Pazarın lideri İtalya geriliyor. Türkiye ise atakta. İhracatını her yıl artırıyor. Tasarımları büyük ilgi görüyor. Türk üreticinin arkasına aldığı aslında altının 5 bin yıllık tarihi. Hititler'e, Frigyalılar'a, Lidyalılar'a uzanan tarihi miras, sektörün elinde. Bu tarihi birikimini tasarımlarına taşıdıkça patlama oluyor.

Hırslanarak ayrıldılar
Her ne kadar uluslarası bir yapıya sahip olsa da, temelinde bir İtalyan show'u niteliğinde olan Vicenzaoro Fuarı'ndan, Türk altın takı üreticileri hırslanmış olarak ayrıldılar. Fuarda, Türkiye'nin rekabet gücünün daha fazla artmasından rahatsız olan İtalyan üreticilerin engel çabalarının bir göstergesi olarak yorumlanan gelişmeler oldu. Türk üreticilere 'küçük' bir yer verildi. Ancak, Türk katılımcılar, 'Mamma li Turchi' (Kaçın Türkler geliyor) dedirtecek girişimleri ile bu engeli aştılar. Türkiye'nin durdurulmasının zor olacağını gösteren bir girişimle yer bulamayan Türk kuruluşları, yılmayıp, fuar alanının karşısındaki bir depoyu kiralayarak bir tür alternatif organizasyon yaptılar. Üzerinde Türk bayrağı olan bir otobüsle otellerden yolcu taşıdılar.
Fuar girişindeki billboard'larda reklam yeri alan, fuarın dış kapısında ve otellerde katılımcılara şık tasarımlı poşetler ve broşürler dağıtan, Türk bölümünü ziyarete gelenlere lokumlar, kuru meyveler ikram eden Türk heyeti, ziyaretçilerin dikkatini Türk bölümüne çekmeyi başardı. Vicenzaoro'ya katılan Türk kuruluşlar, ziyaretçi ilgisinden ve kurdukları bağlantılardan memnun kaldı. Fuar ziyaretçilerinin elinde görülen Turk - craft poşetlerine bakılacak olursa, Türkiye oldukça başarılı bir doğrudan pazarlama etkinliği gerçekleştirdi.

Trendleri belirliyor
50 yıllık geçmişe sahip Vicenzaoro Fuarı'nın yapıldığı Vicenza altın sektörünün başkenti durumunda. Bölgede üretilen altın takıların yüzde 90'ı ihraç ediliyor. İtalya'nın toplam ihracatının yarısı bu bölgeden yapılıyor. Vicenzaoro bir mücevher katedrali gibi görkemli, zengin ve iddialı bir show gerçekleştiriyor. Fuar'a bu yıl 111 ülkeden yaklaşık 22 bin firma temsilcisi, 10 bin alıcı katıldı.
Yaklaşık 10 bin altın takı üreticisine sahip olan İtalya altın mücevher alanında en yüksek katma değeri elde edebilen ülke. Dünyanın tüm üretim ve tüketim noktaları için referans hep İtalya oluyor. Trendleri ve yeni teknikleri ağırlıklı olarak İtalya belirliyor, diğer ülkeler, İtalya'dan makine alarak veya modellerinden esinlenerek üretim yapıyorlar. Dünyanın her yerinde İtalyan ürünlerinin taklitleri bile aslını yaşatmaya yardımcı oluyor, her yıl İtalya'ya 4.5 milyar euro giriyor.

İtalya'nın tahtı sallanıyor
Ancak son dönemde, başta Türkiye olmak üzere İtalya, diğer pazarların nefesini ensesinde hissediyor. Güçlü euro'nun azalttığı rekabet gücüyle birlikte, İtalyan üreticiler yılların vermiş olduğu doygunluktan ve bunun yarattığı rahevetten uyanmaları gerektiğini fark ediyorlar. Devletin desteği arkalarında. Dünya'daki altın takı tüketiminin artması için çalışan, bir anlamda altın madencilerinin kurduğu uluslarası bir marketing organizasyonu olan Dünya Altın Konseyi - WGC (World Gold Council) de İtalya'ya büyük destek verenler arasında.
İtalya'yı en fazla zorlayacak ülkelerin başında Türkiye var. Dünya Altın Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman'ın verdiği rakamlara göre neredeyse her iki yılda bir ihracatını ikiye katlıyor. Türk üreticiler müthiş bir dinamizm içinde, dış pazarları zorluyor. Bundan sonrası için yapılacak iş, katma değeri yüksek ürünlerle bir cazibe merkezi oluşturmak.
Cihan Kamer'in özellikle vurguladığı gibi, Türk altın takı sanayi bir marka olmalı, şimdiye kadar yapmış olduğu gibi fiyat avantajıyla rekabet gücünü artırmanın yeterli olmayacağının bilincine varmalı ve tasarıma yatırım yapmalı.

