Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kafa karıştırıcı, kafasız eğitim

ANDREW FINKEL

Ey Türk ebeveynleri! Yalnız değilsiniz. Londra'dan Lapseki'ye kadar, insanların yemekli partiler verdiği her yerde, aynı soru soruluyor. Eğitim sistemi çalışıyor mu ve çocuklarımız hayata doğru bir başlangıç yapabiliyor mu?
Anne babaların, genç insanların gelişmek için ihtiyaç duyduğu becerileri ve zekayı geliştirmek yerine, sınava girme becerisini basit bir şekilde ödüllendiren kısır döngü halindeki sınav sistemi yüzünden endişelenmesi, yalnızca Türkiye'de olmuyor. İyi öğretmenlerin bile kendilerini, çocuklara onlardan beklenene uymaları konusunda yol göstermek zorunda hissettiğinden ve yalnızca zaman kaldığında 'gerçek' bilgiyi öğrettiklerinden korkuluyor. En büyük korku ise modern dünyanın kendisinin artık yaratıcılığı ödüllendirmediği ve eğitimin de artık gayesinin her tür olayla başa çıkabilecek, bütün resmi gören bir insan yaratmak olmadığı yönünde. Eğitim, onun yerine, çok özel becerileri olan farklı kişiler yaratmakla ilgileniyor; bu insanlar da şartlar değişince, başka birtakım özel becerileri olan insanları almak için, bir kenara atılıyor.
Size kafa karıştırıcı bir örnek vereyim. İngiltere'de insanları öğretmen olmaya ikna etmeyi amaçlayan bir televizyon reklamı var. Sürreal bir biçimde başlıyor: Birisi uyanıyor, ama işe giderken kafasını yastığın üzerinde bırakıyor ve işte de kafası olmayan başka insanlarla karşılaşıyor. Sonra bir sınıfı görüyoruz; burada da sadece kafası yerinde olmakla kalmayıp, bir de yüzü gülen bir öğretmenle karşılaşıyoruz ve sır çözülmüş oluyor. Öğretmenin, çocuklara kafalarını nasıl kullanacaklarını öğretmek için kendi kafasını kullandığı ima ediliyor.

Tatmin için ikinci seçim
Elbette reklam hakkında mantıklı bir şekilde düşünecek olursanız, öğretmen yaratıcı zekasını, çocukları, önlerindeki tek seçeneğin öğretmen olmak olacağı, sinir bozucu bir işgücüne hazırlamak için kullanıyor. İşin garip tarafı, daha küçük ölçekte de olsa, olan da bu gibi görünüyor. Bugün İngiltere'de lise öğretmeni olmak için eğitim gören birçok kişinin, aslında daha önceden, başka bir işte üst düzey görevi olduğu, insanı şaşırtan bir istatistik. Yeni matematik öğretmenlerinin dörtte biri eskiden bankacılık veya muhasebe sektöründe çalışıyordu; fen bilimleri öğretmenlerinin ise altıda biri eskiden bilimadamı veya eczacıydı. Gelir yerine iş tatminini artırmayı seçenler için öğretmenlik ikinci bir kariyer oluyor.
Milli Eğitim istatistiklerini karıştırırken benzer çalışmalar bulamıyorum. Elimdeki tek kanıt da hem pek bilimsel değil, hem de biraz moral bozucu. Kültürlü ve kibar biri olan, yakın bir arkadaşım, İstanbul'un şık mahallelerinden birindeki özel okulda, ikinci kariyer olarak öğretmenlik yapmaya başladı. Şimdi ise işten ayrılmak için can atıyor. Çünkü, şekillendirmeye yardım etmeyi umduğu aynı genç zihinler tarafından küçük görüldüğünü hissediyor. Eğitimi, parasını ödedikleri bir hizmet olarak kabul ediyorlar ve öğretmenlerini, aynı çamaşırlarını yıkayan ve ütülerini yapan kadınları gördükleri gibi, hor görüyorlar.

