Müzik durağında sürpriz bir gece

1992 imiş açılışı, bizim keşfetmemiz de hemen hemen o tarihlere denk gelir zaten. Hayal Kahvesi ile birlikte Beyoğlu’nun, hatta İstanbul’un sayılı canlı müzik mekanlarından biriydi.
Adı Jazz Stop ise de her tür müziğe açık oldu sahnesi. Zaten Moğollar’ın efsane davulcusu Engin Yörükoğlu’nun mekanıydı, müzisyenlerin uğrak yeriydi, her gece o sahnede başka bir sürpriz beklerdi gelenleri. Birkaç yıl öncesine kadar... Sonra yavaş yavaş müşterileri azaldı, sonra toptan kapattı kapılarını.
Jazz Stop, hüzün veren bir sessizlik döneminden sonra küllerinden yeniden doğmuş vaziyette şimdi. Haftanın yedi günü, saat 22.00’den sabahın ilk ışıklarına kadar ne sahne boş kalıyor, ne de bar...

Gecede iki grup
Bazen gecede peşpeşe iki grup çıkıyor, özel konserler oluyor. Tam bir müzik fabrikası orası. Bunu öncelikle perşembe geceleri grubuyla müthiş bir program yapan Güvenç Dağüstün’e borçluyuz. Aslında bir opera sanatçısı Dağüstün ve en çok Fazıl Say’ın “Nazım’ projesinden tanıyoruz onu.
Jazz Stop’ta ise Ortaçgil parçalarından Timur Selçuk bestelerine, “Sessiz Gemi”lerden “El Gibi”lere çok zengin bir repertuvarla çıkıyor sahneye. Ama en çok Polat Bülbüloğlu’nun “Gel Ey Seher”ini dinlemeyi seviyoruz onun sesinden. Arada Kürşat Başar da saksofonuyla eşlik ediyor ona.
Jazz Stop’un müzik programlarını da Güvenç Dağüstün düzenliyor. Geçen hafta Birsen Tezer gibi muhteşem bir ses geldi geçti o sahneden mesela ve duyduğumuza göre daha sık da izleyebilecekmişiz Tezer’i orada. Ne büyük müjde...

Sürprizli mekan
Cuma geceleri Retro adlı bir grup var, adından anlaşılacağı gibi eski şarkılar çalan, saat 12’den sonra da aynı zamanda oyuncu olan Cem Kılıç. Pazar Sarper Semiz, pazartesi önce Lunatiko, ardından çok başarılı solisti Ebu ile Keyif... Ben onları izlemeye gitmişken piyanoda Genco Arı’yı dinleme şansı yakaladım, her an her şey olabiliyor burada.
Salıları Scool’un gecesi, öncesinde de farklı gruplar. Bu gece Çağrı Sentel Trio var örneğin. Çarşamba Friendly Fire ve gene müthiş bir solist: Anima’dan tanıdığımız Ceylan Ertem.
Geçtiğimiz ay Tuna Kiremitçi, Özgür Çevik, hatta izleyici olarak gelip sahneye çıkan Oktay Kaynarca, Özgü Namal gibi isimlerin geçtiği sahnede 20 Kasım’da Gündoğarken konseri olacak. Aralık ise yine birçok sürprize gebe... (www.jazzstop.com adresinden daha fazlasını öğrenebilirsiniz)
Velhasıl, Jazz Stop son dönemin en eğlenceli mekanlarından biri. Havalandırma sorununa da bir çare bulurlarsa çok şahane olacak.

Cinnet cephesi
“Cinnet geçiren adam karısını, iki çocuğunu öldürdü, sonra da intihar etti...” Tipik bir üçüncü sayfa spotu. Çocukluğumdan beri bir dehşet ama gemlenemeyen de bir merak duygusuyla göz attığım üçüncü sayfa haberlerinden...
‘Cinnet’ üzerine kafa yormadan bütün yüklendiği anlamlarıyla olduğu gibi kabul ettiğim bir sözcük olmuş hep. Yeni fark ettim. Ne zaman kime ineceği belli olmayan, geldi mi de karşı konulamayan, insana her tür deliliği yaptırabilecek bir tür balyoz... Sebebi yok, sonuçları korkunç... Nasıl ve neden olduğuna aklımız ermez, gelirse de kaçamayız, ne çare...

Cellat ve kurban
Ferzan Özpetek “Mükemmel Bir Gün”de bu üçüncü sayfa olaylarından birinin karşı tarafına geçiyor işte. ‘Cinnet’ cephesine. Karısına aşkla bağlı ama tutkusunu şiddetle dışa vuran bir adamın, hem cellat hem kurban olan Antonio’nun dünyasına sokuyor izleyeni.
Ve garip bir şekilde, karısını geri dönmeye razı edemeyen, kendisine de hükmedemeyen bu adamın çıkmazını hissetmemizi sağlıyor. Bir noktada böyle yaşayamayacağını, mutlaka korkunç bir şey yapacağını derinden hissediyorsunuz. Onunla bir duygudaşlık kuramasanız da sezgilerinizle anlıyorsunuz. “Mükemmel Bir Gün” mükemmelen başarıyor bunu.

Anlama çabası
Okuldayken kompozisyon derslerinde “Okumak ne işe yarar?” sorusuna cevap vermemiz gerekirdi sık sık. “Başka hayatları tanımamıza” idi favori cevabım. Sinema da böyle, hikâye anlatan her sanat böyle aslında. Anlatılanın senin hikâyen olması gerekmiyor.
Gün gelip böyle bir durumu bile ‘anlayabiliyorsa’ insan, aslında bütün iş niyette galiba. Bir ‘caniyi’ de, bir zalimi de, bir zavallıyı da anlayabilirsiniz isterseniz. İnsanların attıkları hiçbir adım için bir açıklama borçlu değilmiş gibi yaşayıp gittiği, karşılaşılarına çıkan hayatlara yol geçen hanı muamelesi yaptığı bir dönemde “Neden?” sorusu ve buna verilecek cevap sizi hâlâ ilgilendiriyorsa tabii...