'Sindirilmiş enerjimiz patladı'
İstanbul Değerli Maden ve Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı, Atasay'ın sahibi Cihan Kamer, Türkiye'nin altında kısa bir süre sonra çok daha dev adımlarla ilerleyeceğini belirtiyor.
Birliğin kuruluşuyla birlikte, sektördeki bireysel çabaların birleştirildiğini anlatan Kamer, "Öyle heyecanlıyım ki, bu dinamizmi tüm sektöre anlatıyorum. Ülkemiz başarının tadını aldı. Yıllardır sindirilmiş bir enerji vardı. Patladı, patlayacak. Dünyada nerelerden sesi duyulacağını ben tahmin bile edemiyorum. 1 milyar dolarlara çıkmış olmak abartılacak bir şey değil. Şimdilik iceberg'in yalnızca ucunu görüyoruz. Türkiye dünyanın takı merkezi olacak. O profesyonelliğe yavaş yavaş geliyoruz. 10 yıl içinde dünyanın en büyük altın ihracatçısı olmayı ve 5 milyar dolarlık bir ihracata ulaşmayı hedefliyoruz" diyor.
Bu sadece 'birliktelik' ile olacak bir şey değil. Kamer'in işaret ettiği büyük tarihi miras da çok önemli rol oynayacak. "Hangi ülkede bu kadar motif var? İlk takı hangi uygarlık tarafından kullanılmış? İlk para hangi uygarlığın? Hepsi bizim toprağımızın. İnanıyorum ki, Türkiye bir anda birkaç marka birden çıkaracak" diyen Kamer'e göre, Türkiye, İtalya'nın karşısına çıkacak anlayışa daha yeni geliyor.

'Hep telesekreterle konuşurdum
İtalya'nın global pazarda her yıl yüzde 30 küçüldüğünü, Türkiye'nin ise yüzde 20 büyüdüğünü anlatan Kamer, İtalya'nın fiyatları zaman zaman Türkiye fiyatlarının 2.5 - 3 katına çıktığını, Altın Konseyi'nin büyük desteğine karşın bu dengenin değişmeyeceğini belirtiyor.
Kamer, şöyle diyor:
"Nihai tüketiciye ulaşan noktalarda büyük fiyat rekabeti var, ancak bu bir geçiş süreci. Esas, tasarım ve markalaşma olarak ne yapıyoruz ona bakmak lazım. İtalya bir üretim merkezi olarak zorlanıyor.
Türkiye de AB'ye tam üyelik sürecini tamamladığında, bir üretim merkezi değil, bir pazarlama merkezi olacak. Tanıtım yapmak zorundayız. Üreticilerimizin özgüvenini artırabilmek gerekiyor. Fiyatlarla rekabet etmek yerine, tasarım üzerine, markalaşma üzerine yatırım yapmak ve bu alanda kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye yıllarca 'şu kataloğu al, oradan üret' mantığıyla iş yaptı. Bizim de İtalyanlar gibi özgür düşünebilme yeteneğimizi artırmamız lazım.
Tasarımcıyı bir odaya hapsederek üretkenlik sağlayamayız. Dünyada takı modası konusunda en tanınmış uzmanlarla çalışacağız. Ben 'Anadolu Takıları' tasarımında yaşadım. İnanılmaz şeyler çıktı. ABD'deki reklam kampanyasında Vogue'da bir ilan çıktı. İtalyanlar için yapılan kampanyaya bir Türk olarak girdi. Bir ürün koyduk. Kendi satış ağımız olmadığı için ilanın altına zincir mağaza 'Fortunoff'larda bulabilirsiniz' diye yazdık.
Yüzlerce defa randevu almak için uğraştığım, hep telesekreterlerle konuşarak, yetkililerine bir türlü ulaşamadığım Fortunoff'tan pazarlama yöneticisi aradı. 'Mağazadaki tek bir ürününüz için iki müşterim kavga ediyor, lütfen acele mal gönderin' diye.
İtalyanlar senelerdir kuyrukta mal satıyorlar. 50 kişilik bir atölyeyle üretim yapan bir şirketin sahibi Ferrari'yle gezebiliyor. Doygunluğa ulaşmışlar. Bir kalıp en az 30 günde yapılır ve yaklaşık iki ay içinde karşı tarafa ulaşır. Ben 24 saat içinde kalıbı yaptırıp, 36 saatte numuneyi gösterebiliyorum."

