Geçen yıl Tolga Örnek’in ‘Senin Hikayen’ filmini izlediğimde en çok Selma Ergeç ile Timuçin Esen arasındaki kimyaya bayılmış, aslında bugüne kadar pek de bu tür rollerde oynamamış iki oyuncudan şahane bir romantik komedi ikilisi çıkardığı için yönetmeni tebrik etmiştim. Ve bu ikiliyi romantik komedi türünde bir dizide izlemek gibi bir hayalim olduğunu da söylemiştim.
Sonuçta dediğim oldu; Selma Ergeç ve Timuçin Esen ‘Gönül İşleri’nde bir aradalar. Ama çift olarak değil, enişte baldız olarak.
Timuçin Esen’in karısı rolünde şahane bir oyuncu olan Bennu Yıldırımlar’ı, Selma Ergeç’i nikah masasında bırakan hırsız nişanlı olarak da Fırat Çelik’i izliyoruz ki, sanırım ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ itibariyle kendisini güvenilir adam rolünde izlemek mümkün olmayacak!
İnsanın gerçek hayattaki sıkışma ve bunalma derecesi arttıkça gülümsetecek şeyler izlemek istiyor, bu kesin. İnandırıcı olsun olmasın, pembe dünyalar bir süreliğine de olsa (ki bu bir Türk dizisiyse bu süre reklamıyla özetiyle 3 saat demek) avutuyor insanı.
Kaçışsa kaçış, evet.

TATLI BİR HİKAYESİ VAR...
Türkan Derya’nın yönettiği, Necati Şahin’in yazdığı ‘Gönül İşleri’nde; küçükken anneleri tarafından terk edilmiş üç benzemez kız kardeşin aşk ilişkilerini anlatan bir dizi olarak bu görevi hakkıyla yerine getiriyor. En büyük abla ‘Servet’e (Bennu Yıldırımlar) 12 yaşında annelik görevini üstlenmek düşmüş. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, olgun bir genç kadın olmuş, düğün organizasyonları yapıyor. Lakin hayırsız topçu kocası ‘Yılmaz’ (Timuçin Esen) ile çocuksuz ve sorunlu bir evliliği var.
Güçlü kadınların yazgısını temsil ediyor ‘Servet’: Hiç tökezlemiyor ki kocası tutsun.
Ortanca kardeş ‘Saadet’ (Selma Ergeç) hafif sarsak, hayli saf, komik ve tatlı bir genç kadın. Saadeti; dünyayı ayaklarının altına serme vaatleriyle önce gönlüne girip, sonra müdürü olduğu mücevherciyi soyacak bir hırsızda arıyor ne yazık ki...
Üçüncü kız kardeş ‘Sevda’ (Sinem Kobal) ise hukuk fakültesini bitirmek için sadece seksapeline güvenen, şımarık bir zengin koca avcısı şu an için. Umuyoruz ve sanıyoruz ki, ablalarıyla birlikte o da bir değişim geçirecektir. Daha ilk bölümüyle izleyiciyi dünyasına çeken bir dizi oldu ‘Gönül İşleri’.
Tatlı bir hikayesi, çok iyi bir oyuncu kadrosu var. Sosyal medyadan da beğenildiği anlaşılıyor.
Pazar gecelerinin diğer incisi ‘Bana Artık Hicran De’ ile birlikte keyifle izlenir...

BİLGİ KİRLİLİĞİNDE BOĞULUYORUZ

Leman Sam ile pazar günü yayınlanan söyleşimizde en çok dikkatimi çeken, onun sosyal medyadan kendisine gelen tepkilerdeki düzeysizliğe duyduğu şaşkınlıktı. “Tahmin etmiyor mu” diyordum, “Neye şaşırıyor?”
Bu söyleşiden ötürü aynı tweet zincirinin içine girince kendisiyle, anladım ne demek istediğini. Sağlı sollu tehditler, hakaretler, soy sop deşmeler, kimsin, necisin sorguları... Ne kadar görse, yine de şaşırıyor insan... Utanıyor, insanların hiç tanımadıkları birine duyabildikleri sebepsiz nefretten...

BİR YERE KAÇTIĞI YOK
Sonra bir de bakıyorum, “Leman Sam Amsterdam’a kaçtı” haberleri her yerde... Kendisiyle buluştuğumda zaten bayram sebebiyle bulunduğu Amsterdam’dan bir gün önce dönmüştü. Sokağındaki insanlarla selamlaşarak, kedilerle oynaşarak geziniyordu. Bir yere kaçtığı yok, sakin. Ne kadar bayılıyoruz birilerini hemen ‘kaçırmaya’.
Hadi birilerinin elinden çıkanı gözü görmüyor, hazırlar yazdıkları saçmalıklarla milleti korkuttuklarına, kaçırdıklarına inanmaya... Bari basın ciddiye alıp yaymasa bu Twitter zırvalarını. Bilgi kirliliğinde boğuluyoruz.