Hande Çayır’ın kadınların evlenip boşanınca değişen soyadı meselesini ele alan filmi ‘Yok Anasının Soyadı’, durumun müthiş bir özetini yapıyor. İş, ötekinin derdini “Bırak bu işleri” diye karşılamamakla başlıyor

KADINLAR GEMİ AZIYA ALDI

Bir kısa belgesel izledim geçen gün. Daha baştan, bir kadın ve bir erkek sesi arasında geçen diyalogla insanı hafif sinirlendirerek yakalıyor. Karanlıkta giden bir arabadayız. Yüzleri görmüyoruz. Yönetmen olduğunu anladığımız kadın, yeni projesinden söz ediyor. “Soyadı üzerine” diyor. Kadınların evlendikten sonra değişen soyadı üzerine yani... Ya da iki soyadını birden taşıma konusundaki ısrarları üzerine. Karşılaştığı tepki, “Biraz saçma olmuş” oluyor, başka konu mu kalmadı?” Pardon, “Biraz saçma olmuş aşkım” diyor. Anlıyoruz ki ya kocası ya sevgilisi, yönetmenin. “Aşkım” diyor. Ama aşkının üzerine bir film yapmaya değer gördüğü konuyla ilgisi bu kadar... Hatta bu kadar da değil, “Bu kadar sorun varken bu mu kaldı?” da diyor; “Daha dişe dokunur şeyler yap, bırak bu kadın işlerini.”
Bu arada büyük olasılıkla taksi şoförü olan ikinci bir erkek sesi daha karışıyor lafa... Bu kendi soyadını da taşıma isteği falan, bütün bunları “Kadınların gemi azıya alması”yla açıklıyor bilirkişi olarak. Yoldan çıkıyormuş özetle kadın böyle böyle, gemi azıya alan at gibi...

“Bırak bu işleri”
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Bilimleri Sinema Bölümü’nden, doktora programı öğrencisi Hande Çayır’ın kadınların evlenip boşanınca değişen soyadı meselesini ele alan filmi ‘Yok Anasının Soyadı’, sadece bu diyalogla bile durumun müthiş bir özetini yapmış oluyor. Çocukça bir kapris, saçma sapan, ciddiye alınmayacak bir tuhaf istek, kadının doğduğu, bir yaşa kadar taşıdığı isminden vazgemek istememesi. En yakınına bile anlatamıyorsun derdini, “Bırak bu işleri Hande Aydın” diyor, bir röportajından ‘eski’ kocası olduğunu anladığımız beyefendi genç yönetmene...

Kendi soyadından vazgeçmemek için
Ve Hande Aydın, Hande Çayır Aydın, Hande Çayır ya da sadece Hande; çeşitli kadın ve erkeklere yöneltiyor sorusunu... Çok naif, hiç sorgulayıp yargılamayan, sadece anlamaya çalışan bir tonla. “Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?” diyerek. Böylece 17 dakika içinde muhtelif kesimlerden insanların soyadı konusundaki yaklaşımlarını görüyorsunuz. Sırf kendi soyadından vazgeçmemek için 6-7 senelik kocasıyla resmi olarak boşanıp beraber yaşamayı sürdüren bir kadın var mesela; Asuman Bayrak. Çünkü başvurduğu hiçbir mahkeme; karşısına çıkan bir kadın hakim bile olsa, ona bu izni vermiyor. Son çare Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyor ve olumlu karar çıkartmayı başarıyor. Türk hükümeti hâlâ onaylamıyor kararı ama Asuman Bayrak sonuna kadar gitmeye kararlı.

Ötekinin derdini anlamaya çalışsak
Hande Çayır’ın yüzlerden çok seslerle anlattığı hikayeler, hiçbir yere varmasa da, niyeti olanın şunu anlamasını sağlıyor: Bir insan, bir şey için bu kadar uğraşmayı göze alıyorsa, bu onun için önemli demektir değil mi? Bize de öncelikle bunu anlamak düşer. Doğuştan beri taşıdığı soyadını kendine ait, kimliğini tamamlayan bir unsur olarak görüyorsa, bunu ondan zorla almaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Filmdeki bir erkek sesinin dediği gibi “Ben askere giderken, sünnet olurken başka bir opsiyonum var mıydı? Burada da yok.” gibi bir yaklaşımla ne birbirimizi anlayabilir, ne meselelerimize çözüm bulabiliriz. Ve ‘başka bir opsiyon’ da aslında mutlaka vardır... İş, ötekinin derdini “Bırak bu işleri” diye karşılamamakla başlıyor.
“Yok Anasının Soyadı”, yarın 11. Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali kapsamında Goethe Institut’ta, 23 Mart’ta Fransız Kültür Merkezi’nde ve 9. Akbank Sanat Kısa Film Festivali kapsamında Akbank Sanat’ta gösterilecek. Sonra da Prag yolcusu. Görülmeye değer...