SiyasetRSS
30.12.2012 - 02:30

Büyük bir küçük kadın...

Sitene Ekle
Pazar Kahvesi  |  Güneri Cıvaoğlu ngunericivaoglu@gmail.com Tüm Yazıları »

ŞU sözcükler her dönem geçerlidir. Nazi Almanya’sından yaşamı yansıtan bu oyunun sahnelenmesi de nereden çıktı diyenlere cevaptır:
Tıkamak kulaklarını
yummalı gözlerini
ve kısmak sesini
oyna
küçük adam
oyna üç maymunu...
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun galasında izledim oyunu.
Başrolde Songül Öden...
“Umutsuz Ev Kadınları’nda” nasıl sevimli.
Arap coğrafyasında da çok sevilen “Gümüş” dizisinde ağlatırken gene başarılı.
“Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunuyla, onu ilk kez tiyatroda izledim.
Sahnede de ilginin odağındaydı.
Bu defa şarkı söylüyor, dans ediyor.
Gene masum, gene doğal.
Nazi Almanya’sında Hitler yükselirken sıradan küçük adamların, küçük kadınların ayakta kalmak için kudret karşısında uyum arayışlarını anlatan bir oyun.
Uyumla birlikte “duymadım, görmedim, konuşmam” duyarsızlığını simgeleyen milyonlarca insanın “üç maymuna” dönüşmelerini adım adım görüyoruz.
Diğer başrol oyuncusu Deniz Celiloğlu da, bu “maymuna dönüşen bukalemun adam” masumdan uyanıklığa geçişi iyi canlandırıyor.
Her dönemde ve iktidarların zalime evriminde(!!) her şeye boş vermiş, kudrete tapmayan, kaybedecek şeyi olmayan “derviş” kıvamında olanlar vardır.
Hayatı takmazlar.
Servetleri dostluktur.
Yüreklerini cömertçe verirler.
Umutsuz Ev Kadınları’nda “katili” oynayan Metin Büktel işte öyle biri...
Babacan, sevecen, sevimli...
Yüreğinin yanı sıra paylaşacağı tek şeyi elindeki içki şişesi.

 

IŞIN ÇELEBİ HER PARTİYE LAZIM

BUGÜN Aslantepe Arena’sı varsa bunu Galatasaraylılar öncelikle Işın Çelebi’ye borçlular.
Dönemin Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi olarak onun kadife ambalajlı çelik azmi olmasaydı, bu stat işi yılan hikayesine dönerdi. İşin başından beri bildiğim için bu denli iddialıyım. Burada Başbakan Erdoğan’ın da ortak paydadaki asli yerini anmak gerek.
Çelebi’ye dönelim...
Tam bir “görev adamı”dır.
Vitrine çıkıp, gösteriş yapmayı, başarılarını ilan etmeyi sevmez.
Sessiz, etkin ve derinden çalışır.
ODTÜ’den maden mühendisi diplomasını aldıktan sonra Devlet Planlama Müsteşarlığı’nda Türkiye geneline bakmayı öğrendi. Bülent Ecevit’in liderliğinde CHP araştırma bürosundaydı.
Onu İzmir’de tanımıştım.
İzmir’de iflas etmek üzere olan bir fabrikanın başına geçmiş, yeniden yapılandırmış, kurduğu genç ekiple birlikte ihracata odaklı kar eden itibarlı bir şirkete dönüştürmüşü.
Merhum Turgut Özal’ın Ege gezisindeki gazeteciler arasındaydım.
Daha önce Devlet Planlama’dan tanıdığı Işın Çelebi’nin İzmir’deki başarılarını öğrenince, Çelebi’yi çağırttı.
Bir süre konuştu ve “siyasette de beraber olalım. ANAP’tan milletvekili adayı olmanı istiyorum” dedi.
Işın Çelebi ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı oldu. Özal’la birlikte çok önemli projelerde çalıştı.
Adnan Kahveci ile kafaları uyuyordu.
Birlikte projeler ürettiler ve uyguladılar.
Sonraki tarihlerde Bulgaristan’a gittiğinde, gene gazeteciler arasındaydım.
Sovyetler Birliği bloğundan kopan Bulgaristan yöneticileri liberal ekonomiye geçmek istiyorlardı.
Ama...
Bunu nasıl yapacaklarını bilemiyorlardı.
Işın Çelebi’nin kendilerine gerekli adam olduğunu işitmişler, davet etmişlerdi.
Işın Çelebi, Bulgarlara seminerler verdi.
Bu geziden sonra da rehberliğini sürdürdü. Bir süredir Işın Çelebi’nin “Türkiye’nin Dönüşüm Yılları (*)” adlı kitabını okuyorum. Gerçekten dönüşümü anlatıyor ama ders verir gibi değil.
Tatlı tatlı akan bir nehir sohbet...
Her bölüm hayat felsefesinden alıntılarla başlıyor. Değişimin ve dönüşümün gereğini anlatan Pablo Neruda’dan şu satırları yansıtayım:
Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar,
her gün aynı yolda yürüyenler,
yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler,
giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.  (Ağır Ölüm)
Kitabın sayfalarında sona yaklaştıkça Işın Çelebi’nin profesyonel yaşamını “danışmanlık yaparak” sürdürmesine tepkiler dalga dalga kabardı içimde. “Her partiye lazım bir Işın Çelebi” diye düşündüm.
İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya belediye başkanı adayı arayanlar Çelebi’yi göremiyorlarsa ya miyop ya da hipermetrop...
...............................
(*) 2012 Alfa


Osmanlı’dan Bulgaristan ve Bosna-Hersek’in
koparılışı karikatürlere konu olmuştu.

12 HAZİNE KİTAP

GERÇEKTEN koleksiyon kitaplarına tutkuluysanız işte birer mücevher sandığı ebadında 12 kitap.
Hepsi resimli, yorumlu... Kaliteli cilt ve kağıt...
Her biri yüzlerce sayfa... Tarihi belgeler...
Tarihi fotoğraflar... Sanat değerinde resimler...
İllüstrasyonlar... Karikatürler...
.......................
Sadece bir tanesi.
İlber Ortaylı’nın sunumuyla “Bir Zamanlar Osmanlı-İmparatorluğun Üç Kıtadaki İzleri” gerçekten muhteşem bir çalışma.
Gururla sayfaları çevrilen ama kayıplarımızın büyüklüğü nedeniyle de yürek parçalayan bir tarih turu.
Diğer ciltleri de yazayım.
Tarih Atlası, La Turquıe Kamalıste, Karya’dan Bodrum’a (Brıtısh Museum’a Taşınan 8 Bin Yıllık Tarih), Kitab-ı Cihannüma (İbrahim Müteferrika Baskısı), Bilim Atlası (Dünyayı Değiştiren İcatlar, İnsanlar), Keşifler Atlası (Tarihteki En Ünlü Keşif Yolculukları), Arkeoloji Sırları, Sırlar Atlası (Gizemlerin Peşinde), İslam Uygarlığında (Astronomi, Coğrafya, Denizcilik, Mimari, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Saatler, Optik Mineraller, Savaş Tekniği, Antik Objeler), Sanat Atlası (Dünyanın En Kapsamlı Müze Kitabı)
.......................
Yayınevinin kurucusu Bülent Özükan “Boyut’un 27’nci yılında 3 binin üzerinde eser ve 30’a yakın koleksiyon kitap.”
Yürekten kutluyorum.
 


Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.