Her ne kadar pop müzikteki şarkı yazarı eksikliğini açık etse de, önemli solistlerin ‘cover’ albümlerini seviyorum. Çünkü söz konusu Nükhet Duru kadar iyi bir yorumcu olunca, her şarkının onun sesinden bürüneceği hali merak ediyor insan. Kendi sevdiği şarkıları söylediği ‘Aşkın N Hali’ de bu merakımızı epey gideriyor.
Bir Şebnem Ferah şarkısının mesela, ‘Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler’ gibi çok dillere düşmemiş dünya güzeli bir parçanın bu pırıltılı sesle bir kez daha sevilebileceğini gösteriyor. Bu albümün en hoş yanı bu zaten; ‘hit’ parçalar art arda dizilmemiş, bir ‘artık duymaktan yıldığımız şarkılar geçidi’ olmamış.
Hem eski şarkılar var içinde, hem yeni kuşaktan müzisyenlerin besteleri...
Selda Bağcan’dan ‘O Günler’... Nilüfer’den ‘Söyleyemedim’... Yüksek Sadakat’ten ‘Döneceksin Diye Söz Ver’, Halil Sezai’den ‘Sonbahar’, Redd’den ‘Beni Sevdi Benden Çok’... Hele hele Cem Adrian’ın ‘Ben Seni Çok Sevdim’ini bir söylemiş, şarkı sesini bulmuş. Hümeyra’nın ‘Sessiz Gemi’si, Zuhal Olcay’ın ‘Yalnızlığım’ı, Tanju Okan’ın ‘Sarhoşum’uysa ilk söyleyenleriyle çok özdeşleştiği ve yıllardır duyulmadığı tek bir konser, canlı müzik çalınan tek bir gece olmadığı için pek heyecan yaratmadı bende doğrusu.
Albümün bir müthiş özelliği, Osman İşmen yönetimindeki orkestra tarafından hep birlikte ve bir seferde ‘hücum kayıt’ usulü kaydedilmiş olması.
Yani binlerce kayıt yapılıp, içlerinden en iyi bölümler kesilip montajlanmamış.
Tam da kendine güvenen bir yorumcuya yakışacağı gibi... Bu yüzden de bütün olarak ‘duygusu’ var albümün.
‘Aşkın N Hali’, teknolojiye inat, hâlâ doğal ve duygu taşıyan bir hal...

Buna da şükür

Bir insan ne yaparsa bir ‘cani’ olduğuna, serbest dolaşmasının çevresi için bir tehlike olduğuna ikna oluruz?
Mesela bir kediyi bıçaklayıp kafasını su damacanasıyla ezmesi, cinayetini görüntüleyip internette paylaşması yeterli midir ondan korkmamız için? Yoksa ‘alt tarafı bir kedidir, kedi’, onu katletmek insanı cani yapmaz mı?
21 yaşındaki Mustafa Can Aksoy, her gün bir dolu hayvanın işkence gördüğü ve bütün bunların cezasız kaldığı ülkemizde, öldürdüğü kediyi
bir kafeden geçici olarak sahiplendiği için yani o kedinin ‘sahipleri’ olduğu için ceza aldı. Hangi suçtan? ‘Mala zarar vermekten’.
Bir canlıyı hunharca katledebilirsin, ama mala zarar vermek büyük suç.
Mahkeme üç yıl hapis cezası vermiş, kendisini “Sürekli hayvan öldüren biri değilim. Evimde hâlâ kedi ve köpek besliyorum” diye savunmaya kalkan ve psikolojik rahatsızlığı olmadığını iddia eden Aksoy’a.
Daha olayın temyiz aşaması var, Aksoy’un karara itiraz eden ‘yakınları’ var, bir avukatı var, böyle bir şey neresinden tutulur da savunulur, bilemiyorum tabii.
Hayvanseverler olarak ne acıdır ki, öyle veya böyle bir ceza verilmesine seviniyoruz. “Vicdan sahibi bir hakimmiş” diyoruz, “Haklı bir neden olmadan sahipli hayvanı öldürme” suçuna üç yıl da olsa bir ceza verdiği için.
Olayın korkunçluğunu, öldürülen ‘hayvandır’ deyip geçemeyeceğimizi, asıl kimseye bir zararı olmayan bir hayvanı eve alıp psikopatça öldürmenin o kişinin ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdiğini konuşamıyoruz bile. Hâlâ çünkü bir ‘can hiyerarşisi’ var. ‘İnsanlar ölürken’ edebiyatı var... Can candır, cinayet de cinayet... ‘Mala zarar’ deyip hafifletemezsiniz...