Ütücü kadının gayreti
Öte yandan, bizim çamaşırlarımızı yıkayıp ütülerimizi yapan kadın, altı çocuğundan birinin, en küçük oğlunun, üniversiteye girdiğini görebildi. Bir çocuğu tam zamanlı eğitimde tutmak onlar için büyük bir fedakarlık ve bütün aile bunun için çaba gösteriyor. Ailenin eğitime duyduğu saygı, bunun daha iyi bir hayat şekline açılan bir kapı olduğuna inanmalarından kaynaklanıyor. Eminim ki onların bu beklentisi, bu gencin omuzlarına inanılmaz bir yük bindiriyordur ve eminim ki onun okuluna ve öğretmenlerine karşı davranışları da çok farklıdır. En azından o, sisteme girip, öte yanından çıkmayı başardı. Diyarbakır'ın göbeğinde, her gün iki vardiya halinde, 5000 öğrenciye hizmet eden bir ilkokulu ziyaret etmiştim. Müdürün, bütün çalışma hayatı boyunca üniversiteye gittiğini hatırlayabildiği öğrencilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu.
Her yerde yaşayan ebeveynler, eğitimi çocukları için yapabilecekleri en önemli yatırım ve onları hayatları boyunca kullanabilecekleri beceri ve bilgilerle donatmanın yolu olarak görüyorlar. İşverenler de eğitim sistemindeki performansı, genç bir kişinin işte ne kadar başarılı olacağının göstergesi olarak değerlendiriyorlar. Hükümet için ise konu çok daha komplike. Eğitim, yoksulluğu azaltmak için en önemli araç. Bu, sadece toplumsal eşitsizliği sorununu değil, aynı zamanda cinsiyet eşitsizliği sorununu da çözmek için bir yöntem.

Yoksa reklam haklı mı?
Sekiz yıllık eğitimi tamamlayan kızların, bu ülkedeki işgücüne katılabilme şansı, bu eğitimi tamamlamayan kızlarınkinden çok daha fazla. Ama aynı zamanda, eğitim, enerjinin fiyatı gibi, veya faiz oranları gibi, bir ülkenin rekabet edebilirliğini etkileyen bir faktör. Nicelik için nitelikten ödün vermek, ülke için daha kötü sonuçlar verebilir.
Oxford Üniversitesi örneğine bakın. Dünyanın en saygın beş üniversitesinden biri olmaya devam etmek için (Diğer dört üniversite Amerika'da bulunuyor), her yıl kabul ettiği lisans öğrencilerinin sayısını (Şu anda 11 bin civarında, yani Diyarbakır'daki iki ilkokul büyüklüğünde) azaltıp, bir yandan da okumak için daha yüksek ücretler ödeyen İngiliz ve AB vatandaşı olmayan öğrencilerin sayısını artırmaya karar verdi.
Farklı ebeveynler eğitim sistemine farklı türden beklentiler getiriyor. İşverenlerin ve hükümetlerin de kendi öncelikleri var. Belki de İngiltere'de gösterilen reklam aslında haklı, ve eğitim sisteminin kalitesinin en iyi göstergesi, kendine çekmeyi başardığı kişilerin duyduğu sorumluluk.

BUSINESS
 Alternatif fuar yaptılar, İtalyanlar'ı terlettiler
 Editörden
 Provence mutfağı 'ağız eğlendiriyor'
 Pajero 'maço' bir araç!
 Tekel Müzesi, yok olmaktan kurtuldu
 ANKARA KULİSİ
 Çiçek çocukların rüyası Rapunzel'i yarattı
 Hangi kâr dağıtılacak?
 Avrupalı'dan kıskandı tekstil makinesi üretti
 AB, 111.3 milyar euro'yla destekledi
 Avrupa'da anti-depresan depresyonu
 Kafa karıştırıcı, kafasız eğitim
 Tütün devleri, saha kontrol yazılımını Unıvera'dan alıyor
 Saçlarda çikolata ve bisküvi tadı
 İşadamına mezuralı mönü: Simit - peynir





© 2005 Milliyet
/td>