Cinayet programı nasıl yapılır?

Daha bir hafta önce yad etmiştik onu. Üçüncü sayfa haberlerinin ete kemiğe bürünmüş haliydi, bir dönem ekranlarımızı işgal edip uykularımızı kaçıran ‘reality show’ların ilkiydi, 15 sene öncede kalmış eski bir dost olarak gülümseyerek anabilirdik kendisini.
Lakin meğer biz kulaklarını çınlatırken o dönüş hazırlığındaymış. Ve işte Sıcağı Sıcağına yeniden aramızda. Cem Kurdoğlu ve sarı bıyıkları da öyle... Meşhur kriz ortamı dizi karakterlerini bir bir alıp götürürken, - kimini öldürerek, kimin dünyanın öbür ucuna göndererek - eski yüzleri de döndürüyor bir yandan. Polis muhabirlerinin olay yeri görüntülerine bir iki basit canlandırma ekle, işte sana soluk soluğa izlenecek bir dehşet programı. Memleketimizde en son eksikliği çekilecek şey de üçüncü sayfa haberi olduğuna göre, konu da gani.

Üçüncü sayfa dili

Mesleğinin ilk yıllarında bir süre Feryal Göknel’in sunduğu Mahkeme Kapıları’nın - şimdi kimse hatırlamaz ama o zaman pek meşhurdu kendisi - , ara sıra da Sıcağı Sıcağına’nın metin yazarlığını yapmış bir vatandaş olarak söylüyorum bunları.
Genç bir kızdım, geceyarısı montaj stüdyosundan çıkıp arabama koşar adım giderken takip ediliyorum sanırdım hep. Daha sonra bir haber program için Bayrampaşa Cezaevi’nin kadınlar koğuşuna gittiğimde “Aaa, kocasını doğrayan Emine Nine, bu da komşusunu bıçaklayan güzel Fatma” şeklinde dolaştığımı hatırlıyorum. Hepsini tanıyordum, hepsini ve üçüncü sayfa diliyle tarif edebiliyordum.
Cinayet bir meşhur olma yoluydu ve ben kaç telefon aldığımızı hatırlarım, şunu bunu vurdum gelip size teslim olmak istiyorum diyen. Kameralar eşliğinde beş dakikalık bir şöhret fırsatıydı falancayı vurup Sıcağı Sıcağına’yı aramak. Yemekteyiz, sofradayız, banyodayızlara şükredelim yani.

İpucu Kriminal

Velhasıl, reality’lerin babasını ürkerek karşılarken, bir başka programa getirmek istiyorum sözü. TRT’de sessiz sedasız sürmekte olan İpucu Kriminal’e.
Evet, orada da birtakım gerçek cinayet öyküleri anlatılıyor ama ucuz canlandırmalarla değil, gerçek sinema tadı taşıyan çekimlerle. Sırf jeneriğinden bile düzgün bir iş izleyeceğini anlıyor insan.
Nitekim bir zamanlar aynı programı NTV’de de hazırlayan gazeteci Sevinç Yavuz’un genel yönetmenliğinde hazırlanıyor İpucu Kriminal ve amacı ortalığa kan revan ve dehşet saçmak değil. Adli tıp uzmanlarınca çözülmüş girift olayları alıyor ele.

Meşhur cinayetler

Gizem, gerilim yerli yerinde. Canlandırmalar çok başarılı, gerçek görüntülerle katiller meşhur edilmiyor, arada uzman görüşlerine yer veriliyor. Olaylar klişe tabirlerle süslenip püslenmeden, sade bir anlatımla aktarılıp, nasıl çözüldüğü tıkır tıkır gösteriliyor. Oyuncu Bekir Aksoy da sesine ürkütücü bir ton vermeden, kendisine yargılayıcı bir rol atfetmeden aynı sadelikte sunuyor programı.
Muhtemelen İpucu Kriminal’in TRT’deki şamatasız yükselişi de etkin oldu reality show’ların dirilmesinde. Sanırım devamı gelecek, bari üçüncü sayfa diline kaymayan, ürkütmeyi değil bilgilendirmeyi amaçlayan anlatımını da benimseseler...

Dostlar bugün için
Ortalık gazeteler üzerinden birbirine mesaj gönderen eski karı koca ve sevgiliden geçilmiyor gene. “O koltuğun parasını ben ödedim”, “Hayır ben ödedim, faturaları duruyor”, “Onunla evlenmek hayatımın en büyük hatasıydı”, “Aramızda kültür farkı vardı.”
Bu nasıl bir ruh hali acaba? Bir zaman âşık olduğun, sevdiğin, seviştiğin adamı - kadını hayatında ilk kez gördüğün birine ve bu yolla bütün memlekete şikâyet etme isteği?

Saçımı süpürge ettim

Yok, aslında anlıyorum. İnsan o derece öfkelenebiliyor, haksızlığa uğradığını düşünebiliyor ki ağzına geleni söylemek, kırıp dökmek, üzmek isteyebiliyor. “Senin için saçımı süpürge ettim, bu muydu teşekkürün?” cümlesi bile insana o kadar yabancı gelmeyebiliyor o an, öyle söyleyeyim.
Ama işte dostlar bugünler için değil mi? Onların omzunda ağlayabiliyorsun, hayatından çıkıp gitmiş insana sayıp sövebiliyorsun, en manâsız lafları edebiliyorsun.
Seni dinliyor, sakinleştiriyor, gerekirse sizinle beraber o ‘hayırsıza’ verip veriştiriyor ama kendini ele güne rezil etmene de engel oluyorlar. Sonradan pişman olacağın şeyler yapmana - söylemene izin vermiyorlar...
Bilemiyorum, sizce de daha iyi bir yol değil mi?