İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki yönetmelik değişikliğiyle başlayan kriz, farklı boyutlar kazanarak bütün tiyatro camiasına yayılır ve ‘Devlet eliyle tiyatro olur mu, olmaz mı?’ sorusu tartışılırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sitesine bir haber düştü. Başlık: “İBB kültür merkezlerinde üç büyük oyun, 100 seans”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü yeni bir proje başlatmıştı; ‘100 Oyun’ adıyla. Mayıs-haziran aylarında başlayacak üç farklı oyun, 2012 yılı sonuna kadar
100 seans gösterilecekti. Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Bir Adam Yaratmak’ı, Cevat Fehmi Başkut’un ‘Harput’ta Bir Amerikalı’sı ve Lyubomir Simoviç’in bir Boşnak halk destanından yola çıkarak yazdığı ‘Hasan Ağa’nın Karısı’.
Kültür A.Ş’nin üç oyununun kadrolarında da hem dışarıdan, hem İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndan sanatçılar var. Örneğin ‘Bir Adam Yaratmak’ın yönetmeni, daha önce bu oyunu Şehir Tiyatrosu’nda da oynamış olan Bora Seçkin. ‘Hasan Ağanın Karısı’nın dekor-kostüm tasarımında İstanbul Şehir Tiyatroları’nın eski genel sanat yönetmenlerinden Nurullah Tuncer’in imzası var. Yönetmen de Tuncer’in daha önce Kosova Devlet Tiyatrosu’nda birlikte çalıştığı Rahim Burhan. ‘Harput’ta Bir Amerikalı’nın yönetmeniyse, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Kemal Başar.
Oyunlar, bugünlerde belediyenin Ümraniye, Güngören, Sultanbeyli’deki kültür merkezlerinde 100 oyunluk serüvenlerine başlamış durumda. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni yönetmeliğe karşı kurulan Twitter ve Facebook hesapları da kaynamaya...
İlk akıllara gelen, yönetmeliğe ne amaçla eklendiği başta tam anlaşılamayan “Şehir Tiyatroları dışarıdan prodüksiyon alır” maddesi... İkincisi de Başbakan Erdoğan’ın “İstediğimiz oyunlara sponsor oluruz” cümlesi.
Durum, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın meclise sunduğu soru önergesiyle daha da ilginç bir hal aldı. Oran’ın konuyla ilgili sorusu şöyle: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kendi iştiraki olan Kültür A.Ş. ile sözleşme imzalayarak ‘Harput’ta Bir Amerikalı’, ‘Bir Adam Yaratmak’, ‘Hasan Ağa’nın Karısı’ adlı oyunları sahneye koydurdu mu? Bu üç oyun için Kültür A.Ş.’ye 2 milyon 750 bin TL’lik ödeme yapıldı mı? Bu iş ihaleyle Kültür A.Ş.’ye verildiyse, söz konusu ihale hangi tarihte yapıldı ve ihaleye başka kim veya hangi şirketler katıldı, onların nihai teklifleri ne oldu? Kültür A.Ş.’nin kuruluş tarihi nedir ve o tarihten bu yana İBB’den aldığı ihalelerin kapsamı, içeriği, ihale bedeli ve ödenen miktarlar kaç TL’dir? Kültür A.Ş. hisseleri kime aittir ve hisse paylarının dağılımı nedir?”
Bu sorular cevap bulur mu, bulursa işin rengi değişir mi, herhalde yakında göreceğiz. Ama şu anki manzaraya göre, devlet eliyle tiyatro pekala olabiliyor ve ‘sponsor olunacak oyunlar’ın ilk partisi hazır bile.

‘Kızlar’ın hakkı bu mu?

Pazar günü iki önemli spor hadisesi vardı memleketimizde. Öncelikle Türkiye (A) Milli Bayan Voleybol Takımı, 2012 Olimpiyatları Avrupa Kıtası Elemeleri final maçını oynadı ve Polonya’yı 3-0 yendi. Ne demek bu? Türkiye, 2012 Londra Olimpiyatları’na katılma hakkı kazandı. Ama ne demek aslında? Hem Türk voleybol tarihinde bir ilk, hem de 52 yıldır takım sporlarında olimpiyatlara katılamayan Türkiye’nin özleminin dinmesi.
Diğer tarafta, şampiyonun belli olması beklenen futbol gündemine, özellikle Trabzon’da yaşanan sinir harbi damgasını vurdu. Ve sonuçta şampiyonluk haftaya kaldı.
Ertesi gün gazeteleri alıyorum elime, bizimki dahil, tamamında kızlar futbolun altında ezilmiş durumda. Tamam, sürmanşette bir köşede yer bulmuşlar kendilerine ama, asıl mesele yine ve daima futbol, ‘asrın finali’! Taraf ve Yeni Şafak gazeteleri ana sayfaya konacak kadar önemli bulmamışlar voleybolcularımızın zaferini. Bu habere hak ettiği gibi futbolun üzerinde yer veren de bir tek Cumhuriyet var, gördüklerim arasında. Başka bir şey demiyorum, “Haksızlık bu” diyorum sadece...