CUMHURBAŞKANI VE FIRST LADY’DEN KAĞIT BEBEK

Paris’te gördüğüm bir kitap, düşündürdü beni. Eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve eşi Carla Bruni’nin şaka malzemesi yapıldığı kitaba bakın, bir de bizdeki duruma. Yediden yetmişe şaka kaldırmıyoruz, işin aslı bu. Ne gülmeyi seviyoruz, ne düşünmeyi

Hafta sonu Paris sokaklarındaki bir kitapçının önünde bir kitaba rastladım. Küçükken bayıldığım, artık herhalde hiçbir çocuğun oynamadığı kağıt bebeklerden vardı kapağında. Hani kartondandır, kesersin, değişik kıyafetleri vardır, onları giydirir çıkarırsın.
Bu tatlı nostalji duyguları arasında kitabı elime aldım ki bu bebekler tanıdık: Miki fareli donu ve beyaz çoraplarıyla Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve iç çamaşırları içindeki zarif eşi Carla Bruni. Nitekim kitabın adı da ‘Carlie ve Sarken Elysee’de’.
“Hah” diyorum, “Artık cumhurbaşkanı değil ya, hemen başlamışlar dalga geçmeye.” Fakat sonra tarihine bakıyorum kitabın, hayır, Sarkozy ‘tahttan’ inmeden yayımlanmış kitap. Köşkteki üçüncü yıldönümü şerefine bir tür ‘icraatın içinden’ dökümü.
‘Rüya çiftin’ 2007’de ilk kez insan içine çıktıkları Disneyland’ın şerefine, bir çift miki-mini fare kostümüyle başlıyor hikayemiz. Ve sayfaları çevirdikçe ilk balolarına, Lanterne’e yerleşip Malta’ya görkemli bir gemi seyahatine çıkmalarına rastlıyoruz. Vatikan ziyareti için dini kıyafetlere sokabiliyoruz çiftimizi, Amerikan hayranlıklarından dem vuracakken kovboy ve Kızılderili oluyorlar. Kostümlerin altında da esprili cümleler yer alıyor. Sarkozy’nin tarihe geçmiş incileri, karı kocanın düştüğü komik durumlar... Acımasız bir polis olarak eli coplu Sarkozy... Koşu kıyafetleri, hatta baş başa kaldıklarında giyecekleri kılıklar bile mevcut kitapta.
Michele Lecreux ve Pascal Guichard hazırlamış, bebekleri ve aksesuarlarını Piero, kılıklarını Marie Cardouat çizmiş. Espriler gayet zekice. Ama bundan söz ediyorsam nedeni bu değil. Nedeni, burada insanların bakıp gülüp geçtiği böyle bir mizah kitabını kendi ülkemde hayal edememenin can sıkıntısı.
“Sarkozy ne şahane, ne demokrat bir başkandı, hey gidi hey” diyor değilim elbette. Ama işte rahatlıkla şaka malzemesi edilebiliyor ve kıyamet kopmuyor. Bir de bize bakın, mizah dergilerinin başı beladan kurtulmuyor. Evet, en yaman eleştirileri de yine onlar yapıyor-yapabiliyor ama hep diken üzerinde, hep mayın tarlasında...
Yediden yetmişe şaka kaldırmıyoruz, işin aslı bu. Ne gülmeyi seviyoruz, ne düşünmeyi... İkisi bir arada en tehlikelisi...

MUAMMER KARACA’DA NELER OLUYOR?

Geçen hafta Duru Tiyatro evsiz kalıyor konusunu taşımıştım bu köşeye. Şimdi bir başka tiyatro salonunun, Beyoğlu’ndaki tarihi Muammer Karaca Tiyatrosu’nun durumunu sormak istiyorum... Tiyatro sezonu açıldı ve farkında mısınız ki Muammer Karaca Tiyatrosu kapalı? Ocak ayında haberler çıkmıştı gazetede. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce tiyatronun bulunduğu arazinin imar planında değişiklik yapıldığına, bina kapsamına turizm fonksiyonunun eklendiğine dair haberler... Bina depreme dayanıklı olmadığı için yıkılmalıydı, yerine ne yapılacağı belli olmazdı... Otel olma ihtimali kuvvetliydi...
Yıllardır oyunlarını Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sergileyen Genco Erkal “Tiyatrocular buranın elden gitmesine izin vermeyecektir” demişti... Ama ne zamandır Dostlar Tiyatrosu’nun seansları azaltılıyor, salon tiyatro dışı faaliyetlere tahsis ediliyordu...
Şu anki tabloya bakıyoruz: 60 küsür yıllık Muammer Karaca Tiyatrosu, Beyoğlu Belediyesi’nin ani kararıyla kapatılmış durumda. Genco Erkal’la görüşülmüş, Dostlar Tiyatrosu’na makul bir açıklama yapılmış değil. Anlaşılan bu yıl da tiyatroculara ve tiyatro izleyicilerine sokaklar görünüyor. Salonlarına, tiyatrolarına sahip çıkmaya çalışmak için... Bunca yıllık bir tiyatroyu yok etmek nasıl bu kadar kolay olabilir? Beyoğlu’nda tiyatro, sinema, konser salonu kalmadı. Acil ihtiyacımız bunlar, yeni bir otel ya da alışveriş merkezi değil...