Bugün vizyona giren iki Türk filmi 'Acı Aşk' ve 'Başka Dilde Aşk' birbirinden farklı engelleri aşmaya çalışan aşkları anlatıyor

AŞKIN  ACI VE TATLI YÜZÜ

‘Acı Aşk’ın filminin ekibi, özel gösterimden sonra Taksim Zarifi’de eğlendi.


Son dönemde Türk sinemasına gelmiş en enteresan isimlerden biri Onur Ünlü. İlk filmi 'Polis'i izleyenleri ne diyeceğini bilmez bir şekilde göndermişti salonlardan. Beğenseler miydi? Şaşırsalar mıydı? Ne düşünmek caizdi? Zira böylesi bir 'absürd'e alışık değildik sinemamızda.
En azından artık biliyoruz ki içinde Onur Ünlü adı geçen bir filmden klasik bir şey beklememek, ters köşeye yatmaya hazır olmak lazım. Nitekim senaryosuna imza attığı 'Acı Aşk' da romantik bir film izlemeye gidenleri şaşkına çevirirken sürprizlere açık bünyelere çok iyi geldi. Yönetmen koltuğunda, Ünlü'nün ilk iki filminin yapımcısı A. Taner Elhan var . Belli ki kafaları gayet uyuşuyor.

Peri masalı kabusa dönüyor
Tutkulu bir sevişme sahnesiyle başlıyor filmimiz. Kadını görmüyoruz ama adamımız, Orhan (Halit Ergenç), esprili, çekici bir edebiyat hocası, üniversitede. Mekan, son dönemin favori platosu Eskişehir. Orhan, bir iş görüşmesi için İstanbul'a giderken sevgilisine evlenme teklif etmeye kalkışıyor ve evde karşılaştığı manzarayla her şey alt üst oluyor.
Yine de İstanbul'da tez zamanda yeni bir hayat kurmayı beceriyor. Orada tanıştığı Oya (Cansu Dere) ile evleniyor. Gelgelelim peri masalı ilk günden kabusa dönüyor. Ve giderek bir aşk üçgeni, hatta dörtgeni çıkıyor ortaya: Diğer kenarlar Ayşe (Songül Öden) ve Seda (Ezgi Asaroğlu).
Filmin tadını kaçırmamak için detay vermiyorum ama olay, Orhan ile Oya arasındaki 'Acı Ay' muhabbetinde gizli. Polanski'nin 'Acı Ay'ı Oya'nın en sevdiği film. "Aşk filmi gibi başlıyor, sonra çok acayip şeyler oluyor."
Hani Orhan "Bir filmde ne kadar acayip şey olabilir ki?" gibi bir soru soruyor ya, hah işte 'Acı Aşk'ı izlemeye giderken bu soruya renkli, uçuk kaçık, komik, acıklı bir dolu cevap almaya hazır olun derim. Ve "Yok artık" dediğiniz birçok detayı o gişe rekorları kıran Amerikan filmlerinde nasıl inanarak izlediğimizi hatırlayın. Son olarak da Fairuz Derin Bulut'un müziklerine, 'Seni Yakacaklar'ın Levent Yüksel yorumuna dikkat!

KADIN ELİ DEĞMİŞ
Bu haftanın ikinci 'aşk' filmi, 'Başka Dilde Aşk', genç bir kadın yönetmenin elinden çıkma. Hani evler için filan söylenir ya, "Kadın eli değmiş" diye, bende bu film aynı duyguyu yarattı. Tatlı tatlı akıp giden, seyirciyi fazla üzmeyen, sarsmayan, yıpratmayan yumuşacık bir film.
Çağrı merkezinde çalışan bir genç kız var, Zeynep (Saadet Işıl Aksoy). Etrafındaki 'kurt' erkeklerden yılmış. Bir arkadaşının nişanında Onur (Mert Fırat) ile tanışıyor. Gürültülü müzikten el kol hareketleriyle anlaştığı gencin sağır olduğunu ancak gece kulübünden çıkınca öğreniyor. Arkadaşlarının dalga geçmelerine, Onur'un annesinin (Lale Mansur) endişelerine, Zeynep'in ailesinin karşı çıkmalarına rağmen ikisi birbirlerine kenetlenip yeni bir dil kuruyor. Onur, Cemal Şan'ın 'Dilber'in Sekiz Günü'nde Fırat Tanış'ın oynadığı topal Mehmet'le beraber son dönemde sinemada izlediğim en sevmeyi bilen erkek. Bir kez daha hatırlatıyor ki, bedensel sakatlıklar aşılır, yeter ki kalpler sakat olmasın.
Mert Fırat'ın oyunculuğu muhteşem. Saadet Işıl Aksoy'u 'Yumurta'da hayal gibi dolanan Ayla'dan sonra böyle cıvıl cıvıl bir karakterde izlemek hoş. Zeynep'in eski sevgilisi Aras'ta Emre Karayel tam olması gerektiği gibi sinir bozucu, film için işaret dilini öğrenen Lale Mansur gayet başarılı.
Güzel anlatılmış, görüntü yönetmeni Hayk Kirakosyan sayesinde çok iyi çekilmiş, aydınlık bir film 'Başka Dilde Aşk'. Aşkın giderek unuttuğumuz 'tatlı yüzünü' özleyenler kaçırmasın.