Toplam pazar büyüklüğü 5.6 milyar dolar
TonMilyon dolar
Takı ihracatı58811
Bavul ticareti19257
Turistlere satış611.384
Türklere satış1301.732
Cumhuriyet altını619625
Küçük külçe225
Külçe ihracatı113
Toplam pazar8905.594


Piyasa muhafazakâr işadamlarının elinde
Anadolu'da altın piyasası çok eski. İlk altın takı örnekleri M.Ö. 3 bin yıllarında Mezopotamya'da ortaya çıkmış. Yine M.Ö 700'lerde ilk altın para Batı Anadolu'da tedavüle çıkmış. Helenistik çağda Büyük İskender ile birlikte altın takı günlük hayatın bir parçası olmuş. Roma ve Bizans altın takı üretiminde gelişmişler. Selçuklular da Anadolu'daki kuyumculuğa katkıda bulunmuşlar. Anadolu kaynaklı bu birikim Osmanlılara inanılmaz zenginlikteki bir takı kültürü mirası bırakmış. Günümüz Türk kuyumcularına, uluslararası altın takı piyasası liderliği yolunda önemli bir rekabet gücü veren de bu büyük miras.
Osmanlı'nın son dönemleri, 1900'lü yılların başına kadar altın piyasasının en önemli girişimcileri Ermeni kökenli işadamlarıydı. 1980'e kadar Türk girişimciler, görece küçük üretici ve satıcılar olarak kaldılar. Ancak sonra bu yapı iki yönlü değişmeye başladı. Bir yandan piyasa serbestleşirken, bir yandan da piyasada 'muhafazakâr' işadamlarının kontrolüne geçti. 1983'te altın takı ihracatına izin çıktı. 1985'te Merkez Bankası'na altın külçe ithalatı izni verildi. Banka, 1989'da dolar karşılığı altın piyasası açtı. 1991'de Dünya Altın Konseyi ofis açtı, 1995'te de İstanbul Altın Borsası'nın kuruluşu ile piyasadaki serbestleşme tamamlandı.

Altınbaş'ın 'büyük' fabrikası
Aynı süreçte Türk şirketleri piyasada öne çıkmaya başladı. Başbakan Erdoğan'ın yakın dostu Cihan Kamer'in şirketi Atasay, Necmettin Erbakan'ın dünürü Molu Ailesi'nin şirketi Molu Mücevherat'ın yanı sıra 'Türkiye'nin en büyük altın üretim fabrikasına sahip' Altınbaş, Goldaş, Stork's, Favori Kuyumculuk, Boğaziçi gibi birçok şirket, en büyük ataklarını son 20 yıl içinde gerçekleştirdi.
Çok küçük atölyelerden, birçok büyük ölçekli üretici oluştu. Sektörde istihdam 250 bine çıktı. Binden fazla kişi çalıştıran büyük üreticiler var. 100'den fazla personel çalıştıran üretici sayısı ise 100 civarında.

Turiste 60 ton takı
Büyük üreticiler, son on yılda dünyanın en büyük makine ithalatını gerçekleştirerek teknolojiye yatırım yaptılar. Kusursuz üretim, ağırlık standardizasyonu ve üretim kayıplarının sınırlandırılması gibi global üretim standartlarına erişerek tasarıma geçtiler. Bu da Türkiye'yi 100 tondan fazla ihracat yapan ülkeler sınıfına soktu.
Kuyumcular, marka oluşturdular ve perakende zincirleri kurdular. 30 bin bağımsız kuyumcu dükkanı varken, büyük üreticilerin bayileri (franchising) yayılmaya başladı. Artık bir markanın temsilcisi olarak çalışan birkaç yüz kuyumcu dükkânı olabiliyor. Corner sayısı birkaç bini bulabiliyor. 2004 altın takı ihracatı 150 ton has altına yakın. (On yıl önce 31 tondu.) Türk firmalarının 80 ülkede 300 milyondan fazla müşterisi var.
Türkiye'de çalışan bir altın (Bergama) madeni var. Senede 3 ton altın çıkıyor. Madenin 24 ton rezervi olduğu tahminiyle, 8 yıl sonra biteceği varsayılıyor. Uşak'ta ikinci bir madenin açılması bekleniyor.
Dünya liderliğine oynayan sektör Antalya bölgesindeki mega - perakendecilerle çalışarak turist altın takı pazarını büyütmek istiyor. 2004'te turistlere 61 ton altın takı satılmış. Bunun, 17 milyon turist geldiği ve ortalama bir takının 6 gram olduğundan yola çıkılarak, 10 milyon takın olduğu varsayımı yapılabilir.

