Önce Hümeyra’nın adımlarıyla tanıyoruz kasabayı...
Onun uçarcasına giden, tüy gibi hafif adımlarıyla...
Yıllar yıllar önce, o duvarların gencecik bir kıza nasıl ağır geldiğini tahmin etmek mümkün değil. Bir eve dönüş neşesi var, yolları adımlayışında.
Ruhu hafif, yıllar karartmamış kalbini.
Sonra yine tiyatro, sinema ve müziğimizin bir diğer ‘diva’sı çıkıyor sahneye: Işıl Yücesoy. Olanca sertliği ve 40 yılın öfkesiyle. Sanki onca yıl hiç yaşamamış; öfkesini ve kinini beslemiş sadece.
Belli ki kötü şeyler yaşanmış aralarında zamanında ama ne bilmiyoruz... Adım adım keşfediyoruz.
Hatice ve Hanife... İki kız kardeş...
Hatice ‘Ayperi’ olmuş, uçmuş kasabadan. Giderken ablası Hanife’nin de bir sırrını götürmüş beraberinde. Hanife ise kabuk bağlamış, kalmış olduğu yerde.
Şimdi kabukların kalkma, yaraların kanama vakti...

MÜZİKLİ MASAL
Bugüne kadar her filminde hikaye anlatma gücünü müzikle destekleyen Çağan Irmak, bu kez gerçek bir müzikli masal anlatıyor. ‘Unutursam Fısılda’, bir alıyor bizi 70’lerin ışıklı, renkli, cümbüşlü dünyasına götürüyor; bir getirip bugünün hüzünlü sonbahar atmosferine bırakıyor.
Gözükara Ayperi’nin aşkın ve müziğin, aslında kendi dediği gibi ‘hayatının’ peşinden gidip bütün engelleri aşma macerası ne kadar göz alıcıysa, aradan 40 yıl geçtikten sonra iki kız kardeşin birbirlerine kalıp hesaplaşmaları da o kadar yürek burkucu. Neyse ki, filmin hiçbir anında mizahın gücünü es geçmemiş Çağan Irmak. En üzüntülü anda bile bir kenardan gülümsetmeyi başarmış.
Nefis bir oyuncu kadrosu yine... Ayperi’nin gençliği Farah Zeynep Abdullah’a, Hanife’ninki öz kızı olsa Işıl Yücesoy’a ancak bu kadar benzeyecek olan Gözde Çığacı’ya emanet.
Farah Zeynep Abdullah, filmi baştan sonra müthiş bir başarıyla alıp sürüklüyor. Kasabanın boğucu atmosferinden, birlikte aşkla çıktığı Tarık’ı Mehmet Günsür, müzikal yolculuklarında yer alan yol arkadaşlarını ise Kerem Bürsin oynuyor.
Şahane bir üçlü...
Sanat yönetimi ayrı bir alkışı hak etmekte...
Kostümlerden konser dekorlarına, Yeşilçam film setlerinden Ayperi’nin yıldız evine, her detayın hakkı verilmiş. Sanat yönetmeni ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisinden de tanıdığımız Soydan Kuş, sanat ve kostüm danışmanı da ‘Muhteşem Yüzyıl’da imzası olan Nilüfer Çamur olunca, aksi beklenemezmiş zaten...
Görüntü yönetmeni de Gökhan Tiryaki, daha ne olsun?
Dahası, filmin sizde bıraktığı tad... En büyük pişmanlığı, yaşamaktan korktuklarımız için yaşayacağımız duygusu...
Korkup köşesine çekilenlerin, öfkesini besleyip büyütenlerin hikayesi olmuyor anlatılan. Hanife’nin hikayesi yok. Ancak korkmaz, hayatımızın peşinden gidersek, sonunda hatalarımızla, günahlarımızla, sevinçlerimiz ve coşkularımızla da anlatılmaya değer bir hikayeye sahip olabiliriz.
Dönüp geriye baktığında “Yaptım, bugün olsa yine yaparım” demekten daha mutluluk veren ne olabilir?

HÜMEYRA’DAN YENi ŞARKI

Filmde, sözü müziği Kenan Doğulu’ya ait altı yeni şarkı dinliyoruz Farah Zeynep Abdullah’ın sesinden. Yetenekli ve ışıltılı bir oyuncu olduğunu biliyorduk da, bu kadar güzel bir sesi olduğunu bilmiyorduk.
Şarkılardan ‘Gel ya da Git’ bir süredir internette dönüyor. Diğer şarkıların da hemen hepsi birbirinden güzel ve akılda kalıcı. Bence yakında, filmden ayrı da bir yolculukları olacak. Ayrıca benim için bu toprakların yetiştirdiği en büyük yorumculardan biri olan Hümeyra’nın sesinden de yıllar sonra yeni bir şarkı dinlemek bu filmin bonusu oldu. Çağan Irmak’a bunun için de teşekkür ediyorum.