Yazarlar
03.03.2016 - 02:30

Büyük oyun ve Diyarbakır

Sitene Ekle
Bugün  |  Güneri Cıvaoğlu ngunericivaoglu@gmail.com Tüm Yazıları »
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş “Diyarbakırlıları Sur’a yürümeye” çağırdı.
Gözlemlere göre amaçlanan büyüklük sağlanamadı.
Güvenlik güçlerinin kente girişleri tutması ve çok sayıda küçük grupları gaz ve TOMA’larla dağıtması elbette etkili oldu.

Ama...
Asıl “halktaki tepki” bu “ilgi azlığının” nedeni.
Halk iki yıl süreli “kansız dönemden” sonra PKK’nın kentlerde eyleme geçmesiyle ortamın bir anda yeniden cehenneme dönüşmesine tepkili.
Şu satırlar yazılırken, hâlâ kentin çeşitli yörelerinde hareketlenmeler vardı.
Fakat...
Sayıları hayli az gruplarla.
Eğer Demirtaş’ın çağrısıyla on binlerce kişi barikatları aşıp Sur’a girebilseydi, amaç neydi?
Yöredeki gazeteci arkadaşlara göre “Son 15-20 PKK’lı onların arasına karışıp çıkabileceklerdi.”
Cizre ve Silopi’den farklı olarak STK’lar aracılığıyla devlet diyalog kanalları Diyarbakır’da açık.
Devlete iletilen mesaj “Sokağa çıkma yasağını kaldırın, Sur’da sıkışmış olan 15-20 PKK’lı çıksın... Sur’da olaylar bitsin.”
Tabii, kabul edilmeyen bir öneriydi bu.
Ardından...
“Bir koridor açılsın, PKK’lılar ve içerideki siviller birlikte çıksınlar. Devlet bunlar arasındaki sivilleri ayırsın, PKK’lıları yargıya teslim etsin.”
Bu da uygulamaya konulamadı. Güvenlik güçleri etrafı çevrili 15 PKK’lıyı ve bazıları o PKK’lıların ailelerinden oluştuğu iddia edilen sivilleri teslim almaya kararlı.
........................
Cizre, Silopi’den sonra Diyarbakır/Sur’da da “sona gelinmiş” olduğu söylenebilir.
Ama... Büyük stratejinin sayfalarından üçüdür bu.
Stratejinin “Suriye kuzeyindeki kuşağın, sınırın bu tarafında da oluşması” noktalanmış değil.
İktidara yakın Yeni Şafak’ın Dış Politika yazarı İbrahim Karagül önceki gün şöyle yazmıştı:
........................
Bir süredir parçalanmış Suriye haritaları elden ele dolaşıyor. Pentagon merkezlerinde, İncirlik Üssü’nde, Putin’in dar ekibinde, belki Tahran’daki güvenlik merkezlerinde, belki İsrail askeri merkezlerinde hep bu haritalar konuşuluyor. Topu topu birkaç farklı harita vardır. Aralarındaki farklılık ise sadece tek maddedir: Suriye üçe mi bölünecek, beşe mi?
Nusayrilere bir devlet, Sünnilere bir devlet, Kürtlere bir devlet ve bölünme devam ediyor. Üç devlet olsa bile bu üç parça bir gün gelecek şehir şehir bölünmeye doğru şekillenecek. Coğrafyamız, vekâlet savaşlarından devletler savaşına geçtiği gibi, parçalanma sonrası şehir savaşlarıyla yüzleşmek zorunda bırakılacak.

TÜRKİYE İÇİN DE ÖYLE BİR HARİTA VAR
Emin olun, Türkiye’nin bölünme haritaları da elden ele dolaşıyor. İran’ın da, Pakistan’ın da, Libya’nın da, Cezayir’in de, Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın da bölünme haritalarını bugünkü gibi tartışacağız. Belki sadece iki üç yıl içinde en az beş ülkenin bölünmesini normal bir gelişme gibi tartışıyor olacağız. 2003 yılında, Irak işgalinin en acı dönemlerinde bölünme haritalarını tartıştık. O zamanlar bile Irak’ın üç parça olacağını, Sünni Arapların Suriye Sünnileri ile birleştirileceğini gizlemiyorlardı?
Bu yüzden Suriye de parçalanmalıydı. Suriye parçalanmadan Irak parçalanamazdı, kaderi birbirine bağlıydı. Irak ve Suriye parçalansa bile Türkiye parçalanmadan bölgesel bir Kürt devleti kurulamazdı. Bu yüzden Türkiye’nin parçalanması gerekiyordu ve bizler yavaş yavaş savaşın bize doğru yaklaştığını yeni yeni kanıksar olduk. 
..........................
Türkiye’nin bir bakıma yalnız kaldığı bir büyük oyunun tutmaması için önceliğimiz omuz omuza vermek olmalı.

Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.