"Yeterince bilim insanı ve sanatçı yetişmiyor bizde."

Varsayalım ki bu tespit doğru, peki suçlusu kim?

Sanatla ve bilimle uğraşanlar mı, yoksa onlara yeterli imkân sağlamayanlar mı?

Milliyet Sanat, “Heykelde Yeni Keşifler” adlı yeni bir yarışma açtı.

Yarışmaya Türkiye’nin birçok şehrinden 200 civarında eser katıldı.

Jürinin seçtiği 10 eser, Kemer Country’de sergileniyor. Eylül ayına kadar açık kalacak sergiyi gezin de görün, bu ülkenin heykel sanatçılarının imkân verildiğinde neler yapabildiğini.

Sergiyi gezdikten sonra görüşünü sorduğum Doğan Hızlan, şöyle dedi:

“Yıllardır başta oteller olmak üzere şirketlere çağrı yapıyoruz, heykel sanatına layık olduğu değeri verin, alın, sergileyin diye, ama sonuç ortada. O nedenle Milliyet Sanat, bu yarışmayla yeni sanatçıların önünü açtı.”

İstanbul Teknik Üniversitesi ile Yıldız Teknik Üniversi-tesi’nden bir grup öğrenci ve akademisyen sürdürülebilir konut projesi geliştirdi. Yosundan enerji elde eden, toprak panel sistemiyle çalışan “Team Bosphorus ReYard Evi” projesiyle dünyanın önde gelen üniversiteleriyle yarışıp, finale kaldılar, hem de iki kez.

Sponsor bulamadıkları için Çin’deki finale gidemeyen ekip “Solar Decathlon”un Afrika ayağında da ilk 20’ye girdi. Final yaklaşırken ekibe, Fas’ta projeyi sonuçlandıramamaları halinde bir daha Türkiye’den hiçbir başvuruyu almayacakları bildirildi.

Projenin danışmanı mimar Erden Güven, “Ekibin Fas’a gidip, projeyi hayata geçirebilmesi için gerekli para topu topu 50 bin dolar, ama şimdiye kadar bulunamadı” dedi.

Toplum olarak üstüne düşeni yapmazsan, sonra da, “Bilim ve sanatta çok gerilerdeyiz” diye boş yere ağlarsın!

Sosyal medyada suç ve suçluyu övenler

“Adnan Oktar Suç Örgütü” tanımını koyup, insanları “fişledikleri” saptamasını yapanlar kim?

17 Temmuz 2018’de Adnan Oktar ve örgüt üyelerini gözaltına alan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü.

Aklama Suçları Birim Amirliği’nden arayıp, “Adnan Oktar Suç Örgütü sizi de fişledi” dedikleri güne kadar ne benim ne de kamuoyunun haberi vardı bundan.

Gittim, “müşteki” sıfatıyla ifade verdim, davacı oldum ve bunu Alice’de paylaştım.

“Adnan Oktar Suç Örgütü”nün birçok üyesi hapiste, ama dışarıda olanlar var hâlâ... Hemen başladılar sosyal medyadan bana saldırmaya... Yalanlarını geniş kitleler okusun, istedikleri gibi algı oluşsun diye, Türkiye’nin gündemine ne girmişse, o hasthag’leri de paylaşımlarına ekleme kurnazlığı yaparak hem de...

Türk Ceza Kanunu’na göre “Örgüt propagandası yapmak, suçu ve suçluyu övmek” iki yıla kadar cezayı gerektiren bir suç...

Sosyal medyada bu suçu işleyenler belli. Oktar’la suç ortaklarını “masum”, onları gözaltına alan polisleri “İngiliz derin devletinin elemanı” ilan edenler, yaptıklarıyla beni sindireceklerini sananlara son sözüm şu:

Yolun sonu görünüyor. Adnan Oktar ve suç ortaklarını kelepçeleyip, hapse atanlar, günün birinde size de gösterecek Türkiye’nin “hukuk devleti” olduğunu.

Sanat ve bilimde desteğin önemi

GÜNÜN SÖZÜ

“Sakinliğimi çalanlar, beni deli olmakla suçluyor.” (Frida Kahlo)