KADININ İÇİNDEKİ CANAVAR UYANIRSA

Her köşesine mutsuzluk sinmiş bir ev... Hay atının tek anlamı akşama ne pişireceğini düşünmek olan, ağzı var dili yok bir kadınla her gün tam olarak aynı saatte işten dönüp kendisi için hazırlanmış şahane sofraya suratsızca çöken, karısıyla iletişimi sözcüklerle değil homurtularla kuran bir adamdan oluşmakta.

Monotonluktan boğulan bu kutsal ailenin sevgisiz yuvasına buyur ediyor, Ümit Ünal bizi. Hakikaten perdeden çıkıp sizi de içine çekiveren bir kasvet hakim her yana. Bir tek Neslihan’ın hayalleri var renkli, kendisini bir televizyon sunucusu gibi gördüğü, şahane yemek tarifleri verdiği, gerisi tekdüze, boğucu, karanlık.

‘Umutsuz ev kadını’

İstanbul Cihangir’de büyümüş bir kadın Neslihan. Belli ki, hayattan beklentileri varmış ama kocasının peşinden Anadolu kasabalarında geçmiş ömrü. Mükemmel bir aşçı, fedakar bir eş, vefalı bir komşu, aslında tam bir ‘umutsuz ev kadını’ olabilmiş. Yine de bu kendisini yok sayan hayatın dışına çıkmayı aklının ucundan bile geçirmiyor. Ta ki kocası dört dörtlük hizmet gördüğü bu evlilikten sıkılıp, onu terk etmeye karar verene kadar. Ondan sonra o tatlı, munis ve sessiz kadının içinden hayret verici ve ürkütücü bir başka karakter çıkıveriyor.

Ümit Ünal’ın ‘Sofra Sırları’, ilk kez görücüye çıktığı Adana Film Festivali’nden bol bol seyirci övgüsü ve hikmetinden sual olmayan jürinin tuhaf kararı sonucu sıfır ödülle döndüğünden beri merakla bekleniyordu. Bugün itibariyle sinemalarda. İlmek ilmek örülmüş, merak, gizem ve mizah dolu bir senaryo, Ünal’ın alameti farikası, kapalı mekanda yakalanmış gerilim yüklü bir atmosfer ve şahane oyunculuklar.

‘Bir pilav yapayım o zaman’

Demet Evgar, o içinde herhangi bir duygu taşımıyormuş, hiçbir şeye sevinmiyor, üzülmüyor, şaşırmıyormuş gibi görünen Neslihan’ı ve içindeki fırtınaları öyle bir oynuyor ki, seyirci bu cici ev hanımı mı yoksa seri katil mi olduğu belli olmayan kadına sonuna kadar ikna oluyor. Kocası onu terk edeceğini açıklarken “Ben tereyağlı bir pilav yapayım o zaman, fıstıklı” diye tepki veriyor kadın, şahane sahiden.

Dünyanın en sıkıcı kocası olduğu yetmezmiş gibi, bir de gözü dışarıda olan Ethem’de Fatih Al, kendisi gibi üç kağıtçı erkek arkadaşları Ahmet ve Mehmet’te Emrah Kolukısa ile Ferit Aktuğ son derece sinir bozucu bir erkek cephesi oluşturuyor. Olayları araştırmaya gelen komiserde Alican Yücesoy’u, bütün erkeklerin göz koyduğu komşuda Elit Andaç Çam’ı, Neslihan’ın iyi niyetini suistimal edip belasını bulanlardan çiçekçi Ramo’da Fırat Altunmeşe’yi izliyoruz.

Çok eğlenceli, hem geren, hem güldüren bir korku-komedi ‘Sofra Sırları’. Her şeyden önce kadın karakterden yana fakir sinemamıza Neslihan’ı kazandırdığı için kutluyorum Ünal’ı. Ethem, Ahmet ve Mehmet gibi adamlara da bir uyarısı var filmin: Kadınlardan korkun. Evde görmezden gelerek yaşayıp gittiğiniz, bedava aşçınız, uşağınız ve hizmetçiniz sandığınız karınızın içindeki canavar bir uyanırsa, sonuçları ölümcül olabilir.