Geçmişi artık rahat mı bıraksak?

Işın Karaca’nın ille de ‘que’ ile bitirdiği ‘Arabesque II’ ve Candan Erçetin’in ‘Aranjman’ albümü, nostalji rüzgarını abartan çalışmalar

Gerçekten gözlerime inanamadım Işın Karaca’nın ‘Arabesque-II’ diye bir albüm daha yaptığını gördüğümde. O zamanlar yazmıştım fikrimi, uzun uzun tekrar etmeyeceğim, özetle, bence son derece güçlü bir sese sahip olduğu su götürmez ama Karaca’ya arabesk hiç yakışmıyor. Onun yorumculuğunun arabeskin tarzına, tavrına uygun olduğunu düşünmüyorum. Aynı konuda Naim Dilmener’in de yazdığı gibi ‘Dert Bende Derman Sende’yi ondan dinlerken ne derde, ne derman arayışına ikna olmuyor insan.

Geçmişi artık rahat mı bıraksak

Bin kere Orhan Gencebay’dan dinlerim
Neyse, Karaca bu ikinci ‘arabesque’ albümün giriş yazısında (kendisi rüzgar tanımını tercih ediyor), ilk rüzgarının verdiği özgüvenle “Geçmiş bize yakışıyor” gibi bir cümle kurabileceğini belirtmiş. Ve geçmişi bilmeyenin geleceğe söz geçiremeyeceğinden dem vurarak, “Bu çok özel şarkıları bilmeyen nesillere yeni bir merhaba. Bilenlere selam olsun...” deyip bitirmiş.
Şimdi ben o ikinci neslin bir mensubu olarak çok üzgünüm ki misal ‘Dertler Benim Olsun’un bu versiyonu yerine bin kere daha Orhan Gencebay’dan dinlemeyi tercih ederim. Bilmeyen yeni nesle de tavsiyem budur. 11 şarkı var bu hâlâ niye ‘que’ ile bitmesi gerektiğine akıl sır erdiremediğim arabesk albümde: Sait Ergenç’in (Halit Ergenç’in babasıdır kendisi) ünlü şarkısı ‘Ben İnsan Değil Miyim?’, Orhan Gencebay’dan ‘Gönül’, ‘Dertler Benim Olsun’, Selami Şahin’den ‘Tanrım’ ve ‘Sabaha Kadar’, Vedat Yıldırımbora’dan ‘Yağmur’, Ali Tekintüre-Burhan Bayar ortak yapımı ‘Sen Affetsen Ben Affetmem’, yine Burhan Bayar imzalı ‘Gülüm Benim’, Rıfat Şanlıel’in ‘Neden Saçların Beyazlanmış Arkadaş?’ı, Yılmaz Tatlıses’ten ‘Seni Sevmeyen Ölsün’ ve ne vesileyle arabesk tanımının yakıştırıldığını bilemediğim nefis Neşet Ertaş türküsü ‘Kendim Ettim Kendim Buldum’. Yok, bir tahminim var tabii, zamanında Neşe Karaböcek tarafından da söylenmiş oluşu ama bu bir türküyü arabesk yapmaya yeter mi bilemiyorum...
Neticede tamamı akustik enstrümanlarla kaydedilmiş ‘Arabesque II’ albümü, müzik direktörü Selim Çaldıran, emeklerine saygım var elbette. Fakat bence artık geçmişi, hele hele arabeskin geçmişini bırakıp geleceğe bakmanın zamanıdır Işın Karaca için. Biz hâlâ ‘Tutunamadım’la avunuyoruz çünkü.

Söylene söylene sakız olmuş şarkılar
Aynı şeyi ne yazık ki Candan Erçetin’in albümü için de söyleyeceğim. Evet, 2009’un aralık ayında ‘çok bekledik ama değdi’ dedirten ‘Kırık Kalpler Durağı’nı çıkardı, evet daha oradaki şarkılar daha ömrünü doldurmadı ama acaba araya bir ‘aranjman’ attırmak şart mıydı? Türkiye’de zamanında çok meşhur olmuş, yıllar içinde maalesef söylene söylene sakız olmuş şarkılar var albümde. Öyle ki, bazılarının değil yeni bir yorumunu, orijinal halini bile duymaya tahammülü kalmamış insanların.
Mesela ‘Deniz ve Mehtap’, ‘Karlar Düşer’, ‘Her Yerde Kar Var’ ya da ‘Memleketim’... Başlamışken tamamını sayayım: ‘Entarisi Ala Benziyor’, ‘Dünya Dönüyor’, ‘Üç Kalp’, ‘Sessiz Gemi’, ‘Göreceksin Kendini’, ‘Hoşgör Sen’, ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’, ‘Yalanmış’, ‘Selam Söyle’ ve ‘İstanbul’.
Candan Erçetin hepsini yarı Türkçe yarı Fransızca söylemiş. Ne onun yorumuna, ne Alper Erinç’in düzenlemelerine, ne müzisyen ekibinin yetkinliğine diyecek söz var. Ama çok rica ediyorum, kim zaten çoğu birer başyapıt olmayan bu şarkıların bir kez daha ısıtılmış halini dinlemek için bir albüm satın alır? Yeni bir albümün içine bir tane cover koymak başka bir şey, albümün tamamını bunun üzerine kurmak başka... Bu nostalji rüzgarını biraz abartmadık mı? Artık hemen hepsinin kayıtları bulunuyor çok şükür, isteyen alır dinler.