Eninde sonunda hepimiz yalnızız

Bahadır Boysal'ın çizgi karakteri ‘Büşra’, beyazperdede

Afişe bakıp da bir türban hikayesi izleyeceğini zannedeceklere 'Büşra' ile ilgili ilk söyleyeceğim, bunun esasen bir aşk filmi olduğu. Çizer Bahadır Boysal'ın, zaten son derece uçuk kaçık bir türbanlı karakter olan Büşra'sı Leman'dan çıkıp beyazperdeye konmuş ve son derece serseri ruhlu, dilinin kemiği olmayan, çok okunan bir yazar olan Yaman ile büyük bir aşk yaşıyor.
Senaryoya da ilk fimini çeken 1981 doğumlu genç yönetmen Alper Çağlar ile birlikte imza atan Bahadır Boysal, banttakinden daha ayakları yere basan bir Büşra çizdiklerini kabul ediyor filmde. Filmimizin Büşra'sı, üniversiteyi yeni bitirmiş, gönlü gazetecilikte, son derece aklı başında, dünyayla ilgili bir genç kız. Bu rol için tanınmamış biri seçilmiş, doğru da olmuş, Mine Kılıç gayet iyi bir Büşra olmuş.

Tayanç Ayaydın harika
Hikayenin başında Büşra, Cumhuriyet ayarında olduğu anlaşılan bir gazeteye staj için başvuruyor, işe kabul edilmese de o odada hayatını değiştirecek adamla, ukala ve kayıtsız bakışlarla kendisini süzen Yaman'la tanışıyor.
Yaman karakteri için Kaan Urgancıoğlu'ndan Timuçin Esen'e sayısız oyuncu düşünülmüş, sonunda Tayanç Ayaydın'da karar kılınmış, ki ne isabetli bir seçim. Dünyayı ti'ye alarak yaşayan, yazılarını evinin terasında viski eşliğinde yazan, hayattan, belki kendinden, en çok da yoga hocası sevgilisi Alara'dan sıkılan Yaman rolünde Ayaydın bir harika.
Çiğdem Batur'un oynadığı Alara, mum ışığında meditasyon yaparak sözde dünyevi hırslarından, öfkelerinden arınan, halbuki içinde hedefe giden yolda her şeyi devirmeye hazır sinsi bir yılan yatan kadın. Bünyesinde bu tür insanların bütün klişe özelliklerini barındıran bir tip.
Aslında filmdeki bütün karakterler öyle. Ailesinin Büşra'ya eş olarak uygun gördüğü Ferit de mesela, dışarıya son derece efendi görünürken yalnız kaldığında aynaya karşı ana avrat düz giderek öfkesini kusan, kendi kendini gaza getiren bir muhafazakar iş adamı. Genç yetenek Coşku Cem Akkaya da belli ki bu rolle epey dikkat toplayacak.
Velhasıl bu dört karakter, Büşra ile Yaman'ın arasındaki engellenemez elektrik çerçevesinde birbirine dolanıyor. Büşra bir taraftan çocukluktan beri tanıdığı, ama muhafazakar ailelerden gelmek dışında hiçbir ortak yönü olmayan Ferit ile evlilik yolunda ilerlerken diğer yandan görünüşte çok farklı olup özünde çok uyuştuğu, anlaştığı Yaman'a kapılır gidİyor.

Eninde sonunda hepimiz yalnızız
Tayanç Ayaydın (solda), pek çok aktörün arasından sıyrılıp Yaman rolüne cuk oturmuş. Mine Kılıç’sa Büşra’nın hakkını sonunu kadar veriyor. Tanınmamış birinin seçilmesi doğru bir karar.

Taraf tutmuyor
Filmin hoş yanı, taraf tutmaması. İki gencin çevresinde de 'öteki' olarak gördüklerine karşı aynı tür münasebetsizlikler, hoşgörüsüzlükler mevcut. İnsanın biraz aklı ve sağduyusu varsa tesettür defilesine de, Beyoğlu'nun arka sokaklarında yapıldığı anlaşılan ucube maskeli baloya da aynı mesafeyi almak istiyor. Büşra'nın sarı saçlı mini etekli 'kankası'nı kötü kötü süzen türbanlı ahbaplarına da, onu maskeli balodan "Defolun gidin, ülkeyi ne hale getirdiniz" diye kovmaya kalkışan Hitler kostümlü delikanlıya da eşit derecede sinir oluyor.
Ve neticede ortada, hoşgörüsüzlükle yalnızlığın kol kola gittiği mesajını da veren bir aşk hikayesi, Bahadır Boysal'ın tanımıyla gayet 'pop bir film' var. Bir de sinemamız için genç bir yönetmen müjdesi. Finalde gençlerimiz Atatürk heykelinin huzurunda dans etmeseler de olurmuş diye düşünüyorum fakat...