Altın kemer dönüyor, 'sarı'sı moda oluyor

Vicenzaoro Altın Fuarı'nın başrol oyuncusu bir sergiydi. İlki 2004'te düzenlenen 'Gold Expressions' (Altın İfadeleri) isimli organizasyonun fikir babası Dünya Altın Konseyi. Serginin çıkış noktasını, Dünya Altın Konseyi'nin yaptırmış olduğu bir araştırmaya tüketicilerin verdiği cevaplar oluşturmuş. Çıkan sonuçlara göre insanlar altın takıları genellikle hayal gücünden yoksun bulduklarını dile getirmişler. Ancak kendilerine daha heyecan verici ve çekici tasarımlı ürünler sunulursa, fikirlerini değiştirebileceklerini belirtmeleri, Dünya Altın Konseyi'ni kapsamlı bir tasarım projesi hazırlamaya yöneltmiş.
Konsey, yaratıcı, arzu uyandırıcı ve aynı zamanda ticari açıdan da katma değer sağlayabilecek ürünler yaratmak amacıyla bir proje başlatmaya karar verince, kendisine doğal iş ortağı olarak da İtalyan altın endüstrisini seçmiş. Bu seçim her ne kadar diğer ülkelerin biraz keyfini kaçırdıysa da, İtalyan tasarımcılar harika bir koleksiyon yaratmışlar.
69 İtalyan kuruluşun hazırladığı 430 parçalık koleksiyon, fuarda hayranlıkla izlendi. Sergi daha sonra Ortadoğu, ABD, Çin ve Hindistan'a gidecek.
Vicenza'da düzenlenen basın toplantısında, Dünya Altın Konseyi'nin Murahhas Aza'sı James Burton, altının insanları birleştiren bir gücü olduğunu ve en güçlü duyguların ifade edilmesinde kullanıldığını söyledi. Burton, yeni reklam kampanyalarını bu yüzden 'Dünyada tek bir dil var' sloganı üzerine kurduklarını ve hazırladıkları reklam kampanyasını farklı ülkelerde yayınlayacaklarını anlattı.



Eğlenceli altın
Tasarımların canlılık ve neşe duygusu yansıtması ve sürprizlerle dolu olması çok önemli. Geleneksel yapıdan uzaklaşmak içim farklı malzemeler, renkler, biçimler ve dokular biraraya geliyor. Canlı renkler, parlak taşlar, hareketli biçimler tercih ediliyor. Bir tür 'tutti - frutti' her meyveden ve her renkten karışımlar dünyası yaratılıyor.






Tekstil altın
Altın zincirler iyice inceliyor. Nerdeyse bir iplik gibi dokunması ve ipeksi bir doku kazanması mümkün oluyor. Moda zengin işlemeler ve iddialı süslemelerden ilham alıyor. Altın ipliklerden örülen tül gibi dokularla beyaz, sarı ve pembe tonlarda altın örgüler yapılıyor. Romantik bilezikler ve yüzükler sarı ve pembe altından yapılan güllerle süsleniyor.






Bağlayan altın
Hippy şıklığı için, 1960'lı yılların gözdesi zincirler yeniden ortaya çıkıyor. Çiçekli gömlekler, danteller ve şallar arasında kat kat altın zincirler, bilezik, kolye olarak kullanılıyor. Hatta bazen beli sıkı sıkıya saran veya kalçanın üzerine üç - dört sıra halinde düşen zincirlerden oluşan altın kemerler de geri geliyor.






