Kalplerin kırılınca ne hale geldiğini somut olarak görebileceğiniz bir yer ‘Museum of Broken Relationships’. Türkiye’de böyle bir müze açılsa, kim bilir ne eşyalar sergilenir orada? Yeni kavgalar çıkaracak ne notlar yazılıp konur, o eşyaların yanına?

BOŞANMA MÜZESi

Bir müze düşünün, içinde şunlar sergileniyor olsun. Kurumuş 100 gül, deri erkek terliği, oyuncak gemi, kutusuyla birlikte şekerden yapılma kadın iç çamaşırı, kibrit kutusu, bir çift kadın eldiveni, tencere, veda mektubu ve yanında bir otomobil anahtarı, çeşitli markalarda parfüm şişeleri, vazolar, ev anahtarları, slip, bir boynuzu kırık oyuncak bir geyik, fotoğraf albümü, kahve makinesi, masa örtüsü, tişört, plaka, oyuncak ayı, bisiklet, kadın çizmesi, masa saati, kağıt para, sütyen, kırmızı peruk, dikiz aynası, golf eldiveni, matruşka, kadın külotu, makyaj sandığı, dantel, yüzük, fantazi kelepçesi, tıraş takımı, ayak bandajı, kürk, otomobil arması, balta, ajanda, pinokyo, bilgisayar tuşunun t harfi, ütü, ısıtıcı, cep telefonu, kazak, kaban, tablo, havlu, Renault 18 otomobil, saç boyası, olta ve benzeri birçok özel eşya.
Hepsinin yanında bağışçının yazdığı birkaç satır not.
BOŞANMA MÜZESiBOŞANMA MÜZESi

Kırık kalplerin parçaları
“Böyle de müze mi olur?” diye bilirsiniz?
TRT Almanya Treni’yle yaptığımız yolculuğun dördüncü gününde Zagreb’de şehir turuna çıktığımızda yerel rehberimiz böyle dediğinde biz de şaşırdık.
Rehberin, “Nasıl yani?” diyenlere yanıtı, “Burada insanlar, boşandıkları eşlerinden kalan eşyalardan, gördükçe sinir olduklarını bu müzeye bağışlıyor” oldu.
Rehberden gelen bu yanıt üzerine şehir turuna katılanların çoğu, “Süpermiş. Nerede o müze?” demeye başladı.
Çok geçmeden “Museum of Broken Relationships”teydik.
Hayatımda gördüğüm en ilginç müzeydi.
Kimilerinin ‘Boşanma Müzesi’, kimilerinin ‘Kırık Kalpler Müzesi’ dediği, sergilenen her parçanın, biten bir evliliğin, kırılmış bir kalbin, duygusal yıkıntılarını izlerini taşıyan müze, gerçekten de harika bir fikir.
Kalplerin kırılınca ne hale geldiğini somut olarak görebileceğiniz bir yer ‘Museum of Broken Relationships’.
Türkiye’de böyle bir müze açılsa, ne eşyalar sergilenir orada?
Yeni kavgalar çıkaracak kim bilir ne notlar yazılıp konur, o eşyaların yanına?

BOZDAĞ’IN HATASINI TERCÜMAN DÜZELTTİ
Avusturya’nın Salzburg şehrinde Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi’nin verdiği Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundayız.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Cumhuriyet’in 88’inci, Türkiye’yle Almanya arasında 1961’de imzalanan İş Gücü Anlaşması’nın 50’nci yılı nedeniyle 26 Ekim’de Sirkeci’den yola çıkan ‘TRT Almanya Treni’ hakkında konuşuyor.
Türkiye’deki Almanya Büyükelçiliği’nde görevli Ute Maria Eke, konuşmayı Almanca’ya çeviriyor.
TRT’nin Almanya Treni, tıpkı 50 yıl önce Türk işçileri Almanya’ya götüren tren gibi Sirkeci’den kalktı.
Bekir Bozdağ, ısrarla Sirkeci yerine Haydarpaşa dedikçe Eke, Sirkeci diye yaptı çeviriyi.
Çünkü o da yıllar önce babası gibi Almanya’ya gelirken trene Sirkeci’den bindi. Bozdağ, dört defa Sirkeci yerine Haydarpaşa deyince, sohbet ettiğimiz bürokratlardan biri, “Bakan, İstanbul’dan her trenin Haydarpaşa’dan kalktığını sanıyor, çünkü kendisi Yozgatlı” dedi.

SPİKER SERKAN ÇAĞRI’YI DARBUKATÖR SANINCA
26 Ekim saat 12.30’da Sirkeci’den kalkan TRT Almanya Treni son durak olan Münih’e vardığında takvim yaprakları 30 Ekim’i, saatler 14.30’u gösteriyordu.
Uzun ama keyifli bir yolculuktan sonra vardığımız Münih Garı’nda TRT Almanya Treni’ni binlerce insan karşıladı.
TRT Türk’ten naklen yayınlanan törenin sunucuları Almanya’da yaşayan Özlem Sarıkaya’yla TRT Türk’ün ekran yüzlerinden Işın Eliçin’di.
Tören başladı, Türk ve Alman yetkililer konuşmalarını yaptı.
Sıra genç klarnetçi Serkan Çağrı ve ritim ustası Burhan Öçal’la arkadaşlarının yapacakları müziğe geldi.
Özlem Sarıkaya, Burhan Öçal’la Almanca mini bir söyleşi yaptı.
Ardından Işın Eliçin, Serkan Çağrı’dan da görüş alacağını söyledi.
TRT Türk’ün sunucusu Burhan Öçal’ın solunda oturan darbukacı Ümit Adakale’yi Serkan Çağrı sanıp, yanına gitti. Eliçin, sorusunu yöneltip, mikrofonu uzattı.
Adakele, yanlış adrese gelen Eliçin’e eliyle Öçal’ın sağındaki Serkan Çağrı’yı gösterdi. Eliçin’in gafı altı günde kazasız, belasız biten seyahatın nazar boncuğu oldu! Törenden sonra verilen kokteylde Eliçin’le Serkan Çağrı’yı tanıştırdım. Bundan böyle genç klarnet virtüözüyle darbukacıyı karıştıracağını sanmıyorum.