Hizbullahçıların tahliyesi sonrasında “onların izlenemeyeceklerini, en yakın karakola imza atmaya gelmelerinin hikâye olduğunu, kayıplara karışacaklarını” yazmıştım.
“Artık, ara ki bulasın” diye noktalamıştım.
İşte aranıyorlar ama bulunamıyorlar.
Onlar da tahliye edilen PKK’lılar da “toz” olmuşlar.
Tahliye kararı alan Yargıtay 9. Daire ilgili mahkemelere -gizli yazılarla- “yeniden tutuklanmalarını” bildirmiş ama artık çok geç.
Şu manzarayı ne siyasi iktidar, ne yargı erki, ne de onları izlemekle görevli olan polis -kolay kolay- izah edebilir.
Tutukluluk için 10 yıllık sürenin uygulama tarihi yaklaşırken alınacak teknolojik önlemler vardı.
Örneğin “elektronik kelepçeler...”
Tahliye edilenlerin dışına çıkamayacakları “kırmızı çizgili haritalar...”
Bunların denetleneceği elektronik sistem ağı...
Kırmızı çizgilerin dışına adım attıkları anda enselerine yapışacak özel eğitimli polis -kırsal yöreler için- jandarma...
Bütün bunlar yapılmamış...
Tahliye edilenlerden “birer centilmen gibi” her sabah konutlarına en yakın karakola tıpış tıpış giderek imza atmaları beklenmiş!
Oysa tahliye edilenler için yargılandıkları mahkemeler “müebbet hapis” cezası vermiş.
Yargıtay birkaç hafta içinde bu kararları onaylarsa yeniden hapishanelere dönecekler ve yattıklarının bir buçuk katı daha süre içeride kalacaklar.
Bunu mu bekleyeceklerdi?
Birkaçı belki yakalanırlar ama çoğunluğunun İran’a geçtikleri tahmin ediliyor.
Tahliye kararları, “yılbaşı büyük ikramiye” gibi geldi.
Keyfini çıkaracaklar.
“Gecikmiş adalet, adalet değildir” derler.
Ya büyük ikramiyeli adalet nedir?
NORŞİN MİLADI
İki dille açılımın miladı “Norşin” oldu.
İlk kez Güroymak’ın eski adı “Norşin”e dönüşümüyle düğmeye basıldı.
Devletin doruğunda “Norşin” adı “resmen” telaffuz edildi.
Sonrası hızlı geldi.
Güneydoğu’da belediyelerin içinde bile tabelalarda “Kürtçe” isimler yer almakta.
Yerleşim yerleri de “Kürtçe eski isimlerine” kavuşturulmakta.
Hatta yörelere göre değişik Kürtçe lehçelerle 3-4 farklı Kürtçe yazılı levhalar asılmakta.
Start neden “Norşin” ile verildi?
Bunun cevabı da ilginç.
Norşin, medresesiyle ünlü.
Başta “Said-i Nursi” olmak üzere inanç dünyasının pek çok Sünni ismi bu medresede “rahle-i tedris”den geçmiş.
Feyz almış.
Yani Sünni kesimin büyük hocaları orada yetişmiş, orada ders vermiş.
Örneğin Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yanı sıra Şeyh Alaaddin, Şeyh Şefik Arvasi (Sultanahmet Camii eski imamı), Sadrettin Yüksel, Molla Abdülhakim Arvasi, Mehmet Emin Er Hoca, Halil Gönenç (Urfa eski müftüsü), Ali Arslan (Tekirdağ eski müftüsü), Ahmet Meylani (Hidaye mütercimi), Mazhar Taşkesenoğlu (İbn Abidin mütercimi), Molla Hasip Seven (Kozluk eski müftüsü), Molla Muhammed Şirin (Çanakkale eski müftüsü), Molla Abidin (Beykoz eski müftüsü), Mehmet Çağlayan Hoca (Muş ve Niğde eski müftüsü), Molla Abdülkerim Saruhan (Bitlis eski müftüsü) ve daha başka ünlüler.
Birçok ilimizin müftülerinin “Nur” cemaatinden olduklarını ortaya koyan bir liste bu.
I. Dünya Savaşı yıllarında Eyüp Camii imamı olan Şeyh Arvasi İstanbul’da ilk Kürtçe mevlidi bastırmıştı.
Hüsrev Paşa Nakşibendi Halidi tekkesinin son postnişiniydi.
Arvasi, Sultan Abdülhamid’in de hocasıydı.
İşte “Güroymak”ın açılımda il adı “Norşin”e dönüşümü arkasında nelerin olduğunun tarihçesi...
Said-i Nursi gücünü bugünlere taşıyarak sürdürüyor.
Sünni İslam ve özellikle Nur camiasında simge isim.
Nurşin Medresesi’nde daha çok yıllar önce iki tehlikeye işaret etmiş; “cehalet ve ırkçılık...”
O nedenle yörede üniversite istemiş.
“Eren” adıyla bu üniversite gündemde.
Sonuç...
“Güroymak”tan “Norşin”e geçiş yalın bir tabela değişikliği değil.
“Norşin” Sünni inanç dünyasında özel yeri olan simge bir yer.
Yöredeki ve tüm Türkiye’deki Kürt kökenli inanç damarına giriştir.
Önümüzdeki seçimler için önemli mesajdır.
Tutacak ve gerisini de getirtecek bir “milat...”
Genel seçimler öncesinde bütün bunlar “siyasi” anlam da kazanıyor.
HİZBULLAH’IN MEKKE VE MEDİNE AŞAMALARI
Hizbullah hareketi bir süre sonra ikiye ayrılmıştı; “Menzilciler ve İlimciler...”
Hz. Muhammed Peygamberin yaşamındaki iki süreçten etkilenmişlerdir.
Menzilciler, Türkiye’nin Mekke sürecinde olduğunu düşünüyorlardı.
Yani...
“İrşad...” (İnsanı iyiliğe, ibadete, güzel ahlaka, salih amele, istikamete... Hasılı Rabbi’nin rızasına yöneltmek suretiyle O’na ulaşmasını sağlamak.)
İlimcilere göre ise Medine sürecinin zamanıdır.
Devletleşmek...
İkisinin yolları ayrılmıştı.
Birincisinde şiddet yoktu...
İkincisinde -gereğinde- vardır.
Tahliye edilenler bu ikinci yolu seçenlerdir.
Genel seçimler yaklaşırken görünenlerin arkasındaki görünmeyenlere de bakabilmek gerekiyor.
.....................
Yukarıda yazılanlar için ayrıntılı bilgi bknz: PUŞİ ve SARIK, Yazan Nevzat Çiçek, Hayykitap: Mart 2008

NEKROFİLİ