Genç altın
Gençler pembe altını seviyorlar, ancak en çok beyaz altını tercih ediyor. SMS, internet ve chat çağında, ince altın iplikler biraraya gelerek eksantrik takılar yaratılıyor. Yüzüklerin üzerinde lazerle yapılan çizgiler bir tür şifreli mesajlar haline geliyor. Gençler altın takı aldıklarında mücevherlerin de bir öyküsünün olmasını istiyorlar. Bu yıl gençler için sarı altın, beyazla karıştırılarak kalplerden oluşan bilezikler, parlak renklerde ve çeşitli şekillerdeki küçük toplardan oluşan küpeler hazırlanmış.






Işıldayan altın
Bu sezon, uzun yıllardan sonra sarı altın yeniden moda oluyor. Altının sarı ışıltısı, kadınlara sıcaklık ve çekicilik vaad ediyor. 1940'larda 'Art Deco' tasarımların ilham kaynağı olan formlar ve kalıplar canlanıyor 1960'ların, 'Çiçek Çocuklar' döneminin küpeleri ve kolyeleri geri dönüyor. Sıcak ve baştan çıkarıcı tasarımlar için sarı altından halkalar, taşlar birlikte kullanılıyor.






Liderliği bir başkası kapmadan...'

Dünya Altın Konseyi Türkiye Ofisi Genel Müdürü Murat Akman, Konsey'in 1991'de Türkiye'de ofis açmasından bugüne 14 yıldır reaksiyonlar yaratmanın yollarını aradığını belirtiyor. Akman, bir adım atmadan önce mutlaka pazarın anlaşılması gerektiğine inanan profesyonel bir yönetici. Dünya pazarlarından aldığı bilgilerin yanısıra, düzenli bir biçimde Türkiye'deki altın takı tüketimi üzerine araştırmalar yapmış. Tüm bulgularını ve öngörülerini sektörle paylaşmış. Daha önce çalıştığı Kodak'ta Türk filmlerinin yağmur efektini azaltan bir sistem kuran Akman, altın takı sektöründe de verimliliğin ve müşteri odaklı çalışması için emek harcıyor:
"Altın Konseyi Türkiye'deki sektörün gelecekte çok büyük fırsatlar içinde olduğuna inanıyor. Son on yılda 5000 yıllık gelişme sağlandı. Altın takı bir simya işi değil. Makine mühendisliği ve metalurji işi. Artık fabrikaların kendi rafinerileri var. Mühendisler istihdam ediyorlar, onlar alaşımları kontrol ediyorlar."
Akman, hala gelinen noktanın bir başlangıç olduğu görüşünde:
"İtalya için 'çok kültürlü, çok etnikli' bir karakterden söz ediliyor. Aslında bu ifade Türkiye'yi tanımlıyor. Türkler altını seviyorlar, yatırım aracı ve takı olarak. Türkiye'nin en büyük üstünlüğü rekabetteki esnekliği. Son derece hızlı hizmet süreleri, görece düşük imalat maliyetleri, gelişen ince iş ve 'finishing' kalitesi, iyi yerli tasarımcıların artması ve Anadolu uygarlıklarından ilham alan bir tasarım dili geliştirme niyeti, Türkiye'nin güçlü diğer yanları. Ancak, ihracat, bankacılık prosedürleri mümkün olduğu kadar basit ve hızlı hale getirilmeli, altın kredisi mümkün olduğu kadar ucuz ve erişilebilir olmalı, üretim kalitesinde standardizasyonu sağlamalı, müşteri odaklılığı ve buna bağlı olarak tasarım kalitesini sürekli olarak artırmalı ve dünya piyasalarında Türkiye markasını ve firma markalarımızı oluşturmalıyız. Dünya liderliğini bir başkası kapmadan ancak bu şekilde ele geçirebilir ve kalıcı olabiliriz."

BUSINESS
 Alternatif fuar yaptılar, İtalyanlar'ı terlettiler
 Editörden
 Provence mutfağı 'ağız eğlendiriyor'
 Pajero 'maço' bir araç!
 Tekel Müzesi, yok olmaktan kurtuldu
 ANKARA KULİSİ
 Çiçek çocukların rüyası Rapunzel'i yarattı
 Hangi kâr dağıtılacak?
 Avrupalı'dan kıskandı tekstil makinesi üretti
 AB, 111.3 milyar euro'yla destekledi
 Avrupa'da anti-depresan depresyonu
 Kafa karıştırıcı, kafasız eğitim
 Tütün devleri, saha kontrol yazılımını Unıvera'dan alıyor
 Saçlarda çikolata ve bisküvi tadı
 İşadamına mezuralı mönü: Simit - peynir





© 2005 Milliyet